پیشنهاد کومک نظامی آتاتورک به احمد شاه قاجار برای اعادهی سلطنتش،
مخالفت احمد شاه با آن، و اتحاد عکسالعملی آتاتورک با رضا شاه
مئهران باهارلی
بازنویسی اساسی و نشر دوبارهی مقالهی اصلی به تورکی از سال ٢٠٠٥
خلاصه
در
این مقاله یک سند از انوشیروان سپهبدی، سفیر کبیر ایران در تورکیه بین سالهای
۱٩٤٠۱٩٤٤ را معرفی و آنالیز کردهام. بنا به این سند، «آتاتورک که به تازهگی جمهوری
تورکیه را تاسیس و رئیس جمهور آن شده بود، به دلیل «تورک نژاد بودن قاجارها»
خواهان ادامهی سلطنت احمد شاه قاجار بود. به همین سبب به امر او وزیر امور خارجه
«احمد توفیق رشدی بیگ آراس» در اواخر ماه مارس ١٩٢٥ در شهر لوزان سوئیس با احمد
شاه ملاقات و چند پیشنهاد آتاتورک را به او ابلاغ کرد: احمد شاه در اسرع وقت از
طریق تورکیه و آنکارا به ایران مراجعت کند. یک قوشون از اوردوی تورکیه به هنگام
مراجعت احمد شاه به ایران او را همراهی کند و پس از اعادهی سلطنت و حاکمیت احمد
شاه، و تامین امنیت کشور بازگردد. احمد شاه با پیشنهاد اول موافقت کرد. اما با بیان
این که شاه ایران هرگز با قوشون اجنبی به کشور خود نهخواهد رفت پیشنهاد دوم را
به طرزی غیر دیپلوماتیک رد کرد. زبان مذاکرات در این ملاقات تاریخی تورکی بود و سه
شخصیت قاجاری حاضر که تبریزی بودند - تورکی را مانند یک تورک تورکیهای به روانی
صحبت میکردند». کاربرد زبان تورکی در این ملاقات و تسلط سه شخصیت قاجاری بر تورکی
تورکیه نشان میدهد که حتی در سالهای آخر حیات دولت تورک قاجار، تورکی دارای
موقعیت یک زبان رسمی و دولتی بود و بسیاری از مقامات بر تورکی عوثمانلی مسلط
بودند. آتاتورک پس از تاسیس جمهوری تورکیه، هنوز پایبند به سیاست امپراتوری عوثمانلی
مبنی بر حفظ دولتمداری تورک و سلطنت تورک قاجار در ایران بود. اما پس از مخالفت احمد
شاه با پیشنهاد کومک نظامی آتاتورک، او اعلامیهای در حمایت از رضا خان صدور و
به حمایت از سلسلهی جدید پهلوی آغاز کرد. مخالفت احمد شاه با پیشنهاد کومک آتاتورک
برای بازگرداندن تخت و تاجش و چرخش آتاتورک به سوی حمایت از حاکمیت رضا شاه کودتاگر
و ایجاد اتحاد بین تورکیه و دولت جدید ضد تورک پهلوی در ایران، منجر به بروز فجایع
متعدد تاریخی برای ملت تورک ساکن در ایران شد. این تغییر سیاست ۱٨٠ درجهای همچنین
سبب شد که ضربههای استراتژیک به کل جهان تورکیک و اسلام وارد شود. : ۱-مسالهی
حقوق ملی و زبانی تورکان ساکن در ایران که تا آن زمان عاملی تعیین کننده در
روابط عوثمانلی - قاجار بود از معادلات سیاسی خارجی و منطقهای تورکیه حذف شد، ۲-آتاتورک
- کمالیسم – جمهوری تورکیه به رژیم رضا شاه و دولت مودرن ایران، برای نسلکشی
زبانی و ملی تورک در ایران چک سفید و چراغ سبز داد، ۳-تورکیه داوطلبانه ایران و تورکایلی
(شمال غرب و غرب تورک ایران) را از حوزهی نفوذ خود خارج کرد و به فارسستان،
انگلستان و روسیه و دیگر دولتهای امپریالیستی و صلیبی غربی و اوروپایی ضد تورک
واگذار نمود. در حالی که ایران و تورکایلی به لحاظ سیاسی همیشه «حیات خلوت»، «خارج
نزدیک» و یا «عمق استراتژیک» عوثمانلی شمرده میشدند٤-روابط فرهنگی، ادبی، زبانی
و انسانی بین تورکایلی و
آناتولی تماما قطع شد. در حالی که تورکایلی و دیگر مناطق تورکنشین در ایران اقلاً
از زمان سلجوقیان و به مدت یک هزار سال جزئی از حوزهی فرهنگی و تمدنی و سیاسی
تورکان آناتولی بودند. ٥-سرزمین ایران به مدت هزار و چندین صد سال تحت
حاکمیت دولتهای تورک بود، در مرکز جهان تورکیک قرار داشت و حلقهی اتصال و پیوستهگی
فیزیکی بین شرق (آسیای میانه و تورکستان) و غرب (تورکیه - جمهوری آزربایجان) آن
با یکدیگر بود. اما پس از چرخش آتاتورک، ایران نه تنها به یک باره به خارج جهان
تورکیک پرتاپ شد، بلکه به یک «دیوار غیر قابل عبور بین شرق و غرب جهان تورکیک تبدیل
شد. ٦- تورکیه با انفعال خود، ظهور یک دولت ناسیونالیست افراطی فارس، شدیداً ضد
تورک، متفق غرب و اوروپای صلیبی (فرانسه، ارمنستان، یونان، ....) بر علیه جهان
تورکیک، و با امیال امپریالیسم محلی در جوار مرز شرقی خود را تسهیل کرد. ٧-تاسیس
اتحاد استراتژیک بین تورکیه و رژیم پهلوی و حمایت تورکیه از سیاست فارسسازی ملت
تورک در ایران، باعث از بین رفتن اعتبار و محبوبیت تورکیه در میان مردم تورک ساکن
در ایران، که در سالهای جنگ جهانی اول به اوج رسیده بود شد.
Özet
Bu
makalede, 1940 ile 1944 yılları arasında İran’ın Türkiye Büyükelçisi olan
Anuşirvan Sepahbodi’ye ait bir belgeyi tanıtıyor ve analiz ediyorum. Bu belgeye göre, “Yakın
zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ve onun cumhurbaşkanı olan Atatürk, ‘Kacarların
Türklüğü’ nedeniyle Ahmed Şah Kacar’ın saltanatının devam etmesini istiyordu.”
Bu nedenle, onun talebi üzerine Dışişleri Bakanı “Ahmet Tevfik Rüştü Aras Bey”,
1925 Mart ayının sonlarında İsviçre’nin Lozan kentinde Ahmed Şah ile görüşmüş
ve Atatürk’ün bazı önerilerini kendisine iletmiştir: Ahmed Şah, mümkün olan en
kısa sürede Türkiye ve Ankara üzerinden geçerek İran’a dönmelidir. Türk
ordusundan bir tugay, Ahmed Şah’a İran’a dönüşünde eşlik etmeli, saltanatının
ve egemenliğinin yeniden tesis edilmesini ve ülkenin güvenliğini sağlamalıdır.
Ahmed Şah ilk öneriyi kabul etmiş, ancak ikinci öneriyi diplomatik olmayan bir
şekilde reddetmiş ve İran Şahı’nın asla yabancı bir orduyla ülkesine
dönmeyeceğini ifade etmiştir. Bu tarihi toplantı sırasında müzakerelerde
kullanılan dil Türkçeydi. Tebrizli olan ve toplantıda bulunan üç Kacar
şahsiyeti, Türkiyeli bir Türk gibi akıcı Türkçe konuşuyordu. Bu toplantıda
Türkçenin kullanılması ve üç Kacar şahsiyetinin Osmanlı Türkçesine olan
hâkimiyeti, Kacar Türk devletinin son yıllarında bile Türkçenin resmî ve devlet
dili statüsüne sahip olduğunu, ayrıca Kacar yetkililerinin Osmanlı Türkçesinde
yetkin olduklarını göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra
Atatürk, Osmanlı İmparatorluğu’nun İran’da Türk yönetimini ve Türk Kacar
hanedanını destekleyen politikasına bağlı kalmaya devam etti. Ancak Ahmed
Şah’ın Atatürk’ün askerî yardım teklifini reddetmesinden sonra, Atatürk Rıza
Han’ı destekleyen bir bildiri yayımladı ve yeni Pehlevi hanedanını desteklemeye
başladı. Ahmed Şah’ın, tahtını ve tacını geri kazanmasına yönelik Atatürk
teklifine karşı çıkması ve Atatürk’ün darbeci Rıza Şah’ın yönetimini
desteklemeye yönelerek Türkiye ile İran’daki yeni Türk karşıtı Pehlevi hanedanı
arasında bir ittifak kurması, İran’da yaşayan Türk halkı için birçok tarihî
trajediye yol açtı. Bu önemli politika değişikliği aynı zamanda tüm Türk ve
İslam dünyasına stratejik darbeler vurdu.
1- İran’da yaşayan Türklerin millî ve dilsel
hakları meselesi, daha önce Osmanlı-Kacar ilişkilerinde önemli bir unsurken,
artık Türkiye’nin dış ve bölgesel politikalarında bir mesele olmaktan
çıktı. 2-
Atatürk, Kemalizm ve Türkiye Cumhuriyeti, Rıza Şah rejimine ve modern İran
hükümetine İran’daki Türklerin dilsel ve millî soykırımını gerçekleştirmeleri
için açık çek verdi ve yeşil ışık yaktı. 3- Türkiye, İran’ı
ve Türkili’yi (İran’ın kuzeybatısı ve batısındaki Türk bölgeleri) kendi etki
alanından gönüllü olarak çıkararak Farsistan’a, İngiltere’ye, Rusya’ya ve diğer
Batılı ve Avrupalı Türk karşıtı emperyalist ve Haçlı devletlere bıraktı. Oysa İran
ve onun Türkçe konuşulan bölgeleri, siyasi olarak her zaman Osmanlıların “arka
bahçesi”, “yakın çevresi” veya “stratejik derinliği” olarak görülmüştü. 4-
Türkili ile Anadolu arasındaki kültürel, edebî, dilsel ve insani bağlar tamamen
koparıldı. Oysa İran’daki Türkçe konuşulan bölgeler, Selçuklu döneminden bu
yana en az bin yıl boyunca Anadolu Türklerinin kültürel, medenî ve siyasi
alanının bir parçasıydı. 5-
İran toprakları bin yılı aşkın bir süre boyunca Türk devletlerinin yönetimi
altında bulunmuş ve bu durum onu Türk dünyasının merkezine yerleştirmiştir.
Doğu (Orta Asya ve Türkistan) ile Batı (Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti)
arasındaki bağ işlevini görmüştür. Ancak Atatürk’ün U dönüşünden sonra İran
yalnızca Türk dünyasından aniden dışlanmakla kalmamış, aynı zamanda Türk
dünyasının doğu ve batı kesimleri arasında “aşılamaz bir duvar” hâline
gelmiştir. 6-
Türkiye, hareketsizliğiyle, Batı ve Haçlı Avrupa (Fransa, Ermenistan,
Yunanistan, ...) ile Türk dünyasına karşı ittifak kuran ve doğu sınırına yakın
bölgelerde yerel emperyalist emeller besleyen aşırı milliyetçi, Türk karşıtı
bir Fars devletinin yükselişine zemin hazırlamıştır. 7-Türkiye
ile Pehlevi rejimi arasında stratejik bir ittifakın kurulması ve Türkiye’nin
İran’daki Türk milletini Farslaştırma politikasına destek vermesi, I. Dünya
Savaşı yıllarında zirveye ulaşmış olan İran’daki Türkler arasındaki Türkiye’nin
güvenilirliğini ve popülaritesini kaybetmesine yol açmıştır.
Abstract
In this article, I introduce and analyze a
document from Anushirvan Sepahbodi, the Grand Ambassador of Iran to Turkey
between 1940 and 1944. According to this document, "Ataturk, who had
recently established the Republic of Turkey and become its president, wanted
the continuation of Ahmad Shah Qajar's reign because of the "Turkishness
of the Qajars." For this reason, at his request, the Minister of Foreign
Affairs, " Ahmet Tevfik Rüştü Aras
Bey " met with Ahmad Shah in Lausanne, Switzerland, in late March 1925,
and conveyed several of Ataturk's proposals to him: Ahmad Shah should return to Iran as soon as possible,
travelling through Turkey and Ankara. A brigade of Turkish army should
accompany Ahmad Shah on his return to Iran, ensuring restoration of his monarchy
and sovereignty, as well as the security of the country. Ahmad Shah agreed to
the first proposal, but he rejected the second proposal in an undiplomatic
manner, stating that the Shah of Iran would never return to his country with a
foreign army. The language used
in the negotiations during this historic meeting was Turkish. The three Qajar
figures present, who hailed from Tebriz, spoke Turkish fluently, akin to a Turk
from Turkey. The utilization of Turkish in this meeting, and the proficiency of
the three Qajar figures in Ottoman Turkish, indicate that even in the final
years of the Qajar Turkish state, Turkish held the status of an official and
state language. Additionally, Qajar officials were adept in Ottoman Turkish.
After the establishing the Republic of Turkey, Ataturk remained committed to
the Ottoman Empire's policy upholding Turkish rule and the Turkish Qajar dynasty
in Iran. However, after
Ahmad Shah rejected Atatürk’s offer of military assistance, he issued a
declaration in support of Reza Khan and began backing the new Pahlavi dynasty.
Ahmad Shah's opposition to Atatürk's offer to restore
his throne and crown, and Atatürk's shift to supporting the rule of the coup
leader Reza Shah and forming an alliance between Turkey and the new
anti-Turkish Pahlavi dynasty of Iran, resulted in multiple historical tragedies
for the Turkish people residing in Iran. This significant policy change also
dealt strategic blows to the entire Turkic and Islamic worlds. 1-The issue of national and linguistic rights of the
Turks living in Iran, which had previously been a significant factor in Ottoman-Qajar
relations, was no longer a concern in Turkey's foreign and regional political considerations.
2- Ataturk, Kemalism, and the Republic of Turkey gave the Reza Shah regime and
the modern Iranian government a blank check and a green light to carry out the
linguistic and national genocide of the Turks in Iran. 3- Turkey voluntarily
removed Iran and Türkili (the Turkish northwest and west of Iran) from its
sphere of influence and ceded it to Farsistan, Britain, Russia, and other
Western and European anti-Turkish imperialist and crusader states. Despite the
fact that Iran and the Turkish-speaking regions of it have always been considered
the "backyards," "near abroad," or "strategic
depth" of the Ottomans politically. 4-Cultural, literary, linguistic, and human ties between
Turkili and Anatolia were completely severed. However, Turkish-speaking regions in Iran had been part
of the cultural, civilizational, and political sphere of the Anatolian Turks
for at least a thousand years since the Seljuk period. 5- The territory of Iran
was under the rule of Turkic states for over a thousand years, positioning it
at the center of the Turkic world. It served as the link between the East (Central
Asia and Turkestan) and the West (Turkey and the Republic of Azerbaijan) of the
Turkic world. But after
Ataturk's U - turn, Iran was not only suddenly pushed out of the Turkic world,
but also became an "impassable wall between the Eastern and the Western parts
of the Turkic world. 6- Turkey, through its inaction, facilitated the rise of
an ultra-nationalist Persian state that was fiercely anti-Turkish, allied itself
with the West and crusading Europe (France, Armenia, Greece, ....) against the
Turkic world, and also harboring local imperialist aspirations near its eastern
border. 7-The establishment of a
strategic alliance between Turkey and the Pahlavi regime, as well as Turkey's
support for the policy of Persianizing the Turkish nation in Iran, led to the
loss of Turkey's credibility and popularity among the Turkish people living in
Iran, which had reached its peak during the years of World War I.

.jpeg)



