Sözümüz is an online publication that features scientific and historical articles by Méhran Baharlı on Turkology, Turko-Mongol history, and Altaic etymology, specifically focusing on Iran. Sözümüz analyzes, rectifies and shares historical documents, records, ancient texts, manuscripts and inscriptions related to the life, history, language, culture, and heritage of the Turkish nation living in Iran, particularly in the country's northwest and neighboring provinces known as Türkili.
Tuesday, December 31, 2019
ائوهرمهک و ائولهندیرمهک
Monday, December 30, 2019
ابن بطوطه: تبریزده گؤردوکلهریم
Monday, December 23, 2019
شعر تورکی نادر بنا به مناسبت مطلاسازی حرم علی، میرزا زكی ندیم، ایناق نادرشاه: سلطان محمود عثمانلی و نادرشاه افشار دو نخل بوستان تورکمان هستند
شعر تورکی نادر بنا به مناسبت مطلاسازی حرم علی در نجف سروده شده توسط
علی میرزا زكی ندیم، ایناق نادرشاه:
سلطان محمود عثمانلی و نادرشاه افشار، دو نخل بوستان تورکمان هستند
Saturday, December 21, 2019
هیچ کدام از دولتهای تورک –موغول در تاریخ، دولت ایران نبود
Wednesday, December 18, 2019
ابن بطّوطه: تهبریزده گؤردوکلهریم، زبان تبریز تورکی بود و مغالطهی کسروی
ابن بطّوطه: تهبریزده گؤردوکلهریم، زبان تبریز تورکی بود و مغالطهی کسروی
مئهران باهارلی
خلاصه:
ابن بَطّوُطَه (١٣٠٤-١٣٦٨ میلادی) سیاح و مورخ بربر از مراکش، ٥٠ سال بعد از مارکو پولو سیاح ونیزی، آغاز به سفری کرد که نزدیک به سی سال طول کشید. او مشاهدات خود در این سفر را که بخش اعظم دنیای شناخته شدهی آن زمان را شامل میشد در کتاب «تُحفَة اَلنُظار فی غَرائِب اَلأمَصار وعَجائِب اَلأسَفار» به رشتهی تحریر در آورد. ابن بطوطه هنگامی که در بغداد بود همراه با آخرین خاقان دولت تورک - موغول ایلخانلی سلطان ابوسعید بهادر خان (تولد: اوجان ۱۳۰۵ – فوت: قونقور اؤلهنگ – سلطانیه ۱۳۳۵ میلادی) به غرب ایران و در این میان تبریز مرکز تورکایلی و منطقهی آزربایجان سفر کرد. در این دوره تبریز یک مرکز تجارتی مهم و شهر عمدهی منطقه بود و باشکوهترین دوران تاریخ خود را میگذرانید. ابن بطوطه در اثر خود، رواج گستردهی زبان تورکی در قلمروی دولتهای تورک - موغول «چاغاتای» حاکم بر ماوراءالنهر و «ایلخانلی» حاکم بر ایران فعلی و نواحی مجاور آن، کاربرد رسمی زبان تورکی از سوی سلاطین و مقامات تورک و موغول، استفاده از زبان تورکی در مراسم دینی، پایان و یا رو به پایان بودن روند تورکزبان و تورک شوندهگی موغولان در این نواحی، قبول هویت قومی تورک و خود را تورک دانستن و تورک معرفی کردن حکام و سلاطین موغول،.... را تثبیت کرده است. او میگوید در بازار جواهرفروشان تبریز، فروشندهگان جواهرات را به زنان تورک نشان میدادند و زنان تورک در خرید جواهر بر هم سبقت میگرفتند. بسیاری از صاحبنظران، این بیان را به صورت تورک و تورکزبان بودن اهالی تبریز در دورهی ابوسعید بهادر خان ایلخان تعبیر کردهاند. اما قومیتگرایان افراطی فارس و تاریخنگاری رسمی و دولتی ایرانی و بعضی افراد منسوب به جریان «مانقورتیسم تبریزی» مانند احمد کسروی، تورک بودن اهالی تبریز در دورهی ابوسعید بهادر خان ایلخان را منکر میشوند و ادعا میکنند که منطقه قرنها بعد از آن تورکزبان شده است. اما منابع تاریخی این ادعا را تائید نهمیکنند. قبل از قرن یازده میلادی، حتی در دورهی پیش از اسلام، گروههای گوناگون شمالی و غربی و شرقی تورکیک متناوبا در مناطق مختلف تورکایلی اسکان یافته بودند. با این همه با فتح ری، قوم، ساوه، آوه، قزوین، همدان، زنجان، (در سالهای ١٠٢٩-١٠٣٠ میلادی توسط سلطان محمود و سلطان مسعود غزنوی)؛ ری، قزوین، ساوه، ابهر، زنجان، خرقان، همدان، میانه، کنگاور، و ... (توسط سلطان توغرول بیگ سلجوقی در سالهای ١٠٤٢-١٠٤٦)؛ و تبریز و مراغه و نخجوان و گنجه و دیگر مناطق آزربایجان (در سالهای ١٠٥٥-١٠٥٦ توسط توغرول بیگ سلجوقی و ابراهیم یینال و دیگران) بود که مرکز و غرب ایران دوچار تحولات دموگرافیک و زبانی ریشهای و تاریخی شد: مهاجرت انبوه و گستردهی گروههای تورکیک و بعضی دیگر از گروههای آلتاییک به این مناطق آغاز شد، نسبت اقوام و زبانها در این مناطق تغییر کرد، تورکها در هر دو بخش آزربایجانی و غیر آزربایجانی تورکایلی اکثریت مطلق جمعیتی شدند، و تورکایلی به وطن ملت تورک تبدیل گشت. پس از فتوحات ١٠٢٩-١٠٥٦، در طول حاکمیت دولتهای بی شمار و پیاپی تورک و موغول و تاتار و تورکمان، عنصر تورک قبلا موجود در تورکایلی تقویت و ترکیب قومی و زبانی آن یکدست اوغوزی و تورکمانی شد.
Özet
Faslı
bir Berberi gezgin ve tarihçi olan İbn Battuta (1304-1368), Venedikli gezgin
Marco Polo'dan 50 yıl sonra, o dönemde bilinen dünyanın büyük bir kısmını
kapsayan bir yolculuğa çıkmış, ve yaklaşık otuz yıl süren bu seyahat
sırasındaki gözlemlerini, *Tuhfat al-Anzar fi Ghare'ib al-Amsar wa'aj'ib
al-Asfar* adlı eserinde kayda geçirmiştir. İbn Battuta Bağdat'ta bulunduğu
sırada; Türk-Moğol İlhanlı Devleti'nin son Kağanı Sultan Ebu Said Bahadır Han
(d. Ovcan 1305 – ö. Qonqur Öleng – Sultaniye 1335) ile birlikte, Türkili
coğrafyasındaki Azerbaycan bölgesinin başkenti Tebriz de dahil olmak üzere,
Batı İran'a doğru seyahat etmiştir. Bu dönemde Tebriz, önemli bir ticaret
merkezi ve bölgenin ana kenti olup, tarihinin en görkemli çağını yaşamaktaydı.
İbn Battuta, eserinde; Maveraünnehir'e hükmeden "Çağatay" ve günümüz
İran'ı ile çevresindeki bölgeleri yöneten "İlhanlı" Türk-Moğol
devletlerinin topraklarında Türkçe'nin yaygın bir biçimde konuşulduğunu;
Türk-Moğol sultanları ve devlet görevlileri tarafından Türkçe'nin resmî dil
olarak kullanıldığını; dinî törenlerde Türkçe'ye yer verildiğini; bu
bölgelerdeki Moğolların Türkleşme sürecinin sona erdiğini veya sonuna
yaklaşıldığını; Moğolların Türk etnik kimliğini benimsediklerini ve kendilerini
Türk olarak tanımladıklarını; ayrıca Moğol hükümdar ve sultanlarının Türk
olarak tanıtıldığını ve benzeri hususları ortaya koymuştur. O, Tebriz'in
mücevher pazarında satıcıların, satın almak için birbirleriyle yarışan Türk
kadınlarına mücevherler gösterdiğini belirtmektedir. Pek çok uzman, İbn Battuta’nın bu ifadesini;
Ebu Said Bahadır Han İlhan'ın hükümdarlığı döneminde Tebriz halkının Türklerden
oluştuğu ve Türkçe konuştuğu şeklinde yorumlamıştır. Ancak aşırı Fars
milliyetçileri, resmî ve devlet destekli İran tarih yazımı ve Ahmed Kesrevi
gibi "Tebriz Mankurtluğu" akımından olan bazı kişiler; Ebu Said
Bahadır Han İlhan döneminde Tebriz halkının Türk olduğu gerçeğini reddetmekte
ve bölgenin Türkçe konuşan ve Türk dilli bir yapıya ancak yüzyıllar sonra
kavuştuğunu iddia etmektedirler. Ne var ki tarihî kaynaklar bu iddiayı
desteklememektedir. Gerçi MS 11. yüzyıldan önce — hatta İslam öncesi dönemde
bile — çeşitli kuzeyli, batılı ve doğulu Türkik grupları, Türkili'nin farklı
bölgelerine ardarda yerleşmişlerdi. Ancak, Orta ve Batı İran'ın radikal ve
tarihsel demografik ve dilsel değişimlere uğraması; Rey, Kum, Save, Ave,
Kazvin, Hemedan ve Zencan'ın (MS 1029-1030 yıllarında Gazneli Sultan Mahmud ve
Sultan Mesud tarafından); Rey, Kazvin, Save, Ebher, Zencan, Harakan, Hemedan,
Miyana ve Kengaver'in (1042-1046 yıllarında Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey
tarafından); ve Tebriz, Marağa, Nahçıvan, Gence ile Azerbaycan'ın diğer
bölgelerinin (1055-1056 yıllarında Tuğrul Bey, İbrahim Yınal ve diğerleri
tarafından) fethedilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu fetihler sonucunda Türkik ve
bazı diğer Altayik grupların bu bölgelere yönelik kitlesel ve kapsamlı göçü
başladı; bu bölgelerdeki etnik grupların ağırlığı ve dillerin oranları değişti;
Türkler, Türkili’nin hem Azerbaycan hem de Azerbaycan dışı kısımlarında nüfusun
mutlak çoğunluğunu oluşturur hâle geldi, ve Türkili, Türk milletinin anavatanı
oldu. 1029-1056 yılları arasındaki bu fetihlerin ardından, birbirini izleyen
çok sayıda Türkik-Moğol-Tatar-Türkman devletinin egemenliği döneminde ise, sadece
Türkili’de daha önceden mevcut olan Türk unsuru güçlenmiş; bölgenin etnik ve
dilsel yapısı ise yeknesak bir Oğuz-Türkman niteliği kazanmıştır.
Abstract
Ibn
Battuta (1304-1368 AD), a Berber traveler and historian from Morocco, embarked
on a journey that lasted nearly thirty years, 50 years after the Venetian
traveler Marco Polo, covering most of the then-known world. He recorded his
observations in the book Tuhfat al-Anzar fi Ghare'ib al-Amsar wa'aj'ib
al-Asfar. While in Baghdad, Ibn Battuta traveled with the last khagan of the
Turko-Mongol Ilkhanate, Sultan Abu Sa'id Bahadur Khan (born Ovcan 1305 – died
Qonqur Öleng – Sultaniye 1335 AD), to western Iran, including Tebriz, the
capital of the Azerbaijan region in Türkili. During this period, Tebriz was an important commercial
center and the region’s main city, experiencing its most glorious era in
history. Ibn Battuta established in his work the widespread prevalence of the
Turkish language in the territory of the Turko-Mongol states of the
"Chaghatay" ruling Transoxiana and the "Ilkhanids" ruling
present-day Iran and its adjacent areas; the official use of the Turkish
language by the Turko-Mongol sultans and officials; the use of the Turkish
language in religious ceremonies; the end or nearing the end of the process of
Turkification of the Mongols in these areas; their acceptance of the Turkish
ethnic identity and the identification of themselves as Turks; and the
introduction of the Mongol rulers and sultans as Turks, etc. He states that in Tebriz’s jewelry market, sellers
showed jewelry to Turkish women, who competed to buy it. Many experts have
interpreted his statement as meaning that the people of Tabriz were Turks and
Turkic-speaking during the reign of Abu Saeed Bahadur Khan Ilkhan. However,
extreme Persian nationalists, official and state Iranian historiography, and
some people associated with the "Tebrizian Manqurtism", such as Ahmad
Kasravi, deny that the people of Tebriz were Turks during the reign of Abu
Saeed Bahadur Khan Ilkhan and claim that the region became Turkish-speaking
centuries later. But
historical sources do not support this claim. Before the 11th century AD, even
in the pre-Islamic period, various northern, western, and eastern Turkic groups
had settled alternately in different parts of Türkili. It was with the conquest
of Rey, Qom, Saveh, Aveh, Qazvin, Hamedan, and Zanjan (1029-1030 AD by Sultan
Mahmud and Sultan Masoud of Ghaznavi); Rey, Qazvin, Saveh, Abhar, Zanjan,
Kharaqan, Hamedan, Mianeh, an Kangavar (by Sultan Toghrul Beg Seljuk in
1042-1046); and Tebriz, Maragheh, Nakhchivan, Ganja, and other regions of
Azerbaijan (in 1055-1056 by Toghrul Beg Seljuk, Ibrahim Yinal, and others), that
central and western Iran underwent radical and historical demographic and
linguistic changes: The
mass and extensive migration of Turkic and some other Altaic groups to these
regions began, the ratio of ethnicities and languages in these regions changed,
the Turks became the absolute majority of the population in both the
Azerbaijani and non-Azerbaijani parts of Türkili, and Türkili became the
homeland of the Turkish nation. During the rule of numerous successive
Turkic-Mongol-Tatar-Turkman states after the conquests of 1029-1056, the
Turkish element already present in Türkili was strengthened, and its ethnic and
linguistic composition became uniformly Oghuz-Türkman.
Monday, December 16, 2019
مصالحهنامهی تورکی که به دستور نادرشاه افشار نوشته شد
Thursday, December 12, 2019
گاسپار دروویل: اهالی اورمیه، افشار و از نژاد تورکمان، اصلا از تورکمانیا (آناتولی)، دلیر، راغب به نظامیگری، متمدنترین مردم ایران، و دائما در معرض تجاور کوردها هستند
Tuesday, December 10, 2019
یوهان گوته و «فتحعلیشاه تورک»، «ناصرالدین شاه، آن تورک پسر»، و سمبولیسم- آیکونولوژی تورکی –موغولی نشان شیر و خورشید ....
Saturday, December 7, 2019
سید لقمان آشیرلی اورموی: در مدح سلطان محمد فاتح و ستایش فتح استانبول
نظم
چو سلطان محمّدشهْ ابنِ مراد
به قسطنطنیّه شد اندر جهاد
ز ایزد طلب کَرد نصرتْ نخست
به عونِ خدا کارش آمد دُرست
به دریا اَبَر «چکمهجه» پل بهبست
وزان پل گذشت او به نیرویِ دست
به فتحِ سِتَنْبوُل کَشتی بهراند
به خشکی و کافر دَرو خیره ماند
بهجُستند «ایّوبِ پنهانمزار»
شد آن دیگر از «آقچه شیخ» آشکار
ستاد از «تَکِرها» سِتَنبول را
«آیا صوفییه»، جایِ مقبول را
بسی مُلْک بهگرفت با عدل و داد
به لطف و کَرَم داد عالَم به داد
جهان گشت تابع به فرمانِشان
«فرنگان» کمینْ عبدِ دربانِشان
به ارواحِ اجدادِ خود آنگهی
به خیرات کوشید و رسمِ شهی
عمارت بنا کرد و دارالشّفا
ز حق جُست بر دردمندان دوا
جوامع، مدارس به هم در سرشت
ثَمانیهای ساخت همچون بهشت
پییِ علم رفت اندرو خاص و عام
وزو مر یکی شد امامِ اَنام
رسید اهلِ دانش مسلسل ازو
همه درسِ دین خوانده، اکمل ازو
به رویِ جهان باز شد بابِ علم
وزو منحل اِشکالِ اربابِ علم
به عالَم زبانها به اذکارِ اوست
کنونْ عِلْم تا حَشَر زآثارِ اوست
به نسلِ گرامیش حیِّ صمد
نگه دارد این سلسله تا ابد
برای مطالعهی بیشتر:
اورمولو
سید لقمان آشیرلینین اوغوزلار و عوثمانلیلار تاریخی حاققیندا یازدیغی تورکجه
منثور «هنرنامه» کیتابی مینیاتورلاری
http://sozumuz1.blogspot.com/2020/01/httpswww.html
سید
لقمان اورموی: در مدح سلطان محمد فاتح و ستایش فتح استانبول
http://sozumuz1.blogspot.com/2019/12/blog-post_69.html
سید
لقمان اورموی: آلِ عثمان نورِ چشمِ عالمند، و مدح سلطان سلیم دوم

















































