یاشاسین تورک جوانلاری!
خطابهی تورکی نشریهی فریاد اورمو (اورمیه) - ١٩٠٧ خطاب به جوانان تورک
«شما تورک هستید. خونی که در رگهای شما جاری است خون تورک است. پدران شما که تورک بودند، با رفتارهای مردانه و شجاعانهشان خود را به جهان شناسانده و شان و شهرت ابدی برای قوم تورک کسب کردهاند»
مئهران باهارلی
خلاصه:
در شمارهی نهم نشریهی فریاد چاپ اورمو (اورمیه) - ١٩٠٧، یک سال پس از امضای فرمان مشروطیت و ١٨ سال پیش از تاسیس سلسلهی پهلوی، یک خطابهی تورکی خطاب به جوانان تورک منتشر شده است. این خطابه، "هویت ملی" مردم ما را "تورک" مینامد و میگوید: "شما تورک هستید و خون جاری در رگهای شما خون تورک است. پدران تورک شما با رفتارهای مردانه و شجاعانهشان خود را به جهان شناسانده و شان و شهرت ابدی برای قوم تورک کسب کردهاند". خطابه یگانهگی ملی خلق تورک در دو سوی ارس را یادآوری کرده؛ این دو را یک قوم، از یک تبار، همدین و فرزندان یک خانواده مینامد و به جوانان تورک توصیه میکند برای احقاق حقوق زبانی، فرهنگی و سیاسی تورک، از تورکان قفقاز متابعت کرده خود را با آن هماهنگ سازند. در آخر میگوید که تورکها نهمیباید از جاننثاری در راه وطن و به خاطر ملت خود، سستی کرده و یا بهترسند. این خطابهی تورکی منحصر به فرد، از جنبههای متعدد یک سند تاریخی فوقالعاده مهم است. از جمله تاریخ تشکل شعور ملی تورک در ایران، تورکایلی و غرب آن به مرکزیت اورمو (اورمیه)؛ روند ملتشوندهگی خلق تورک؛ روابط زبانی، ادبی، فرهنگی و سیاسی تورکان تورکایلی با عوثمانلی و قفقاز؛ نثر تورکی و تورکینویسی؛ تاریخ مطبوعات تورک در تورکایلی و ایران؛ تاثیرپذیری محیط ادبی و سیاسی تورکایلی به ویژه غرب آن به مرکزیت اورمو (اورمیه) از محیط فرهنگی و ادبی و سیاسی عوثمانلی؛ و ... در دهههای آخر قرن نوزده و دهههای اول قرن بیستم نواحی غربی آزربایجان به مرکزیت اورمو - سالماس، کانون تشکل هویت ملی تورک و زادگاه تورکگرائی مودرن و دموکراتیک، و تورکگرائی سیاسی و تلاش برای بازیابی، بازشناسی و بازنمایی تاریخ و فرهنگ ملی تورک در میان نخبهگان، روشنفکران، دولتمردان، روحانیون و نظامیون تورک در غرب آزربایجان مخصوصا اورمو بسیار شایع و ریشهدار بود. این خطابه با شعار «زنده باد جوانان تورک» خاتمه مییابد. در آن ملیت مردم، «تورک» به معنی مودرن است و نامی از «ملت ایران» برده نهمیشود. تاکید به تبار تورک و تاریخ تورک و «قوم تورک» در این نوشته دارای اهمیت دو چندان است. زیرا آن دوره، جنبش مشروطیت دارای ایدئولوژی نژادپرستی آریایی و پانایرانیسم ضد تورک بود، تورک را نژادی پست میدید و در صدد ساقط کردن دولت تورک قاجار بود. در تضاد با غرب آزربایجان، در ادبیات سیاسی شرق و مرکز آزربایجان ملت صرفا به معنی «ملت ایران» بود و مفهوم «ملت تورک» انکار میشد. خطابهها و اعلامیههای رهبران مشروطیت در تبریز همواره به فارسی بود، همیشه با نام «ملت ایران» آغاز میشد و با درود بر «ملت ایران» پایان مییافت. زبان این خطابه و دیگر متون تورکی نشریهی فریاد، تورکی مشترک و بسیط است که در نیمهی دوم قرن نوزده و دهههای اول قرن بیستم زبان ادبی و نوشتاری در سراسر تورکایلی، قفقاز و ایران بود. تورکی مشترک و بسیط در اصل همان تورکی عوثمانلی - استانبولی (شاخهی غربی اوغوز غربی) بود که بعضی از کلمات و عبارات فارسی و عربی آن با کلمات تورکی بومی و محلی لهجهی تورکمانی (شاخهی شرقی اوغوز غربی) جایگزین میشد. در این خطابه ابیات تورکی ادبا و ضربالمثلهای عوثمانلی، به عنوان ادبیات خودی گنجانده شده است. در این خطابه آزربایجان به معنی صحیح آن، یعنی نام قسمتی از وطن خلق تورک بهکار رفته است، نه به صوت "گلوسونیم" - نام زبان، "اتنونیم" - نام گروه ملی، و "پاترونیم" - نام وطن. یکی نمودن این سه مفهوم متفاوت و آزربایجان نامیدن تمامیتخواهانهی هر سهی آنها، دسیسهی ضد تورک و استعماری روسیه در دورهی استالین برای ریشهکن کردن هویت ملی تورک از قفقاز و شمال غرب ایران بود.
Özet
1907 yılında — Meşrutiyet Fermanı'nın imzalanmasından bir yıl sonra ve Pehlevi Hanedanı'nın kuruluşundan 18 yıl önce — Urmu'da (Urmiye) yayımlanan *Feryad* gazetesinin dokuzuncu sayısında, Türk gençliğine hitaben Türkçe bir nutuk yayımlanmıştır. Bu nutuk, halkımızın milli kimliğini "Türk" olarak tanımlamakta ve şöyle demektedir: "Siz Türksünüz; damarlarınızda akan kan, Türk kanıdır. Türk atalarınız, yiğitçe ve cesurca davranışlarıyla kendilerini dünyaya tanıtmışlar; Türk milletine ebedi şeref ve şöhret kazandırmışlardır." Nutuk, Aras Nehri'nin her iki yakasında yaşayan Türk halkının ulusal birliğini vurgulamaktadır. Bu halkı; aynı soydan ve aynı dinden gelen, aynı aileye mensup, tek bir halk olarak nitelendirmektedir. Türk gençliğine; Türk halkının dilsel, kültürel ve siyasi haklarını elde edebilmek adına, Kafkas Türklerini örnek almalarını ve onlarla eşgüdüm içinde hareket etmelerini öğütlemektedir. Son olarak nutuk; Türklerin, vatanları ve milletleri uğruna canlarını feda etmekten ne gözlerinin korkması ne de bu konuda tereddüt etmeleri gerektiğini ifade etmektedir. Bu eşsiz Türkçe hitabet; merkezinde Urmu’nun (Urmiye) yer aldığı Türkili ve İran coğrafyasında Türk milli bilincinin oluşum tarihi; Türk halkının ulus inşası süreci; Türkili Türklerinin Osmanlı İmparatorluğu ve Kafkasya ile olan dilsel, edebi, kültürel ve siyasi ilişkileri; Türkçe nesrin gelişimi; Türkili ve İran’daki Türk basınının tarihi; ve Osmanlı kültürel, edebi ve siyasi ortamının Türkili üzerindeki — özellikle de bu bölgenin batı kesiminin merkezi konumundaki Urmu (Urmiye) üzerindeki — etkisi dâhil olmak üzere, pek çok açıdan son derece önemli bir tarihi belgedir. On dokuzuncu yüzyılın son ve yirminci yüzyılın ilk on yıllarında, merkezi Urmu - Salmas olan Azerbaycan’ın batı bölgeleri; Türk ulusal kimliğinin oluşumu açısından önemli bir merkez ve modern, demokratik Türkçülüğün doğuş yeri işlevi görmüştür. Siyasi Türkçülük — Türklerin tarihini ve ulusal kültürünü yeniden keşfetme, tanıma ve temsil etme çabalarıyla birlikte — Azerbaycan’ın batısındaki; özellikle de Urmu - Salmas bölgesindeki Türk seçkinleri, aydınları, devlet adamları, din adamları ve askerî şahsiyetleri arasında yaygın ve köklü bir biçimde yerleşmişti. Bu nutuk, “Yaşasın Türk gençliği” sloganıyla sona ermektedir. Nutukta, halkın milliyeti modern anlamıyla “Türk” olarak tanımlanmakta ve “İran milleti” terimine yer verilmemektedir. Bu nutukta Türk kökenine, Türklerin tarihine ve “Türk etnisitesine” yapılan vurgu özellikle dikkat çekicidir. Bunun nedeni; Meşrutiyet Hareketi’nin, Türklerin aşağı bir ırk olarak görüldüğü ve Kacar Türk devletinin devrilmesinin hedeflendiği, Aryan ırkçılığına ve Türk karşıtı Pan-İranizm ideolojisine sahip olmasıdır. O dönemde, Batı Azerbaycan’ın tersine, Doğu ve Orta Azerbaycan’ın siyasi literatüründe “millet” sözcüğü yalnızca “İran milleti”ni ifade etmekte; “Türk milleti” kavramı ise reddedilmekteydi. Tebriz’deki Meşrutiyetçi liderlerin konuşmaları ve bildirileri hep Farsça olup, daima “İran milleti” ifadesiyle başlamakta ve “İran milleti”ne yönelik bir selamlamayla son bulmaktaydı. Bu konuşmanın ve *Feryad* dergisindeki diğer Türkçe metinlerin dili; on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı ile yirminci yüzyılın ilk on yılları boyunca Türkili, Kafkasya ve İran'ın geri kalanında edebî ve yazı dili olarak kullanılan "Ortak ve Sade Türkçe"dir. Ortak ve Sade Türkçe, özünde, bazı Farsça ve Arapça kelime ve ifadelerin, Türkman lehçesinden (Batı Oğuzca’nın Doğu Kolu) alınan öz ve yerel Türkçe kelimelerle değiştirildiği Osmanlı - İstanbul Türkçesidir (Batı Oğuzca’nın Batı Kolu). Bu konuşma, Osmanlı - İstanbul edebiyatçılarının Türkçe atasözlerini ve dizelerini, kendi edebiyatının bir parçası olarak bünyesinde barındırmaktadır. Bu konuşmada Azerbaycan, gerçek anlamıyla — yani bir "glossonim" (dil adı), "etnonim" (ulusal grup adı) veya "patronim" (anavatan adı) olarak değil - sadece Türk halkının anavatanının bir parçası olarak kullanılmaktadır. Bu üç farklı kavramın birbirine karıştırılması ve hepsinin toptancı bir yaklaşımla "Azerbaycan" olarak adlandırılması; Stalinist Rusya'nın, Türk ulusal kimliğini Güney Kafkasya ve Kuzeybatı İran'dan silip atmayı hedefleyen, Türk karşıtı ve sömürgeci bir tertibiydi.
Abstract
In
the ninth issue of the Feryad periodical, published in Urmu (Urmia) in 1907—one
year after the signing of the Constitutional Decree and 18 years before the
establishment of the Pahlavi dynasty—a speech in Turkish addressed to Turkish
youth was published. This speech identifies the national identity of our people
as "Turks" and states: "You are Turks, and the blood flowing in
your veins is Turkish blood. Your Turkish forefathers have made themselves
known to the world through their manly and courageous conduct and have earned
eternal honor and fame for the Turkish people." The
speech emphasizes the national unity of the Turkish people on both sides of the
Aras River. It describes them as one people, sharing the same ancestry, the
same religion, and belonging to the same family. It advises Turkish youth to
follow the example of the Caucasus Turks and coordinate with them in order to
achieve the linguistic, cultural, and political rights of the Turkish people.
Finally, it states that Turks should neither be discouraged nor fear
sacrificing their lives for the sake of their homeland and nation. This unique Turkish oration is an extremely important
historical document in many respects, including the history of the formation of
Turkish national consciousness in Iran and Turkili with Urmu (Urmia) as its
center; the nation-building process of the Turkish people; the linguistic,
literary, cultural, and political relations of the Turks of Turkili with the
Ottoman Empire and the Caucasus; the development of Turkish prose; the history
of the Turkish press in Turkili and Iran; and the influence of the Ottoman
cultural, literary, and political environment on Turkili, particularly in the Urmu
(Urmia) as the center of its western part. In the last decades of the
nineteenth century and the first decades of the twentieth century, the western
regions of Azerbaijan, centered on Urmu–Salmas, served as a major center for
the formation of Turkish national identity and the birthplace of modern,
democratic political Turkism. Political Turkism, along with efforts to recover,
recognize, and represent the history and national culture of the Turks, was
widespread and deeply rooted among the Turkish elites, intellectuals,
statesmen, clergy, and military figures of western Azerbaijan, particularly in
the Urmu–Salmas region. This speech ends with the slogan, “Long live the Turkish youth.” In the
speech, the nationality of the people is identified as “Turk” in the modern
sense, and the term “Iranian nation” is not mentioned. The emphasis on Turkish
descent, the history of the Turks, and “Turkish ethnicity” in this speech is
especially significant. This is because the Constitutional Movement had an Aryan
racism and anti-Turkish pan-Iranism ideology, in which Turks were regarded as
an inferior race and, sought to overthrow the Qajar Turkish state. At that
time, contrary to Western Azerbaijan, in the political literature of East and
Central Azerbaijan, the word "nation" referred simply to the
"Iranian nation", and the concept of the "Turkish nation"
was denied. The speeches and declarations of the Constitutionalist leaders in
Tabriz always began with the phrase "Iranian nation" and ended with a
greeting to the "Iranian nation". The
language of this speech and other Turkish texts in the Feryad periodical is
Common and Simple Turkish, which was the literary and written language
throughout Turkili, the Caucasus, and rest of Iran in the second half of the
nineteenth century and the first decades of the twentieth century. Common and
Simple Turkish was originally the Ottoman-Istanbul Turkish (the western branch
of the Western Oghuz), in which some Persian and Arabic words and expressions
were replaced with native and local Turkish words fom the Turkmani dialect (the
eastern branch of the Western Oghuz). This speech incorporates the Turkish proverbs
and verses of Ottoman-Istanbul literary figures, as part of its own literature. In this speech, Azerbaijan is used in its true sense -
that is, as part of the homeland of the Turkish people - and not as a
"glossonym" (the name of the language), "ethnonym" (name of
the national group), or "patronym" (name of the homeland). The conflation
of these three distinct concepts, ad the labeling all of them as Azerbaijan in
a totalizing way, was an anti-Turkish and colonialist plot of Stalinist Russia aimed
at eradicating the Turkish national identity from the south Caucasus and northwestern Iran.

.jpeg)



.png)



.jpg)
















.png)











