Sunday, February 15, 2026

HALAÇ TÜRKÇESİ DÜZYAZISI VE ALİ ASGAR CEMRÂSÎ FERÂHÂNÎ OLGUSU: HALAÇ TÜRK EDEBİYATININ ALİŞİR NAVÂÎ'Sİ

 

HALAÇ TÜRKÇESİ DÜZYAZISI VE ALİ ASGAR CEMRÂSÎ FERÂHÂNÎ OLGUSU: HALAÇ TÜRK EDEBİYATININ ALİŞİR NAVÂÎ'Sİ

KHALAJ TURKIC PROSE, AND THE PHENOMENON OF ALI ASGHAR JAMRASI FARAHANI: THE ALISHIR NAVAI OF KHALAJ TURKIC LITERATURE

Méhran Baharlı 2008 

علی‌اصغر جمراسی فراهانی، خه‌له‌ج تیلیین علی شیر نوایی‌سی

ELİESQER CEMRÂSÎ FERÂHÂNÎ, XELEC TİLİŇ ELİ ŞÎR NEVÂYÎSİ 

مئهران باهارلی - ٢٠٠٨

http://xelec-turk.blogspot.com/


Yıllar önce, önde gelen Türkik ve Altayik dilleri uzmanı Prof. Dr. Gerhard Doerfer, "İran'daki Türk Dilleri" adlı makalesinde, Halaç edebiyatının ilk örneği olarak bir şiiri tanıtmış ve şöyle demişti: "Bu Türk dilinin özel durumuna dair yaklaşık bir fikir edinmek için, Harrab köyünden bir şiir veriyorum. Bu şiir, 1968 yılında Sayın Musayyib Arab Gul tarafından yazılmış olup, Halaç edebiyatının ilk yazılı belgesi olarak kabul edilir. Halaçların kendilerine ait bir edebiyatı, özellikle de yazılı edebiyatı yoktur". Profesör Doerfer'in anlattığı durum uzun zaman önce değişmiştir. Günümüzde Halaç Türkleri sadece yazılı edebiyat üretmekle kalmamış, yazılı şiirin yanı sıra düzyazı edebiyatı da ortaya koymuşlardır. Bu dönüşümde birçok insani, sosyal ve kültürel faktör etkili olmuştur. Ancak, Bilim web sitesinin yöneticisi olan ve Bilim takma adıyla bilinen "Ali Asgar Cemrâsî Ferâhânî"nin bu dönüşümde belirleyici bir rol oynadığı güvenle söylenebilir.

Ali Asgar Cemrâsî Ferâhânî, Halaç Edebiyatının Ali Şir Navâî’sidir

A- Ali Asgar Cemrâsî Ferâhânî, İran'daki yeni nesil Türkologlardandır. Halaçlar, dilleri, edebiyatları, sözlükbilimi, kültürleri ve târîhleri ​​ile ilgili her alanda yazılar yazmakta olan Cemrâsî, aslında birey biçiminde bir Halaç Akademisidir. Cemrasi'nin Halaç Türk dili ve edebiyatının korunması ve geliştirilmesine yaptığı hizmet, İran'da ve uluslararası ölçekte Türkoloji bilimine de târîhî ve eşsiz bir hizmettir. Cemrâsî’nin "Halaçlar, Eski Türklerin Kalıntısı" adlı kitabı, İran'da ve Farsça olarak Halaç Türkleri hakkında yayınlanan ilk kapsamlı eserdir.

B. Cemrâsî’nin, İran'ın kuzeybatısındaki Türkİli ulusal bölgesinin en güneydoğu kesimini oluşturan ve günümüzdeki Merkezi ve Kum illeri arasında bölüştürülmüş olan HalaçOrda veya Halaçistan'ı tanıtan yazıları “Türkİli çalışmaları” alanında da son derece değerlidir. Bu konu, birçok "Azerbaycanlı" araştırmacı ve siyâsî aktivistin bugüne kadar tamamen göz ardı ettiği bir konudur. (Türkler HalaçOrda veya Halaçistan bölgesinin Türkili siyasi birimine ilhak edilmesinin yanı sıra, Halaç Türkçesine hem Türkili idari biriminde hem de ulusal ölçekte resmi dil statüsü veri getirilmesini talep etmelidir.)

C- Ali Asgar Cemrâsî’nin çağdaş Halaç Türk edebiyatındaki konumu, Alişir Nevâî'nin Çağatay Türk edebiyatındaki konumuyla karşılaştırılabilir. Cemrâsî, şiirlerini sürekli olarak Halaç Türkçesiyle ve çeşitli, genellikle modern sosyal konularda yazarak, "1960'ların Halaç Türk şiirinin bireysel örnekleri" deneyimini " Halaç Türk manzum edebiyatına" dönüştürmüştür. Bu açıdan bakıldığında, Cemrâsî "Halaç Türk şiir geleneğinin kurucusu" olarak haklı olarak Kabul edilmeği hak ediyor. Cemrâsî’nin "Karşu Balukka Selam" adlı eseri, İran'da Halaç Türk dilinde yazılmış ilk şiir kitabıdır. Bu yapıt, Türk şair Şahriyar’ın “Haydar Baba’ya Selam” eseri tarzında, Halaç Türk dilinde ve Latin-Türk ile Arap-Türk alfabeleriyle yazılmış şiirlerden oluşan bir eserdir.

D- Cemrâsî’nin Halaç edebiyatındaki en önemli rolü, bu dilde düzyazı yazımının başlangıcını yapmasıdır; bu, Halaç millet ve HalaçOrda ülkesi terîhînde eşi benzeri görülmemiş bir şeydi. "Ali Asgar Cemrâsî Ferâhânî'nin Halaç Edebiyatının Emir Alişir Navâî'si olarak ortaya çıkışında ve fenomeninde - küçük de olsa - bir rol oynamış olmak benim için bir gurur kaynağıdır (makalenin ilerleyen bölümlerinde).

E- Nesir alanında ve Halaç Türk nesir edebiyatının oluşumunda Cemrâsî, çalışmalarına masallar derleyerek ve halk masalları yazarak başladı. O Ayrıca halk şiiriyle de ilgilendi. Cemrasi daha sonralar Türkoloji konferanslarında sunmak üzere Halaç târîhi, dili ve edebiyatı da dâhil olmak üzere çeşitli konularda düzyazı metinler yazmaya başlasa da, onun Halaç Türkçesinde ilk nesir eserleri öykü biçimindedir. Bu, modern ve ulusal yazılı edebiyat ve düzyazı oluştururken neredeyse tüm çağdaş ulusların ve dillerin izlediği doğru yoldur.

F- Cemrâsî, eserlerinde Halaç Türk dillerine âit metinleri hem Türkçe-Arapça hem de Türkçe-Latin alfabesiyle yazıya geçiriyor. Cemrâsî Halaç Türkçesi için Latin alfabesini benimseyerek, aslında " Halaç Türk dili Latin alfabesinin kurucusu" unvanını da kazanmıştır.

G- Cemrâsî’nin eserlerinin bir diğer avantajı, her makalenin sonunda o makalede kullanılan Halaç Türkçesi kelimelerin anlamlarının kısa bir listesini vermesidir. Gelecekte, bu listeler tamamlanıp birleştirilerek, bir Halaç Türkçesi - -Farsça sözlük de hazırlanabilir. (Cemrâsî daha sonralar bunu da yapmayı başardı ve yaklaşık 30.000 maddeden oluşan ilk ve tek Halaç sözlüğünü hazılayıp yayınladı).

[Addendum. 2026]: Ben, Mehran Baharlı, Türk kültürü, dili, edebiyatı ve tarihiyle ilgili konulardaki yazılarımı, araştırmalarımı, bulgularımı ve algılarımı Sözümüz blogunda (önce PersianBlog, daha sonra WordPress ve nihayet Blogspot) yayınlamaya başladıktan kısa bir süre sonra, Blogspot'ta "Halaç Türk" adında, Halaçlar, Halaç yurdu ve Halaç Türk dili ve edebiyatı üzerine, târîhte türünün ilk örneği olan, özel bir blog oluşturdum. Bir süre sonra, Ali Asgar Cemrâsî'nin Halaçlar hakkındaki yazıları ve "Bilim" (ve Ali Asgar, Cemras, ...) takma adıyla yazdığı şiirleriyle tanıştım. (Cemrâsî, Savalı Türk şair "Tilim Han"ın adından esinlenerek "Bilim" takma adını seçmişti). Bundan sonra, ondan bulduğum her şeyi Halaç Türk blogspot'unda yeniden yayınlardım.

O günlerde, onunla olan yazışmalarım ve e-postalarım sırasında -ki bu birkaç ay öncesine kadar yaklaşık 25 yıl sürdü, - ona, eserlerini kitap olarak yayınlama, Halaç şiir edebiyatını oluşturma, Halaç Türkçesiyle düzyazı metinler yazma, Halaç Türkçesiyle yazılı ve düzyazı edebiyatını oluşturma ve Halaç sözlüğü hazırlama fikirlerini önerdim. Bu fikirlerin hepsi onun tarafından memnuniyetle karşılandı. Cemrâsî, Halaç Türkçesi şiir edebiyatının oluşturulmasına ilişkin olarak, kendi seçimiyle Türkçe eserleri (Heydar Babaya Selam, Salebiye, ...) Halaç Türkçesine çevirerek çalışmaya başladı. Ancak Halaç düzyazı edebiyatının oluşturulmasına gelince, Halaç düzyazı örneklerinin bulunmadığını ve bu konuda deneyimsiz olduğunu belirtti. Cevabım şuydu: Halaç halkının konuştuğu Halaç Türkçesi dilindeki fıkraları, kısa öyküleri ve halk masallarını kağıda dökerek işe başlanabilir ve kabul edilebilir bir hacimde yazılı bir literatür oluşturduktan sonra, bunlara dayanarak bir Halaç sözlüğü de hazırlanabilir. Cemrâsî, bu önerilerin hepsini mantıklı buldu ve doğuştan gelen yeteneği, dehası, muazzam kapasitesi, kararlılığı, azmi ve benzersiz Türk milli bilinciyle hepsini en üst düzeyde hayata geçirdi.

Kendisi de daha önceleri Halaç ve Halaç yurdu hakkında bir eser yazmış olan Cemrâsî, ondan sonra fıkralar, anekdotlar ve hikayeler üzerine bir dizi kitap, Halaç Türkçesiyle yazılmış bazı düzyazı eserler ve makaleler ile bir Halaçça -Farsça sözlük yazıp yayımladı. Böylece " Halaç Türk şiir edebiyatı", " Halaç Türk düzyazı edebiyatı", " Halaç Türk Sözlüğü" ve " Halaç Türk yazım geleneği" ortaya çıkmış oldu; Ali Asgar Cemrâsî Ferâhânî de " Halaç milletinin, dilinin ve edebiyatının Emir Ali Şir Nevâîsi" olup adı ölümsüzleşti.

Belirtilmesi gereken bir diğer konu da Halaç Latin alfabesi meselesidir. Başlangıçta, Cemrâsî Halaç Türkçesi kelimelerini kaydederken X yerine Ĥ, "ه" yerine "ح" ve Arapça kesre, fethe, zemme, teşdid, tenvin, ... gibi işaretleri kullanırdı. Ben Halaçça metinlerin hazırlanmasını ve diğer Türkler tarafından anlaşılmasını kolaylaştırmak amacıyla, "Sözümüzü Yazımı" (Arap alfabesiyle Türkçe fonetik yazım) ve "Türk Latin Biçigi" (ortak fonetik Latin alfabesi) kullanmasını önerdim. örneğin: Türkçe kelimelerde ح harfinin ve Arapça işaretlerin kullanılmaması, خ sesini temsil etmek için Latin X karakterinin kullanılması, kesre sesi için É karakterinin kullanılması, fethe sesi için E karakterinin kullanılması, ng sesi için Ñ karakterinin kullanılması, ny sesi için Ň karakterinin kullanılması, Ķar ve Ķamuç Halaç kelimelerinde bulunan "q" ve "x" arasındaki ses için Ķ karakterini kullanmak, uzun ünlüleri belirtmek için harfler üzerinde başlık işaretini kullanmak (Â, É, Î, Ô, Û, …)... Cemrâsî zamanla bu önerilerin çoğunu kabul etti ve "Halaç Dili Grameri" kitabı da dahil olmak üzere yazılarında giderek daha fazla kullandı.

Cemrâsî ile aramdaki istişarelerin diğer faydalı sonuçları arasında, benim önerdiğim Farsça "Halcistan" adının Türkçe karşılığı olarak "Halaç-Orda - Halaç-Ordu" adı ve benim tasarladığım "Halaç-Orda Milli Bayrağı" yer almaktadır. Bunların ikisi de Cemrâsî'nin beğeni ve onayını kazanmıştır.

No comments:

Post a Comment