HALAÇ
TÜRKÇESİ DÜZYAZISI VE ALİ ASGAR CEMRÂSÎ FERÂHÂNÎ OLGUSU: HALAÇ TÜRK EDEBİYATININ
ALİŞİR NAVÂÎ'Sİ
KHALAJ
TURKIC PROSE, AND THE PHENOMENON OF ALI ASGHAR JAMRASI FARAHANI: THE ALISHIR
NAVAI OF KHALAJ TURKIC LITERATURE
Méhran
Baharlı 2008
علیاصغر جمراسی فراهانی، خهلهج
تیلیین علی شیر نواییسی
ELİESQER CEMRÂSÎ FERÂHÂNÎ, XELEC TİLİŇ ELİ ŞÎR NEVÂYÎSİ
مئهران باهارلی - ٢٠٠٨
http://xelec-turk.blogspot.com/
Yıllar önce, önde
gelen Türkik ve Altayik dilleri uzmanı Prof. Dr. Gerhard Doerfer,
"İran'daki Türk Dilleri" adlı makalesinde, Halaç edebiyatının ilk
örneği olarak bir şiiri tanıtmış ve şöyle demişti: "Bu Türk dilinin özel
durumuna dair yaklaşık bir fikir edinmek için, Harrab köyünden bir şiir
veriyorum. Bu şiir, 1968 yılında Sayın Musayyib Arab Gul tarafından yazılmış
olup, Halaç edebiyatının ilk yazılı belgesi olarak kabul edilir. Halaçların
kendilerine ait bir edebiyatı, özellikle de yazılı edebiyatı yoktur".
Profesör Doerfer'in anlattığı durum uzun zaman önce değişmiştir. Günümüzde
Halaç Türkleri sadece yazılı edebiyat üretmekle kalmamış, yazılı şiirin yanı
sıra düzyazı edebiyatı da ortaya koymuşlardır. Bu dönüşümde birçok insani,
sosyal ve kültürel faktör etkili olmuştur. Ancak, Bilim web sitesinin
yöneticisi olan ve Bilim takma adıyla bilinen "Ali Asgar Cemrâsî
Ferâhânî"nin bu dönüşümde belirleyici bir rol oynadığı güvenle
söylenebilir.
Ali Asgar Cemrâsî
Ferâhânî, Halaç Edebiyatının Ali Şir Navâî’sidir
A- Ali Asgar Cemrâsî
Ferâhânî, İran'daki yeni nesil Türkologlardandır. Halaçlar, dilleri, edebiyatları,
sözlükbilimi, kültürleri ve târîhleri ile ilgili her alanda yazılar yazmakta
olan Cemrâsî, aslında birey biçiminde bir Halaç Akademisidir. Cemrasi'nin Halaç Türk dili ve edebiyatının korunması ve
geliştirilmesine yaptığı hizmet, İran'da ve uluslararası ölçekte Türkoloji
bilimine de târîhî ve eşsiz bir hizmettir. Cemrâsî’nin "Halaçlar, Eski
Türklerin Kalıntısı" adlı kitabı, İran'da ve Farsça olarak Halaç Türkleri
hakkında yayınlanan ilk kapsamlı eserdir.
B. Cemrâsî’nin,
İran'ın kuzeybatısındaki Türkİli ulusal bölgesinin en güneydoğu kesimini
oluşturan ve günümüzdeki Merkezi ve Kum illeri arasında bölüştürülmüş olan
HalaçOrda veya Halaçistan'ı tanıtan yazıları “Türkİli çalışmaları” alanında da
son derece değerlidir. Bu konu, birçok "Azerbaycanlı" araştırmacı ve
siyâsî aktivistin bugüne kadar tamamen göz ardı ettiği bir konudur. (Türkler
HalaçOrda veya Halaçistan bölgesinin Türkili siyasi birimine ilhak edilmesinin
yanı sıra, Halaç Türkçesine hem Türkili idari biriminde hem de ulusal ölçekte
resmi dil statüsü veri getirilmesini talep etmelidir.)
C- Ali Asgar
Cemrâsî’nin çağdaş Halaç Türk edebiyatındaki konumu, Alişir Nevâî'nin Çağatay
Türk edebiyatındaki konumuyla karşılaştırılabilir. Cemrâsî, şiirlerini sürekli
olarak Halaç Türkçesiyle ve çeşitli, genellikle modern sosyal konularda
yazarak, "1960'ların Halaç Türk şiirinin bireysel örnekleri"
deneyimini " Halaç Türk manzum edebiyatına" dönüştürmüştür. Bu açıdan
bakıldığında, Cemrâsî "Halaç Türk şiir geleneğinin kurucusu" olarak
haklı olarak Kabul edilmeği hak ediyor. Cemrâsî’nin "Karşu Balukka Selam"
adlı eseri, İran'da Halaç Türk dilinde yazılmış ilk şiir kitabıdır. Bu yapıt,
Türk şair Şahriyar’ın “Haydar Baba’ya Selam” eseri tarzında, Halaç Türk dilinde
ve Latin-Türk ile Arap-Türk alfabeleriyle yazılmış şiirlerden oluşan bir
eserdir.
Modern
zamanlarda, Ali Asgar Cemrâsî Ferâhânî 'nin Farsça düzyazı edebiyatının
oluşumundaki rolü, Sibirya'daki Dolgan ve Çulım Türk halklarından iki figürle
karşılaştırılabilir. Bunların ilki, Dolgan şairi ve kültür insanı olan bayan Ogdo Yegorovna
Aksyonova’dır (Огдо (Евдокия) Егоровна Аксёнова, 1936-1995). Ogdo Aksyonova yok
olmakta olan Dolgan Türkik dilinin düzyazı ve yazılı edebiyatını ve modern
alfabesini yaratan ve Dolgan Türkik dilinde ilk kitap olan Baraksan'ı (Бараксан)
yazıp 1973'te yayımlayan şahıstır. İkinci şahıs Çulim
eğitimci, hikaye anlatıcısı ve dil aktivisti olan Vasili
Mihailoviç Gabov'dur (Василий Михайлович Габов). Vasili Mihailoviç Gabov, yok
olmakta olan Çulim Türkik dilinden halk masallarını, efsaneleri, atasözlerini
ve özdeyişleri kapsamlı bir şekilde derleyip yazıya dökerek ve dini metinleri
bu dile çevirerek Çulim Türkik dilinde yazılı edebiyatın ilk yaratıcısı olarak
kabul edilir.
D- Cemrâsî’nin
Halaç edebiyatındaki en önemli rolü, bu dilde düzyazı yazımının başlangıcını
yapmasıdır; bu, Halaç millet ve HalaçOrda ülkesi terîhînde eşi benzeri
görülmemiş bir şeydi. "Ali Asgar Cemrâsî Ferâhânî'nin Halaç Edebiyatının
Emir Alişir Navâî'si olarak ortaya çıkışında ve fenomeninde - küçük de olsa -
bir rol oynamış olmak benim için bir gurur kaynağıdır (makalenin ilerleyen
bölümlerinde).
E- Nesir alanında
ve Halaç Türk nesir edebiyatının oluşumunda Cemrâsî, çalışmalarına masallar
derleyerek ve halk masalları yazarak başladı. O Ayrıca halk şiiriyle de
ilgilendi. Cemrasi daha sonralar Türkoloji konferanslarında sunmak üzere Halaç
târîhi, dili ve edebiyatı da dâhil olmak üzere çeşitli konularda düzyazı
metinler yazmaya başlasa da, onun Halaç Türkçesinde ilk nesir eserleri öykü
biçimindedir. Bu, modern ve ulusal yazılı edebiyat ve düzyazı oluştururken
neredeyse tüm çağdaş ulusların ve dillerin izlediği doğru yoldur.
F- Cemrâsî,
eserlerinde Halaç Türk dillerine âit metinleri hem Türkçe-Arapça hem de
Türkçe-Latin alfabesiyle yazıya geçiriyor. Cemrâsî Halaç Türkçesi için Latin
alfabesini benimseyerek, aslında " Halaç Türk dili Latin alfabesinin
kurucusu" unvanını da kazanmıştır.
G- Cemrâsî’nin
eserlerinin bir diğer avantajı, her makalenin sonunda o makalede kullanılan
Halaç Türkçesi kelimelerin anlamlarının kısa bir listesini vermesidir.
Gelecekte, bu listeler tamamlanıp birleştirilerek, bir Halaç Türkçesi - -Farsça
sözlük de hazırlanabilir. (Cemrâsî daha sonralar bunu da yapmayı başardı ve
yaklaşık 30.000 maddeden oluşan ilk ve tek Halaç sözlüğünü hazılayıp
yayınladı).
[Addendum.
2026]: Ben, Mehran Baharlı, Türk kültürü, dili,
edebiyatı ve tarihiyle ilgili konulardaki yazılarımı, araştırmalarımı,
bulgularımı ve algılarımı Sözümüz blogunda (önce PersianBlog, daha sonra
WordPress ve nihayet Blogspot) yayınlamaya başladıktan kısa bir süre sonra, Blogspot'ta "Halaç Türk"
adında, Halaçlar, Halaç yurdu ve Halaç Türk dili ve edebiyatı üzerine, târîhte
türünün ilk örneği olan, özel bir blog oluşturdum. Bir süre sonra, Ali Asgar Cemrâsî'nin
Halaçlar hakkındaki yazıları ve "Bilim" (ve Ali Asgar, Cemras, ...)
takma adıyla yazdığı şiirleriyle tanıştım.
(Cemrâsî, Savalı Türk şair "Tilim Han"ın adından
esinlenerek "Bilim" takma adını seçmişti). Bundan sonra, ondan bulduğum
her şeyi Halaç Türk blogspot'unda yeniden yayınlardım.
O günlerde,
onunla olan yazışmalarım ve e-postalarım sırasında -ki bu birkaç ay öncesine
kadar yaklaşık 25 yıl sürdü, - ona, eserlerini kitap olarak yayınlama, Halaç
şiir edebiyatını oluşturma, Halaç Türkçesiyle düzyazı metinler yazma, Halaç Türkçesiyle
yazılı ve düzyazı edebiyatını oluşturma ve Halaç sözlüğü hazırlama fikirlerini
önerdim. Bu fikirlerin hepsi onun tarafından memnuniyetle karşılandı. Cemrâsî, Halaç Türkçesi şiir
edebiyatının oluşturulmasına ilişkin olarak, kendi seçimiyle Türkçe eserleri
(Heydar Babaya Selam, Salebiye, ...) Halaç Türkçesine çevirerek çalışmaya başladı.
Ancak Halaç düzyazı edebiyatının oluşturulmasına gelince, Halaç düzyazı
örneklerinin bulunmadığını ve bu konuda deneyimsiz olduğunu belirtti. Cevabım şuydu: Halaç halkının
konuştuğu Halaç Türkçesi dilindeki fıkraları, kısa öyküleri ve halk masallarını
kağıda dökerek işe başlanabilir ve kabul edilebilir bir hacimde yazılı bir
literatür oluşturduktan sonra, bunlara dayanarak bir Halaç sözlüğü de hazırlanabilir. Cemrâsî, bu önerilerin hepsini
mantıklı buldu ve doğuştan gelen yeteneği, dehası, muazzam kapasitesi,
kararlılığı, azmi ve benzersiz Türk milli bilinciyle hepsini en üst düzeyde
hayata geçirdi.
Kendisi de daha
önceleri Halaç ve Halaç yurdu hakkında bir eser yazmış olan Cemrâsî, ondan
sonra fıkralar, anekdotlar ve hikayeler üzerine bir dizi kitap, Halaç Türkçesiyle
yazılmış bazı düzyazı eserler ve makaleler ile bir Halaçça -Farsça sözlük yazıp
yayımladı. Böylece
" Halaç Türk şiir edebiyatı", " Halaç Türk düzyazı edebiyatı",
" Halaç Türk
Sözlüğü" ve " Halaç
Türk yazım geleneği" ortaya çıkmış oldu; Ali Asgar Cemrâsî Ferâhânî de
" Halaç milletinin,
dilinin ve edebiyatının Emir Ali Şir Nevâîsi" olup adı ölümsüzleşti.
Belirtilmesi
gereken bir diğer konu da Halaç Latin alfabesi meselesidir. Başlangıçta, Cemrâsî
Halaç Türkçesi kelimelerini kaydederken X yerine Ĥ, "ه" yerine "ح"
ve Arapça kesre, fethe, zemme, teşdid, tenvin, ... gibi işaretleri kullanırdı. Ben Halaçça metinlerin hazırlanmasını ve
diğer Türkler tarafından anlaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla, "Sözümüzü
Yazımı" (Arap alfabesiyle Türkçe fonetik yazım) ve "Türk Latin
Biçigi" (ortak fonetik Latin alfabesi) kullanmasını önerdim. örneğin: Türkçe kelimelerde ح harfinin ve Arapça işaretlerin
kullanılmaması, خ sesini temsil etmek
için Latin X karakterinin kullanılması, kesre sesi için É karakterinin
kullanılması, fethe sesi için E karakterinin kullanılması, ng sesi için Ñ
karakterinin kullanılması, ny sesi için Ň karakterinin kullanılması, Ķar ve Ķamuç Halaç kelimelerinde
bulunan "q" ve "x" arasındaki ses için Ķ karakterini
kullanmak, uzun ünlüleri belirtmek için harfler üzerinde başlık işaretini
kullanmak (Â, É, Î, Ô, Û, …)... Cemrâsî zamanla bu önerilerin çoğunu kabul etti
ve "Halaç Dili Grameri" kitabı da dahil olmak üzere yazılarında
giderek daha fazla kullandı.
Cemrâsî ile
aramdaki istişarelerin diğer faydalı sonuçları arasında, benim önerdiğim Farsça
"Halcistan" adının Türkçe karşılığı olarak "Halaç-Orda - Halaç-Ordu"
adı ve benim tasarladığım "Halaç-Orda Milli Bayrağı" yer almaktadır. Bunların ikisi de Cemrâsî'nin
beğeni ve onayını kazanmıştır.