Pezeşkiyân adı ile soyadlardaki -ân/-yân/-iyân
ekinin kökeni üzerine
On the Sumerian origin of the plural suffix -an/-yan/-iyan in surnames
MÉHRAN BAHARLI
«سؤزوموز،
مئهران باهارلینین یازقالاری توپلوسو» پیتییی، بیرینجی جیلددهن
“Sözümüz, Méhran Baharlının yazqalar toplusu” pitiyinden,
cild I
از کتاب « سؤزوموز، مجموعه مقالات مئهران باهارلی» - جلد اول
https://independent.academia.edu/MBaharli
https://sozumuz1.blogspot.com/
https://www.facebook.com/profile.php?id=61579230999069
Özet:
Urmulu (Batı Azerbaycan, Türkili) bir Türk olan ve 2025 yılında İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığına seçilen Pezeşkiyan’ın soyadında bulunan bileşik “-iyan” eki, Farsça bir ektir ve anlamı bir zümre, grup, bölge ve boyla ilişkili veya soyu bunlarla bağlantılı olan kimselerdir. “-iyan” eki ve Ermenice biçimi “-an” eki Farsça, İranik veya Semitik kökenli deyildir, Sümerce kökenlidir. Bu ek doğrudan Sümerceden veya dolaylı olarak Sümerceden bölgenin eski eklemli dilleri olan Hurrice, İlamca, Gutice, Lulluce aracılığı ile İranik diller ve Ermeniceye geçmiştir. Makalede ayrıca Sümerce çoğul ekleri –(e)ne / eş(e) ile Türkçe ve Moğolca çoğul ekleri -an / -s -z; ve de Sümerce bileşik çoğul eki -emeş (-em + -es) ile Çuvaşca bileşik çoğul eki -sem (-s + -em) arasında var olan koşutluk gösterilmiştir.
Abstract
The compound -iyan suffix found in the surname of Pezeshkian, a Turk from the city of Urmu (West Azerbaijan, Türkili) and the elected President of the Islamic Republic of Iran, is a Farsi suffix. It means individuals or people who are connected to a specific group, region, tribe, or have ancestry related to them. The “-an” suffix, also found in Armenian, does not originate from Farsi, Iranic, or Semitic languages, but rather from Sumerian. This suffix was passed down from Sumerian either directly or through the ancient agglutinative languages of the region - Hurrian, Elam, Gutian, and Lullubian - into the ancient Iranic languages and Armenian. The article also discusses the parallelism between the Sumerian plural suffixes –(e)ne / -eş(e) and the Turkish and Mongolian plural suffixes -an / -s, -z, as well as parallelism between the Sumerian plural suffix -emeş (-em + -eş) and the Chuvash plural suffix -sem (-s + -em).
خلاصه:
پسوند مرکب «-یان» در نام خانوادهگی پزشکیان رئیس جمهور تورک جمهوری اسلامی ایران از شهر اورمو (آزربایجان غربی، تورکایلی)، یک پسوند فارسی است و به معنی افرادی که منسوب به گروه، منطقه و یا طائفهی خاصی و یا از نسل آنها هستند میباشد. با اینهمه پسوند «-ان» که در زبان ارمنی نیز موجود است، دارای ریشهی فارسی، ارمنی، ایرانیک، و سامی نیست. بلکه دارای ریشهی سومری است که یا مستقیماً از این زبان و یا من غیر مستقیم از این زبان از طریق زبانهای التصاقی باستانی منطقه مانند هوری، ایلامی، لولوبی و گوتی به زبانهای قدیم ایرانیک و ارمنی داخل شده است. در این مقاله پاراللیزم موجود بین پسوندهای جمع سومری «-(ه)نه» و «-اهش(ه)» و پسوندهای جمع تورکی و موغولی «-ان» و «-ز»، «-س»؛ همچنین پاراللزیم موجود بین پسوند جمع مرکب سومری «-همهش» و پسوند جمع چوواشی «-سهم» بحث شده است.
Pezeşkiyân’ın soyadındaki -iyan eki
Azerbaycan Respublikası ve İran’dan bazı Azerbaycançılar, Pezeşkiyân’ın soyadındaki -iyân ekini Ermenice sanarak, Türk târîhi ve Türk halkının bu deyerli ve önemli şahsiyetini karalamaya girişmişlerdir[1]. Oysa bu addaki -iyân soneki, Ermenice deyildir.
1925’te Türk düşmanı, Fars aşırı milliyetçi ve ırkçı Pehlevi devletinin kurulmasıyla İran’da Türkçe adlar yasaklanmıştır[2]. Bunun sonucunda günümüzde İran’da yaşayan Türklerin hemen hemen hepsinin soyadı Farsça veya Farsçada var olan Arapça kelimelerden oluşur. Bu adlarda genelde Farsça ekler de vardır. “-iyân” eki bunlardan biridir.
Farsça bileşik -iyân eki:
Farsça “-ân” eki sonu “a”, “i” ve u ile biten kelimelere eklendiyinde başına aracı “y” harfi alarak “-yân” biçimine dönüşür: ...i/...a + ( y ) + -ân → ...iyân/...ayân. Örneyin: Ağa + ( y ) + -ân → Ağayân; Terzî + ( y ) + -ân → Terziyân, Topçu + ( y ) + -ân → Topçuyân, ...
Farsça “-iyân” eki bileşik bir ektir ve mensûbiyet ile bağıntılı ve ilişkili olma durumunu gösteren, bazen de tür ismi yapmak için kullanılam “-î” eki (Ermen → Ermenî, Îrân → Îrânî), iki sesli arasında gelen aracı “y” harfi, ve çoğul eki olan “-ân” ekinin birleşmesinden türemiştir: -i + ( y ) + -ân → -iyân. Örneyin: Tebriz + i + ( y ) + -ân → Tebrîziyân: Tebrizliler; Vekîl + i + ( y ) + -ân → Vekîliyân, ...
Farsçada -ân/-yân/-iyân ekinin bir kaç anlamı vardır. Bunların başında şu anlamlar geliyor:
1-Türkçe -lar çoğul ekinin eşdeyeri. Bu anlamda -ân/-yân/-iyân eki Osmanlıcada ve Türkiye Türkçesinde de kullanılmıştır: Tûrân: Tûrlar, Türkler; Osmâniyân: Osmanlılar; Sûfiyân: Sofular; Rûmiyân: Rumlar; Bâciyân: Bacılar, Ablalar; Abdâlân: Abdallar; Ahiyân: Âhîler, Akılar, Âbîler, kardeşler; Gâziyân: Gâzîler; Mehterân: Mehterler; Nâgehân: Çok sık, vakitsiz ve birden bire ortaya çıkan; Mârân: yılanlar (Şahmaran kelimesinde); Topçuyân: Topçular; Yeniçeriyân: Yeniçeriler; Îrânîyân: İranlılar; ...
2-Türkçe -li nisbet ekinin eşdeyeri, belli bir özelliye yiye olan kimse. Cânân: Cana bağlı, mecâzen sevgili; Garîbân: gurpete âid, mecâzen garip ve fakir; Müslümân: Müslüm olan kimse, ...
3-Belli bir yer ve bölgeden olan insanlar, bunların yaşadığı yurt ve ülke. Gîlân: Gîl boyundan gelen; Tûrân: Turların – Türklerin yurdu, Tâleşân: Talış bölgesi, Talışlı; Îrân: Îrlerin yurdu; Yûnân: eski İyonların yurdu, ...
4- Türk soyadlarındaki -oğlu ekinin eşdeyeri; bir grup, kitle, veya boya bağlılık, onların soyundan gelme durumu. Bâbekân[3]: Bâbek’e mensup, Bâbekoğlu; Torkân: Türkler, Türkoğulları, Türk soyundan; Merdan: Merdoğlu, Eroğlu (Şâh-i merdân terkibinde); ....
Pezeşkiyân adı ise, “Tabipler zümresinden olan kimseler” demektir. Farsca Pezeşk kelimesi Arapça Tabip, ve Türkçe Sağın, Emçi, Otaçı, .... anlamındadır. Pezeşk kelimesinin kökeni Sanskiritçe Bhişâk = tabip, ve Bhişac = tedâvî etmek, sağaltmak’tır[4].
Farsça -ân/-yân/-iyân eki, eski İranik dillerde ve bu arada Pehlevî dilinde, ve günümüz Hint-İranik dillerden Ermenîcede de vardır. Ancak bu ek, makâlenin ikinci bölümünde anlattığı gibi, İranik veya Ermenî kökenli deyildir[5].
Kafkasya ve Türkili’nde Türklerle iç içe yaşayan Doğu Ermenîlerin soyadlarında var olan -yantsi birleşik eki[6] ise, bir görüşe göre, bu -yân eki ile Türkçe -çi ekinin birleşmesi ve kaynaşmasından oluşmuştur. Türkçede -çi eki insanların nereli veya belli bir yerle bağlantılı ve ilişkili olduğunu da gösterir. Örneyin: Urumçu (Pezeşkiyân’ın kenti Urmu’dan olan, Urmulu), Tahrançı (Tahranla ticâret eden tâcir), Moskofçu, vs. gibi.
İran’da Türklerin soyadında var olan -ân/-yân/-iyân soneki İran devletinin Türkçe adları yasaklaması ve Farsça adları zorlaması sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak Farsların soyadında var olan Türkçe -çi soneki her hangi bir devlet zorlaması olmadan, târîhin doğal akışında Derîce - Farsçaya girmiş ve benimsenmiştir. Bu da, Farsçanın güçsüzlüyünün göstergesi ve Türkçenin güçlülüyünün kanıtıdır[7].
Soyadlardaki -ân/-yân/-iyân ekinin kökeni üzerine
Sümercede -ene /-ne çoğul eki
Bu çoğul eki Sümercede ünsüzlerden sonra -ene ve ünlülerden sonra -ne olarak kullanılmıştır: şeş-ene (erkek kardeşler), nin-ene (kız kardeşler), lugal-ene (kağanlar); ve dumu-ne (çocuklar), ninda-ne (ekmekler), sisi-ne (atlar)[8]. Sümercedeki -me çoğul eki[9] de, bu -ene/-ne çoğul ekinin varyantı olmalıdır.
Bazı araştırmacılara göre Ön Sümerce (Pre-Sumerian Language) döneminde bu dilde bir damak-burun ň (nj) sesi var idi. Bu ses zamanla Emeĝir lehçesinde düz alveoler diş n, ve Emesal lehçesinde š harfine dönüşmüş, böylece tek bir kök -eňe ekinden, iki çoğul eki -eš(e) ve -(e)nē ortaya çıkmıştır[10].
Elam, Lullu, Guti ve Hurri dillerine -an eki
Bâzı araştırmacılara göre hepsi eklemli dil olan ve Hint-Avrupa ile Semitik dil olmayan bölgenin bir sıra eski dillerinde, örneyin bir Kafkas dil âilesi olan Hurri – Urartu dil âilesine[11] dâhil Hurri dili’nde[12], Hurri kökenli olduğu düşünülen Lullu dili’nde[13], kökenleri bilinmeyen Elam (İlam)[14] ile Guti dilleri’nde[15], coğrâfî adlarda kullanılan bir -an eki vardır[16]. Bu dillerdeki -an eki Sümerce -ene ekinden alıntı olabilir.
Türkçe ve Moğolcada -an çoğul eki
Türkçede -an/-en, seyrek olsa da eskiden beri var olan bir çoğul ekidir. Örneyin: yarmagan (armağan; yarmaklar, paralar), oğlan (oğullar), örten (alevler), orun (şehirler; yer; konak; Ön Türkçe şehir anlamına gelen Uru sözünden), eren (erler; askerler; Ön Türkçe erler demek olan Erin sözünden), kızan (evlatlar) gibi. Bu çoğul eki bir sıra boyun adında da görülmüştür: Kitan (Kitaylar), Kurıkan (Kurıklar). Bâzı araştırmacılara göre Türkçe -gün/-ğun çoğul ekinin kökeni de -an/-en çoğul ekidir: kelingün (gelinler), tayğun (taylar; çocuklar), iniyigün (küçük kardeşler), ilgün/elgün (iller; halk), ...
Moğolcada -an/-en çoğul eki genellikle -i ve -ay/-ey biçiminde biten sözlerin sonunda kullanılır. Örneyin: elçi-n (elçiler), ködelmüriçi-n (işçiler), biçigeçi-n (memurlar), moritay/moritan (atlı/lar), erdemtey/erdemten (erdemliler; bilgin/ler), ğakay/ğakan (domuz/lar), kulağay/kulağan (hırsız/lar), ...[17].
Sümerce -n ve –š çoğul ekleri ile Türkçe – Moğolaca -n ve -s/-z çoğul ekleri ilişkisi
Yukarıda anlatıldığı üzere Sümercenin Emegir lehçesinde çoğulu belirten bir -ene eki ve bunun Emesal lehçesinde -eš biçimi vardır. Sümercede ayrıca bir -z çoğul ekinin varlığından da söz edilmiştir[18]: igi = göz → haz = gözler[19]. İlginç bir durumda Türkçe ve Moğolcada da çoğulu belirten benzer iki -an ve -s/-z[20] ekleri vardır. Sümerce ve Türkçe-Moğolcada bu ilginç -eš, -ene/-ne/-me ve -z/-s, -an çoğul sonekleri koşutluğu, bâzı araştırmacılarca bunların arasında genetik ve kökensel ilişki bulunduğu tezini desteklemektedir.
Türkik dillerinden sadece Çuvaşçada var olan -sam/-sem, -sen soneki[21], mühtemilen eski çoğul ekleri olan -s ve -an eklerinin kaynaşmasından ortaya çıkmıştır -s + -an → -san → -sam → -sem. Çuvaşça bileşik çoğul eki -sem de ilginç biçimde Sümerce bileşik çoğul eki -me + -eş ile koşutluk göstermektedir.
“Pusan”, Pezeşkiyân âilesinin orijinal Türkçe soyadı
Pezeşkiyân’ın âilesinin ilkin soyadının “Pusan, Pusañ” olduğu söylenmektedir. Pusan Türkçede 1-sis, çen, duman, yere inmiş bulut, bulanık, kapalı ve bungun hava[22], 2- düşmana saldırmak pusuya yatan, avını avlamak için tuzak kuran kimse demektir. (Bu ad “Pozan” biçiminde imişse, anlamı ihlâl ve fesh edendir). Rıza Şah döneminde Türkçe adlar yasaklanınca ülkede Nüfus Müdürlükleri Türkçe adları, genelde biçimi benzer olan Farsça bir kelime ile veya orijinal Türkçe adın Farsça çevirisiyle deyiştiriyorlardı. Türkçe Pusan soyadı da böylece Farsların bile kullanmadıkları ve sadece sözlüklerde bulunan Farsça Pûz.î.den (özür istemek) kökenine benzetilerek, “Pûzîde”ye (özür istemiş) deyiştirildi. Ancak bu ad, hayvanların ağzı anlamında olan Pûze ve maymun anlamlı Bûzîne kelimelerine benzediyi için, Farsçada bile uygunsuz bir ad idi. 1957de, Mesud Pezeşkiyân iki yaşında iken, âilesi bu uygunsuz Farsça soyadı deyiştirmeye kalkıştı. Nüfus Müdürlüyü ise ilk hecesi “Pûzîde”ye benzeyen Farsça “Pezeşkiyân” soyadına izin verdi.
Sonuç:
-İran’da Türklerin soyadında bulunan -ân/-yân/-iyân soneki Ermenîce deyildir, Farsçadır. Ancak bu ek, İranik, Fars veya Ermenî kökenli deyildir. Bu sonekin dip kaynağı, doğrudan veya dolaylı olarak Elam, Lullu, Guti, Hurri dilleri aracılğıyla, Sümerce -ene/-ne çoğul eki olup, mühtemilen Türk-Moğol -an çoğul sonekiyle de bağlantılıdır.
-ân/-yân/-iyân ekinin Türklerin soyadında var olması, onu taşıyan Türkleri Ermenî veya Fars yapmaz. İran’da yüzbinlerle Türk (ve de Fars ve İranik olmayan Türkmen, Arap, Yahûdî, Asoru ve başka halklara mensup) şahsın soyadında -ân/-yân/-iyân eki vardır. Bunlardan biri, çağdaş Türkologlardan Horasanlı Türk araştırmacı “İsmâyil Salariyân”dır.
-İrandaki Azerbaycançıların bu soneke tepkisi siyâsî olup, daha çok Pezeşkiyân’ın “Türk” kimliyini savunması ve vurgulamasından, Sovyet-Haçlı-Paniranist yapımı olan “Azerbaycanlı” milli kimliyini benimsememesinden ve İran'da yaşamakta olan bütün Batı Oğuzları “Türk” millî adı ve “Türk” kimliyi altında birleştirmesinden dolayı, ona duydukları antipati ve besledikleri düşmanlıktan kaynaklanıyor. Yoksa soyadların kökenini bu denli duyarlılık gösteren bu Azerbaycançıların ilk başta İstalin’in kurduğu ve onların kahraman saydıkları Azerbaycan Demokrat Fırkası’nın başkanlarından Gulam Yahya “Dâneşiyân”a, veya kendi toplumlarında yaygın olan Merdan gibi soyadlara saldırmaları gerekiyordu.
- Azerbaycan Respublikası’ndan olanlar, Pezeşkiyân’ın soyadı ile uğraşmak yerine, kendi soyadlarının hemen hemen hepsinde bulunan Rusça -ov, -ev, ve Farsça -zâde sonekleriyle ilgilenmeli ve bunu anlamaya çalışmalıdırlar ki Kafkasyada Rusça -ov, -ev, ve Farsça -zâde sonekleri onları Rus ve Fars yapmıyorsa, İran’da da -iyân soneki Pezeşkiyân ve başka hiç bir Türk’ü, Fars ve Ermenî yapmaz.
[1] Azerbaycan Respublikasından bir kişi, Pezeşkiyan’ı, soyadında
-iyan eki olduğu için “Ermeni dölü” adlandırmıştır. İran’dan Samat
Azerbaycsn adlı mankurt bir Azerbaycançı ise Pezeşkiyan’a “Rejimin öz
iti” diye küfürler yağdırmıştır….
[2] Türkçe adlar yasağı İngiltere, Zerdüştîler,
Ermeniler, Paniranistler ve mankurt Azerbaycancıların 1925de Türk Kacar
devletini yıkıp yerine Fars Pehlevi devletini kurmasıyla başlamış, bugün de
hukuken yürürlüktedir. Bu yasağa dayanarak şahıs adları, soyadlar, yeni yer
adları, işyeri adları vs. Türkçe olamaz, yenidoğan bebek adları devletin
hazırladığı ve sadece Farsça isimleri içiren listelerden seçilebilir. Bu târîhten
sonra eski Türkçe yeradları da devlet tarafından sistematik olarak Farsça
adlarla deyiştirilmeye başlanmıştır. “Türk” adının kendisi de bu yasağın
kurbanı olmuş, İran’da yaşayan Türk halkının etnik ve milli adı olarak inkar
edilmiş ve bu anlamda kullanılması yasaklanmıştır. Konuyla ilgili Paniranism ve
İran devletinin resmî görüşü budur: Türk sadece sarı ırkı ve Türkiyeliler için
kullanılabiliir. İrandakiler ise dilleri Moğollarca zorla deyiştirilmiş Arya
ırkından İraniklerdir. Bundan dolayı hiç bir resmî belgede, basında, kitaplarda
ve yazılarda, ders kitaplarında Türk adı geçmez. Onun yerine Âzerî, Âzerbâycânî
vs. kullanlılır. Yasak hala yerindedir ve günümüzde İranda özellikle Fars olan resmî
makamlar ve Fars medyası, hatta batıda yaşayan Farslar İrandaki Türkleri asla Türk
adlandırmaz. Bunun yerine ısrarla Âzerî veya Âzerî dilli, Azerbaycanlı vs. gibi
sahte adları kullanır. İran ve Fars dilli haberlerde bile, açıkça TÜRK olduğunu
îlân eden Pezeşkiyan, ÂZERÎ ve AZERBAYCANLI diye sunulur. Türk halkı özellikle
son yıllarda Türk milli bilinçlenmenin artmasına paralel olarak, bu yasağı
delmeye çalışmıştır. Pezeşkiyan ise BEN TÜRK’ÜM demlekle ve TÜRK ve TÜRK
DİLİ adlarını her yerde ısrarla ve sık sık tekrarlayarak bu yasağı en üst
düzeyde ve en etkili biçimde delebilmiştir.
Türkçe adların yasaklanması için:
DEYİŞDİRİLEN COĞRAFİ ADLAR
[3] Bâbekân: Bâbek'e mensup. Eski İranik şahlardan Erdeşîr
Bâbekân adında da vardır.
[4] Mayrhofer, Manfred. Kurzgefasstes Etymologisches Woterbuch
De Altindischen, II, Heidelberg/502f., id. EWA II/264f.
https://archive.org/details/KurzgefasstesEtymologischesMayrhoferManfred
[5] Bilgehan Atsız Gökdağ: -an/-en eki Köktürkçede çokluk
eki olarak bâzı kelimelerde kullanılır. Er-en "erkekler", oğul-an
"evlatlar", kız-an "evlatlar: vs. gibi. [A. Von Gabain,
Altürkische grammatik Leiden 1974] <Eski Türkçede oğul ve kız kelimesi
cinsiyet bildirmez>. Bu dönemde Moğolcada da görülen ek birçok dilde çokluk
ifade etmektedir. Muhtemelen Ermenîce ve Farsçaya da Türkçe üzerinden geçmiş
olabilir.
[6] “-yants”, “-iants”, “-yantz”, “-entz”, “-ents”,
“-ontz”, “-unts”, “-untz” are dialectic forms of “-yan” and “-ian” suffixes,
popular in some of the East Armenian regions.
[7] Konu İran’daki durumdur. İran’da 1898-1925den başlayarak
Farsça Türklere yasalar ve ordu tarafından zorlanmıştır. Ondan önce,
Türkçede Farsçadan alınma olan ân/-yân/-iyân soneki yoktu. Sadece Türkçe -an
eki vardı: Oğlan, Eren, Xızan vs. Ancak o dönemde Farsçada
her hangi bir devlet zorlaması olmadan Türkçe -çi
eki yaygın
olarak kullanılırdı. Genel olarak devlet
eliyle yaygınlaştırılan Farsça gibi bir dil, güçsüz bir dildir. Zaten bu
gücsüzlüyü gidermek içindir ki devlet gücü işin içine girmiştir. Devlet yardımı
ve zorlaması olmadan yaygınlaşmış Türkçe gibi bir dil ise, bu açıdan güçlü
sayılır. Zira gücü olmasaydı her hangi bir devlet zorlaması olmadan ve kendiliyinden
yaygınlaşamazdı. İrandaki durum böyledir.
[8] 2. -n çoğul
eki: Bu çoğul eki, Türk dilinin tarihinde ilk kez
Sümercede görülür. Sümercede -ene biçiminde bulunmuş ve daha sonraki Türkçe ve
diğer Tûrân dillerinde çeşitli biçimler almıştır. Bu ek Sümercede ünlü ya da
ünsüzle biten adın durumuna göre -ene ya da -ne olarak kullanılmıştır; şeş-ene
(erkek kardeşler), nin-ene (kız kardeşler), lugal-ene (kağanlar), dumu-ne
(çocuklar), ninda-ne (ekmekler), sisi-ne (atlar) gibi.
[9] Plural number was indicated
either by the suffixes -me (or -me + esh), -hia, and -ene, or by reduplication, as in kur + kur
“mountains.”
https://www.britannica.com/topic/Sumerian-language/Characteristics
[10] Pre-Sumerian featured a phonemic palatal nasal *nj or a
similar sound that was later split into /n/ and /š/. The palatal nasal has been
already discussed by Schretter (1990) and Peust (2007).... When the
Pre-Sumerian language split into Emeĝir and Emesal dialects, the
palatal nasal *nj neutralized into plain alveolar dental /n/ in Emeĝir, and the
palatal component was merged with the third person personal suffix lengthening
it: *-enj-e > -en-ē. This would explain why the singular and plural third
person markers have different vowel lengths. In Emesal the palatal nasal
changed into /š/ in initial, final and vowel medial environments: 5 *enj(e)
> *eš(e), yielding the following set of third person plural suffixes:
EG impf. -en-ē, perf. -en-Ø. ES
impf. *-eš-e, perf. *-eš-Ø
Aleksi J. Sahala. ON THE
DEVELOPMENT OF THE SUMERİAN PLURAL SUFFİXES {EŠ} AND {ENĒ}. (2017) – University
of Helsinki
[11] Hurro-Urartian languages
[12] Hurrian language
[14] Elamite language
[15] Gutian language
[16] We find the Elamite-Lullu-Gutian ending -an
represented in Hurrian as well, it is very likely that other Hurrian place-names
in -a (not including -wa, which is a genitive /locative suffix) go back
similarly to and older -an. Dipnote 84 in Pages 144, 145
an-suffix:
in Elaminte territories, 41, 91; in Gutian, 98; in Hurrian, 144 f.; in Lullu,
92; in the Zagros generally, 94.
Ephraim Avigdor Speiser. MESOPOTAMIAN
ORIGINS
[17] TÜRK DİLİNDE ÇOĞUL
EKLERİ
2.
-n çoğul eki: Bu ekin eski Türk dilinde ne kadar yaygın kullanıldığı bilinmemekle
birlikte, seyrek kullanıldığını savunanlar da bulunuyor. Kısıtlı sayıdaki eski
Türk yazıtlarında yarmagan (armağan; yarmaklar/paralar), oğlan (oğullar), örten
(alevler), orun (şehirler; yer; konak; Ön Türkçe şehir
anlamına gelen uru sözünden), eren (erler; askerler; Ön Türkçe erler demek
olan erin sözünden) gibi örnekler bulunuyor. Tarihteki Kitan (Kitaylar),
Kurıkan (Kurıklar) gibi Türk boyları da bu çoğullaştırmaya örneklerdir. Bu
çoğul ekinin diğer bir biçimi olan -gün/-ğun eki olarak da eski
yazıtlardan kelingün (gelinler), tayğun (taylar; çocuklar), iniyigün (küçük
kardeşler), ilgün/elgün (iller; halk) gibi örnekler verilebilir.
Bu çoğul eki Moğolcada
genellikle -i ya da -ay/-ey biçiminde biten sözlerin sonunda kullanılır; elçi-n
(elçiler), ködelmüriçi-n (işçiler), biçigeçi-n (memurlar), moritay/moritan
(atlı/lar), erdemtey/erdemten (erdemliler; bilgin/ler), ğakay/ğakan
(domuz/lar), kulağay/kulağan (hırsız/lar) gibi. Ancak yine de -i ve -ay/-ey
biçiminde biten sözler, diğer çoğul ekleriyle de çoğullaştırılabilmekedir.
Kısacası, Moğolcada çoğul ekleri kullanılmında katı kurallar yoktur.
[18] Türk dilinin tarihinde
-z çoğul ekine ilk kez Sümercede rastlanır. Ancak
bu ek Sümercede çok ender kullanılmış olan bir çoğul ekidir. Örneğin Sümerce
igi, göz demektir. Normalde igi-ne gözler demektir, ancak haz sözü de gözler
anlamına gelir. Günümüz Türk diline ise igi sözü, -z çoğul eki alarak işlevsiz
bir çoğul biçiminde göz olarak evrilmiştir (igi-z => gi-z => gö-z). Yine
Sümerce ses, çığlık anlamına gelen gu sözü günümüz Türk diline kükremek olarak
evrilmenin yanında göğüs anlamına gelen kükrek olarak da evrilmiştir. Buradan
da kük sözü -z çoğul eki alarak önce küküz sonra da göğüs biçimine evrilmiştir.
Diğer bir örnek de, Sümerce ağız demek olan kag sözüdür. Bu söz de baştaki -k
sesi düşerek ve -z çoğul eki alarak kag => kagaz => ağaz => ağız
biçiminde günümüze evrilmiştir (Çuvaşçada ise k-ş, a-o ve g-v ses dönüşümüne
uğrayarak önce kag => şov, sonra da -r çoğul eki alarak şovar (ağız) sözüne
dönüşmüştür).
[19] Sumerian haz ‘eyes’
Iurii Mosenkis. Basque and
Sumerian
[20] 4. -z çoğul
eki: .... Bunun dışında boynuz (boyun+uz => boynuz),
diz (dub => duv => duv+z => diz), ikiz (iki+z), öküz (ök+üz) biçiminde
çoğullaşmış tekil diğer örnekler de görülür [Çuvaşça ve Moğolcada ise öküz,
ikiz gibi sözler -r çoğul ekiyle işlevsiz çoğullar hâline gelmiştir; Çuvaşça
vekar (öküz), yeker (ikiz); Moğolca öker (öküz), iker (ikiz) gibi]. Boy
adlarında bu ek Ediz (Edler), z-ş ses dönüşümüyle Töliş (Töliler), Tarduş
(Tardular), Türgiş (Türkler) biçimlerinde de görülür. Moğolcada ise -z çoğul
eki yalnızca -s biçimindedir ve oldukça işlektir. Genellikle de ünlü seslerle ile ya da -ay hecesi ile
biten sözlerde kullanılır, ancak yine de katı bir kurala uymaz. Örneğin eme-s
(kadınlar), eke-s (analar), ere-s (erkekler), aqa-s (yaşlılar), üge-s (sözler),
ğakay/ğakas (domuzlar), nogay/nogas (köpekler) gibi. Örneğin ünsüzle biten
sözler de çeçeg-s (çiçekler) gibi -s çoğul eki alabilirken, -ay hecesi ile
biten sözler ğakay/ğakan (domuz-lar), moritay/moritan (atlı-lar), nogay/nuğud (köpek-ler)
gibi başka eklerle çoğullaştırılabilir.
[21] Türk dillerinden yalnızca Çuvaşçada diğerlerinden ayrı
bir çoğul eki kullanılır. Bu çoğul eki
-sem biçimdedir ve -s çoğul ekinden evrilmiştir. Ayrıca kalın ya da ince
ünlülere göre ses uyumu göstermez, tek biçimlidir. Çuvaş yazı dilinde -sem
biçiminde olan bu ek, Çuvaşçanın Viryal ağzında ise -sam biçimindedir. Örneğin
ulma-sem (elmalar), şıv-sem (sular), küle-sem (göller), aça-sem (çocuklar),
tu-sem (dağlar), Terek-sem (Türkler) gibi. Bu çoğul eki ilgi, yönelme, yükleme,
bulunma ve çıkma durumlarında ise -sen biçimini alır. İlgi durumu çeçeksen
(çiçeklerin), yönelme durumu yumansene (meşelere), yükleme durumu şençersene
(zincirleri), bulunma durumu virensençe (yerlerde), çıkma durumu da
vermansençen (ormanlardan) biçimindedir. Çuvaşça, Fin-Yuğra dillerinin fonetik
etksi altında kalmış bir Türk dilidir. Bu açıdan diğer Türk dillerinden bir
ölçüde farklılaşmıştır.
[22]
Pusañ: [purs, pus, pusu, pusuk]
sis (derleme sözlüyü)
pus: Sis. DS V pusan [purs, pus, pusu, pusuk] (Ml.) 3491a. Eski
Türkçe bu:s “sis” (Clauson 1972: 370b) sözcüğünün ağızlarda yaşayan biçimidir.
krş. Tuv. bus “pus” (TuvTS: 17a).
pusar-: √ pus+ar-: Hava bulutlanmak,
kapanmak, puslanmak. DS V pusarmak [pusatmak, püsarmak] (Brd., İz., Bo., Ama.,
Or., Kr.) Eski Türkçe bus+ar- “sislenmek, bulutlanmak” (Clauson 1972: 374b)
ağızlarda yaşayan biçimidir.
Yekpare KARAKIŞ. YAŞAR KEMAL’İN
ROMANLARINDA ÇUKUROVA AĞZINA AİT SÖZCÜKLER VE ETİMOLOJİLERİ
No comments:
Post a Comment