زدن افسار اولاغ به سر کودکان تورک و بستنشان به آخور تا مثل آدم به فارسی
حرف بهزنند
مئهران باهارلی
هر کس که تورکی حرف میزند، افسار اولاغ به سر او بهزنید و او را به
آخور بهبندید. ... تا به جای زبان حیوان (تورکی) به زبان انسان، فارسی صحبت کند.
Doktor Ahmed Han Mühsinî Doğduâbâdî, Azerbaycan ili maârif dâiresi başkanı:
“Türkçe
konuşanın başına dizgin geçirip ahıra bağlayınız. ... tâ ki hayvan dili (Türkçe) yerine, insan dili
Farsça konuşsun”.
Doctor Ahmad Khan Muhsini
Doghduabadi, head of the education administration of Azerbaijan province, İran:
“Put a bridle on head of
anyone who speaks Turkish and tie him/her to the barn. ... until he/she starts
to speak in human language Farsi, instead of the animal language (Turkish)”.
خلاصه:
احمد محسنی
در دورهی سلطنت رضا شاه هفت سال (۱۹۲۶ــ۱۹۳۳میلادی)
رئیس کل ادارهی معارف و اوقاف و صنایع مستظرفهی آزربایجان بود. او تکلم به فارسی
را معادل حرف زدن مثل آدم و تکلم به تورکی را معادل حرف زدن مثل حیوان میشمرد و امر
کرده بود به سر هر کس که تورکی حرف میزند، افسار اولاغ بهزنند و او را به آخور
بهبندند. در ایران «کشمکش تورک و تاجیک» همواره در اشکال مختلف در طول تاریخ وجود
داشته است: در گذشتهی دور «جنگ توران و ایران»، در دورهی دولت قیزیلباشیه
(صوُفَویه) «جدال قیزیلباش و تاجیک»، در اوائل دورهی قاجاری «کشمکش آزربایجانی و
عراقی - عراقستانی» و در دورهی
مشروطیت
«اختلاف تورک و فارس». دشمنی با زبان تورکی یکی از مظاهر این کشمکش تاریخی در
ایران است. در سالهای ١٨٩٨- ١٩٠٠ انجمنهای معارف تهران و تبریز تعلیم و تعلم به
زبان تورکی در مدارس اصول جدید را ممنوع کردند. بعد از اشغال تهران توسط مشروطهطلبان
افراطی در سال ۱٩٠٩ و خلع محمدعلی شاه، تحمیل زبان فارسی، ممنوع
ساختن زبان تورکی در همهی عرصههای مکتوب و دولتی و ارتش، و ریشهکن کردن آن به سیاست
رسمی دولت مشروطهی ایران تبدیل شد. در سال ۱٩۱٨ مشروطهطلبان
ضد تورک تبریزی موسوم به دموکراتهای آزربایجان، یک حاکمیت پانایرانیستی با نام آزادی
سِتان را در این شهر تاسیس کردند. حاکمیت آزادی سِتان هویت ملی خود را ایرانی،
زبان ملی و رسمی خود را فارسی اعلام کرد، تکلم به زبان تورکی در مدارس و اماکن
عمومی را ممنوع ساخت، و به جریمه کردن کسانی که تورکی حرف میزدند، انتشار نشریات
فارسی و تاسیس شبکهی مدارس فارسیزبان در شهرهای تورک پرداخت. پس از کودتای ١٩٢٠
رضا خان سردار سپه، نسلکشی زبانی تورکی به سیاست راهبردی دولت ایران تبدیل گشت. در
این دوره نسلکشی زبانی تورکی عمدتا توسط نظارت معارف اجرا، و علاوه بر ممنوع
ساختن تعلیم و تعلم و تکلم به زبان تورکی در مدارس، موارد زیر را شامل میشد: ممنوعیت
چاپ و نشر و قرائت و ورود هر گونه نشریه و کتاب تورکی از عوثمانلی و قفقاز،
ناتوان گردانیدن تورکها از تورکینویسی و تورکخوانی، گسترش مدارس فارسیزبان در
مناطق تورکنشین، تاسیس مدارس فارسیزبان برای دختران و بزرگسالان تورک ...... پس
از تاسیس سلسلهی پهلوی، فارسسازی تورکان و نسلکشی زبانی تورکی در راس اهداف
استراتژیک دولت ایران قرار داشت. در این دوره والیان آزربایجان و روسای ادارهی
معارف آزربایجان از میان فاناتیکترین و به لحاظ انسانی - اخلاقی نازلترین عناصر
ضد تورک انتخاب میشدند. اغلب این افراد مانند محسنی فارس بودند و نسبت به زبان و
هویت و فرهنگ تورک کینه و نفرتی عمیق داشتند.
Özet
Rıza Şah Pehlevi hakimiyeti döneminde Ahmed Mohseni,
Azerbaycan'da Eğitim, Vakıflar ve Güzel Sanatlar Genel Müdürü olarak yedi yıl
(1926–1933) görev yaptı. Farsça konuşmayı "insan gibi konuşmak",
Türkçe konuşmayı ise "hayvan gibi konuşmak" ile bir tutan Mohseni eğitim
müdürlüğü döneminde şu emri vermiştir: "Türkçe konuşan herkesin başına
eşek yuları takın ve onları ahır ve yemliğe bağlayın." İran'da "Türk - Tacik (sonraki Fars)
çatışması" tarih boyunca çeşitli biçimlerde hep var olmuştur: “Turan –
İran” arasındaki kadim savaş; Kızılbaş (Sofuvi) dönemindeki “Kızılbaş – Tacik”
çekişmesi; erken Kacar dönemindeki “Azerbaycanlı - Iraklı/Irakistanlı”
arasındaki çatışma ve Meşrutiyet dönemindeki “Türk – Fars” karşı durması. Türk
diline yönelik düşmanlık, İran'daki bu tarihsel çatışmanın çağdaş tezahürlerinden
biridir. 1898
ile 1900 yılları arasında Tahran ve Tebriz'deki Mâarif Encümenleri, "yeni
usûl" okullarda Türkçe eğitimini yasakladı. 1909'da radikal
Meşrutiyetçilerin Tahran'ı işgal etmesi ve Muhammed Ali Şah'ın tahttan
indirilmesinin ardından; Farsçanın dayatılması —ve bunun yanı sıra Türkçenin
tüm yazılı, idârî ve askerî alanlarda yasaklanması ve ortadan kaldırılmasına
yönelik girişimler— İran'ın Meşrutiyetçi hükümetinin resmî politikası hâline
geldi. 1918'de, Tebrizli Türk karşıtı Meşrutiyetçiler —yâni
"Azerbaycan Demokratları"— bu şehirde "Âzâdî Setan" adında
Pan-İranist bir yönetim kurdular. Âzâdî Setan, ulusal kimliğini İranlı, resmi
ve ulusal dilini ise Farsça olarak ilan etti; okullarda ve kamusal alanlarda
Türkçe konuşulmasını yasakladı, Türkçe konuşanlara para cezaları uyguladı,
Farsça süreli yayınlar çıkardı ve Türk şehirlerinde Farsça eğitim veren
okullardan oluşan bir ağ kurdu. Rıza Han’ın 1920’deki askeri darbesinin ardından, Türk diline yönelik
dilsel soykırım İran devletinin stratejik bir politikası hâline geldi. Bu
dönemde söz konusu dilsel soykırım esas olarak Eğitim Bakanlığı gözetiminde
yürütüldü; okullarda Türkçe eğitim ve konuşmanın yasaklanmasının yanı sıra
alınan tedbirler arasında şunlar yer alıyordu: Türkçe süreli yayınların ve
kitapların basılması, yayımlanması, okunması, ve Osmanlı toprakları ve
Kafkasya’dan ithal edilmesinin yasaklanması; Türklerin Türkçe okuyup yazamaz
hale getirilmesi; Türk nüfusun yoğun olduğu bölgelerde Farsça eğitim veren
okulların yaygınlaştırılması ve Türk kızları ile ileri yaştaki bireyler için
Farsça eğitim veren özel okulların kurulması... Pehlevi hanedanının kurulmasının ardından, Türk
halkının Farslaştırılması ve Türk diline yönelik dilsel soykırım, İran
devletinin stratejik hedeflerin birine dönüştü. Bu
dönemde Azerbaycan vâlileri ve bölgedeki Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, ahlâkî
ve etik açıdan en yozlaşmış, Türk karşıtlığı konusunda en fanatik unsurlar
arasından seçiliyordu. Tıpkı Mohseni gibi bu kişiler de genellikle Türk diline,
kimliğine ve kültürüne karşı köklü bir düşmanlık ve nefret besleyen etnik
Farslardı.
Abstract
During
the reign of Reza Shah, Ahmad Mohseni served for seven years (1926–1933) as the
Director General of the Department of Education, Endowments, and Fine Arts in
Azerbaijan. He equated speaking Persian with "speaking like a human
being" and speaking Turkish with "speaking like an animal," and
had ordered: "Place a donkey's halter on anyone who speaks Turkish and tie
them to the manger." In
Iran, a "Turk-Tajik conflict" has consistently manifested in various
forms: the ancient war between Turan and Iran; the "Qizilbash-Tajik
strife" during the Qizilbash (Safavid) era; the "conflict between
Azerbaijanis and Iraqis/Iraqistanis" in the early Qajar period; and the
"Turk-Persian dispute" during the Constitutional era. Hostility
toward the Turkish language is one of the manifestations of this historical
conflict in Iran. Between
1898 and 1900, the education associations of Tehran and Tabriz banned
instruction in the Turkish language within "new-method" schools.
Following the occupation of Tehran by radical Constitutionalists in 1909 and
the deposition of Mohammad Ali Shah, the imposition of the Persian
language—alongside the banning of Turkish in all written, governmental, and
military spheres and the drive to eradicate it—became the official policy of
Iran's Constitutional government. In
1918, anti-Turk constitutionalists from Tabriz—known as the "Azerbaijan
Democrats"—established a Pan-Iranist administration in the city, named
"Azadi setan." Azadi setan declared its national identity to be
Iranian and Persian its official and national language; it banned the speaking
of Turkish in schools and public places, imposed fines on those who spoke Turkish,
published Persian periodicals, and established a network of Persian-language
schools in Turkish cities. Following Reza Khan’s 1920 military
coup, the linguistic genocide of the Turkish language became a strategic policy
of the Iranian state. During this period, the linguistic genocide was primarily
enforced under the supervision of the Department of Education; in addition to
banning instruction and conversation in Turkish within schools, the measures
included: prohibiting the printing, publication, importation, and reading of
any Turkish-language periodicals or books from the Ottoman lands and the
Caucasus; rendering Turks unable to read or write in Turkish; expanding
Persian-language schools in Turkish-populated regions; and establishing
Persian-language schools for Turkish girls and seniors... Following
the establishment of the Pahlavi dynasty, the Persianization of Turkish people
and the linguistic genocide of the Turkish language became strategic objectives
of the Iranian state. During this period, the governors of Azerbaijan and the
heads of its Department of Education were selected from among the most
fanatical anti-Turkish elements—individuals who were morally and ethically the
most depraved. Like Mohseni, these figures were often ethnic Persians who
harbored deep-seated animosity and hatred toward the Turkish language,
identity, and culture.



