Friday, February 12, 2016

Mi İlgeci (Edâtı) Ve Yazımı


Mi İlgeci (Edâtı) Ve Yazımı

Méhran Baharlı

Monday, November 5, 2012

Mi ilgeci Hen-Yox soruları quran bir yapı ve tikecikdir (parçacıqdır). İran`da Türk xalqı arasında Mi soru edâtı unutulmuş ve tekce az sayıda, örneyin Hemedan Ostanında bir sıra lehcede yaşamaqdadır. Azerbaycan Réspublikası`nda da Mi edâtı xalqın dilinde bütünüyle unutulmuşdur. Burada Mi edâtına işlerlik qazandırılmaya çalışılsa da, génelde soru qonuşma dilinde, Farscadan étgilenerek vurqu ile, yazılı metinlerde ise ( ? ) işâreti qullanaraq gösterilir: Geldi? Bu ikisinin tersine, Mi ilgeci Türkiye`de xalqın günlük qonuşma dili ile ölçün-yazılı dilde qorunmuş ve en sıx qullanılan edâtlardandır.


Türkcemizde Mi edâtının izini “Tek me, Cüt?” kimi oyun-déyimlerde görmek olasıdır. Bu oyunun adındakı “Me”, Mi edâtının Doǧu Türkül (Türkik) dil ve lehcelerindeki biçiminin qalıntısıdır (Örneyin çaǧdaş Qazaqcada Mi edâtı ma-me, ba-be ve pa-pe biçimlerindedir: Bul kisi me? Kerek pe?)



Mi, soru edâtıdır

Bir çox Türkoloq-dilçi Mi`nin soru edâtı olduǧuna inanır. Örneyin A. V. Gabain (s. 106); M. Ergin (s. 231); A. Caferoğlu (s. 88); Nadalyaev, V. M. vd. (ss. 345, 346, 352). Kononov yazılarında Mi`ni Altayca kökenli bir soru edâtı olaraq göstermişdir (s. 207). Türkçe Sözlük`de Mi “Söz” olaraq belirtilmişdir. (s. 1389).

Mi`nin vurqulu olması da onun edât olduǧunu gösterir. Bilindiyi kimi Türkcede ekler, üzerlerine vurqu almayan öyelerdirler. Edât kökenli olan Mi, sonralar ve zaman sürecinde benzeşme sonucunda ekimsileşmişdir (eke benzeşme).

Mi ek kökenli déyildir


Mi`ni Zerf-Qéyd diye tanımlayanlar olmuşdur. (T. Banguoǧlu, s. 455). Bir sıra araşdırmacılar ise Mi`nin géçmişde ve bugün de bir soru eki olduǧunu söylerler. Bunların en önemli dayanaǧı Mi`in eklendiyi kelimenin ünlüsüne uyması ve ünlü uyumlarına girmesi, be`zi çekimlerde kendisinden önceki fé`lin kişi ekini almasıdır (“O mudur?” örneyinde olduǧu kimi).

Doǧrudur, Türkce’de bugün bu edât ünlü uyumuna bağlı olaraq -mı, -mi, -mu, -mü biçimindedir. Ancaq eski Mu edâtından gelen -mı, -mi, -mu, -mü Eski Türkcede -mu, -mü biçiminde olup, yalnız yuvarlaq ünlü idi ve ünlü uyumuna bağlı déyildi. Bugün bile Türkmencede mı-mi-mu-mü olan bu edâtın yuvarlaq biçimi séyrek olaraq qullanılır: Yôkmı? Âdammı? Çıkdımı?. Özbekcede bu edât indi bile tek biçimlidir: Menmi? Keldimi? Kerekmi?. Gine de Uyqurcada bu edât tek biçimli ve Mu`dur: Barmu? Emesmu? Menmu?

Batı Türkcesinde ise Mi`nin başlangıçda tekce düz biçimleri var olmuş ve yine ünlü uyumu dışında qalmışdır. Eski Batı Türkcesinde (Anadolu-Azerbaycan-İran-Iraq) Mi her zaman düz vokallı ve  -mı, -mi biçiminde idi: “Göz mi”, “Gün mi”, “Oğul mı”, “Qoç mı”. Mi edâtı ancaq Osmanlıca içinde ünlü uyumuna bağlanmış ve son dönemlerde bugünkü çox biçimliliyine qavuşmuşdur.

Dolayısı ile Mi ilk başda bir edât olaraq tek, Eski Türkcede ise iki biçimli idi. Onun çox biçimli olması, son dönemde gérçekleşen eke benzeşme veya ekimsileşme olayı sonucunda ortaya çıxmışdır.

Mi soru edâtı başqa soru edâtlarından ferqlidir:

Mi edâtını başqa soru edâtlarından (Ne, Kim, Hansı, Qaç, Néçe,.....) ayıran néçe özellik vardır:

-Mi edâtı ünlü uyumuna girer.
-Mi edâtı tek başına soru ifâde étmez.
-Mi edâtı öteki soru edâtlarının tersine, ad ve fé`llerden sonra gelebiler.
-Mi edatı bir sıra kelime ve fé`lleri ortadan bölebiler.

Mi edâtı soru sorulan kelimeden sonra gelir

Günümüz Türkcesinde Mi soru ilgeci kelime qurupları ve cümlede soru qonusu olan kelime, nesne, ad ya da éylemden sonra gelir. Eski Türkcede de durum böyle idi. A Grammer of Old Turkic`e göre “Mi yapısı, Eski Türkcede qonuşanın sorqulamaq istediyi sözcüye göre cümlede yér deyişdirebiler” (Erdal, s. 411). Örneyin Divan-i Luqat-i Türk’de: “Tilkü mü toqdı azu böri mü”? (Tülkü mü doǧdu, azı böri-qurt mu?)

Azerbaycan Réspublikasının ölçün dilinde (Azerbaycan Dili veya Azerbaycancada) Mi edâtı her zaman kelime ve cümlenin sonunda getirilir: Geleremmi? Varmı? Déyilmi? Azerbaycancada Mi ilgeçinin her zaman kelime ve cümle sonunda, ve de bitişik yazılması yanlışdır ve Türkcenin yapısı ile géçmiş geleneklerine uymamaqdadır. Çünkü Mi edâtı tekce kelimenin son ekini sorqulayanda kelime sonunda getirilmelidir. Bunun dışında Mi ilgeci bütün durumlarda sorulandan sonra getirilmelidir. Azerbaycancada menimsenen bu yanlış tutum, Türkcenin oralarda uzun süre yazı dili olmaması ile Türkce dilbilgisi qurallarının iyice bilinmemesi ve sâdeleşip pozulması, ayrıca Sovyét döneminde Azerbaycancaya Türkce`den ferqli bir dil olduǧu imajını yaratma isteyinden qaynaqlanmışdır.

Mi edâtını cümlenin deyişik yérlerinde işletme örnekleri:

1-Sen de gétdin.

-Sen de mi gétdin? (Yoxsa yalnız O mu? Burada Sen soru qonusudur)
-Sen de gétdin mi? (Yoxsa gétmedin mi? Burada gétdin éylemi soru qonusudur)

2-Men sene durumu anlatmışdım.

-Men mi sene durumu anlatmışdım? (Yoxsa o mu anlatmışdı? Burada Men soru qonusudur)
-Men sene mi durumu anlatmışdım? (Yoxsa ona mı anlatmışdım? Burada Sen soru qonusudur)
-Men sene durumu mu anlatmışdım? (Yoxsa çözüm yollarını mı anlatmışdım? Burada Durum soru qonusudur)
-Men sene durumu anlatmış mıydım? (Yoxsa anlatmamış mıydım? Burada Anlatma éylemi soru qonusudur)
-Men sene durumun anlatmışdım mı? (Yoxsa anlatacaqdım mı? Burada éylemin Zamanı soru qonudur)

3-Olacaqdır

-Olacaq mıdır? (Yoxsa olmayacaq mıdır? Burada bir şéyin olup olmayacaǧı sorulur)
-Olacaqdır mı? (Yoxsa olacaqdı mı? Burada bir şéyin ne zaman gérçekleşdiyi sorulur)

4-İstersiniz

-İster misiniz? (Yoxsa istemez misiniz? Burada qarşı terefin isteyip istemediyi sorulur).
-İstersiniz mi? (yoxsa isterler mi? Burada kimin istediyi sorulur).
Mi kelimeden ayrı yazılır:

Mi edâtı Türkül (Türkik) dillerinin bir çoxunda örneyin Uyqurcada kelimeye bitişik, bir sırasında ise örneyin Qazaqcada kelimeden ayrı yazılır. (Qazaqcada Mi edâtı ma-me, ba-be ve pa-pe biçimlerindedir: Bul kisi me? Kerek pe?)

Çaǧdaş Türkcede de Mi edâtı, ünlü uyumuna girse bile, soru sorduǧu kelimeden ayrı yazılır. Bunun başlıca nedeni yuxarıda da söylendiyi kimi Mi`nin eslinde ek déyil, ilgec-edât olmasıdır. Bu ana nedene ek olaraq, bir sıra başqa étgenler de Mi edâtının Latın kökenli Türk elifbası ile kelimeden ayrı yazılmasında étgili olmuşdur:

1-Gelenekleşme: Mi ilgecinin kelimeden ayrı yazılması geleneyi Türkiye`de 1928`de Latın yazısına géçmekle başlamışdır. Ondan önce Ereb yazılı Türkce metinlerde kesinleşmiş bir qural ve ölçünleşme var olmamış, ayrı yazıldıǧı kimi bitişik yazıldıǧı örnekleri de görülmüşdür. Gerçi génel bir qural olaraq Ereb elifbası eklerin ayrı yazılmasına uyqun bir elifba da déyildi.

2-Başqa eklerle qarışmama: Örneyin teklik birinci şexs yiyelik eki ve yükleme halı ekinin bir arada olduǧu durumlar: “Kitabımı” (Menim kitabımı) ile “Kitabı mı?” (kitabı mı yoxsa defteri mi?)

3-Kelimeleri uzatmamaq: “Menimsemelimiydiler?” yérine “Menimsemeli miydiler?”

Mi edâtı kelimeni ortadan bölebiler

Mi edâtı her zaman kişi eklerinden sonra gelmez. Bir sıra durumlarda kişi eklerinden önce gelip, ayrı yazıldıǧı üçün de kelime ve fé`li ortadan ikiye böler:

1-Mi edâtı Görülen géçmiş zaman, Qoşul (Şert), Buyruq (Emir) ve İstek çekimlerinde kişi ekinden sonra geler:

Gelsem mi?, Gétdin mi?, Vérsin mi?, ....

2-Mi edâtı Duyulan géçmiş zaman, İndiki zaman, Gelecek zaman, Géniş zaman ve Gereklilik çekimlerinde kişi ekinden önce geler:

Ölmüş müdür? Gelir misiniz? Vérecek miyik? Türkce midir? Susmalı mıydım? Türk müyem?

Mi`li kipler (qalıblar)

Eski Türkcede mi ile yapılmış yararlı néçe soru kipi vardır. Bunların dirçeldilip çaǧdaş Türkcemizde işlekleşdirilmesi böyük bir boşluǧu doldurar:

1-“.... Mu erki?” (....mı acaba?) Günümüz Türkcesine “Mi erki?” olaraq işledilebiler. “Bu eter doǧru mu erki?” = Bu xeber doǧru mu acaba?.

Türkce “Erki”; Farsca “Âya” ve Erebce “Acaba” démekdir. Eski Erki (acaba, âya) kelimesinin izini günümüz Türkcesinde de görmek olasıdır. Örneyin bu cümlede “Geldi mi ki?”, “ki” sözü Eski Türkcedeki “Erki” déginin qısaltılmış biçimidir.

2-“Erki mu?” (Öyle mi?) Günümüz Türkcesinde “Erki mi?” olaraq işledilebiler: “Her şéy yolundadır. Erki mi?” = Her şéy yolundadır. Öyle mi?

3-“Ermez mi”? (Déyil midir?) Günümüz Türkcesine “İmez mi?”

Teprençsiz boltum ermez mu? (Dayanıqlı mı oldum? –Altun Yaruq)
Yitinçsiz ermez mu? (Yétersiz déyil midir?)

Batı Türkcesinde Mi edâtının kişi ekinden önce geldiyi örnekler:

Orta Türkcede Mi edâtı anılan durumlarda kişi eklerinden önce gelmişdir:

1-Mévlana Celaleddin:

Bugün sevinirsin menim
Var diye axçam, altınım
“Anmaz mısın” ol günü kim (“Anmazsın mı” déyil, “Anmaz mısın” getirilmişdir)
Möhtac olasın bir pula?

------------------------------------------

يا اوحدالجمال، يا جانيم ميسين؟! (“Canımsın mı” déyil, “Canım mısıngetirilmişdir)
تو از عهد من اي دوست مگر ناديمسين؟
قد كنت تحبني، فقل: تاجيك´سين
واليوم هجرتني، فقل: سن كيمسين؟

2-Sıvaslı Qazı Burhaneddin:

Anı ki hâcibin qıldı cemâlın iline
Eyri otur-u doǧru di, edl-i Ömer “déyil midir?” (“Déyildir mi” yérine, “Déyil midir?” gelmişdir)

3-Battalnâme:

“Deli misin?”, “Gérçek midir?”, “Nur mudur?” (“Delisin mi”, “Gérçekdir mi”, “Nurdur mu” déyil)

4-İmadeddin Nesimi:

“Vаr mıdır” nisbet sаnа bir Türk der Mâçin-ü Çin?
Çin-i zülfünüz yéne ez nâfé-yi Tâtâr tаr.

“Revа mıdır”, “revа mıdır”, hebibi
Ki, оdа yаndırаsın men qeribi?

Zâhidin metlubu cennet, âşiqin meqsudu yâr,
Râhı аnın “haq mıdır” yа âşiqin râhı? görün!

Bu хâl-ü “ruх mudur”, yа murq-i sévdа
Ki, qоnmuşdur miyân-i verd-i ehmer?

Eceb şоl mest-i sévdа-yi Mоğоlçin,
Menim “beхtim midir”, yа çéşm-i pürхаb?

Nesimi`nin gözü yârın qeminden
Dürün “dürcü müdür”, yа behr-i sîmâb?

“Sûfi midir” оl câm-i müseffаsınа meşqul
Pünhâni içer éyle ki, şéytаn bilir аncаq?

Éşqe düşenler bilir hem yéne éşqin qedrini,
Оl âşiq “âşiq midir” kim, оlmаdı rüsvâ-yi éşq?

5-Dede Qorqut Pitiyi,  Deli Domrul Boyu:

Ağ saqallı eziz izzetli canım baba
“Bilir misin” neler oldu? (“Bilirsin mi” yerine)
Baba senden can dilerem, “vérir misin?” (“Vérirsin mi” yérine)
Yoxsa oğul Deli Domrul déye “ağlar mısın?” (“Aǧlarsın mı” yérine)

6-Baǧdadlı Fuzuli

N`ola zâhid bilse küfr-i zülfün imân olduǧun
Şimdi “görmüşler midir” kim kâfir Müselmân olduǧun? (“Görmüşlerdir mi” yérine)

Günаhsız bаğrımı qаn éyledi, “câiz midir” böyle? (“Câizdir mi” yerine)
Rizâ-yi haqq üçün bir sоr ki, nâhaqq nişe qаn éyler.

“Él midir” bâis-i refаhet-i хalq? (“Éldir mi” yerine)
Fé`lidir mûcib-i rizâ-yi Xudа.

Qetrе-yi “şebnem midir”, yа el аçıb sâil kimi, (“Şebnemdir mi” yerine)
Хâzin-i lütfünden аlmış lö`lö-i şehvâr gül?

Éşq içre, gözüm, “revâ mıdır” bu,
Râh-u reviş-i “vefâ mıdır” bu?

Néyçün sana te`ne éde bedgu?
Nâmusunа lâyiq “iş midir” bu?

“Bedхâhların mıdır” bu tedbir?
“Qemmâzların mıdır” bu tezvir?

Çekdin yéni yârını kenara,
“Rüхset midir” indi eski yâra?

Ne böyle édib, ne öyle, éy gül!
“Yахşı mıdır” éylemek teqâful?

Sâil dédi: Bu “déyil midir” âr
Kim, yâr оlа yох, sen оlаsın vаr?

Billâh, bu “yаmаn mıdır” ki, hâlâ,
Emvâta söz ile vérdin ihyа?

7-Şah İsmayıl Xetâyi

Gâhi bulut olup göke aǧarsın
Gâhi yaǧmur olup yére yaǧarsın
“Ay mısın?”, “gün müsün?”, qandan doǧarsın? (“Aysın mı”, “Günsün mü” yerine)
Ilqıt ılqıt esen yél, Hacı Bektaş!

8-Bextiyarnâme Fedâyi

Çü оndan hâsıl оlmuşdur bu оğlan,
Meger “bilmez midir” bu hâlı sultan? (“Bilmezdir mi” yérine)

Eski Türkcede Mi edâtının kişi ekinden önce geldiyi örnekler:

Eski Türkcede de Mi edâtı anılan durumlarda kişi eklerinden önce gelmişdir:

1-Altun Yaruq:

“Bar mu ermiş”? (“Var mıymış”?)
“Bar mu idi” bilteçi? (Var mıdır bilen?)

2-Pirens Kalyanamkara ile Papamkara (Hamilton, James Russel, 1998)

Sizler löler qanı “qunçuyu mu sizler”? (Sizler ejdehalar xanının “éşi misiniz?”)
Meni “sever mü siz”? (Meni “séver misiniz”?)

3-Divan-i Luqat-i Türk

“Kelir müsen” azu “barır musan”? (“Gelir misin”, yoxsa “varır mısın?”)

4-Türkçe İlk Qur’an Tercümesi (Rylands Nüshası, ATA, Aysu, 2004)

“Baqmaz mu sen”? (“Baxmaz mısın”?)
“Bulqay mu erdi”? (“Bulacaq mıydı”?)

Nesimi`den iki Midir`li qoşuq:

(“Déyildir mi?” yérine “Déyil midir?” İşledilmişdir)

Le`lin şerâbı şerbet-i kövser déyil midir?
Üzün çırâğı méhr-i münevver déyil midir?

Nûr-i elа ki, Haq dédi nûr-i elel-yeqin,
Rüхsârın üzre zülf-i müenber déyil midir?

Éy dâşa-vü türâba diyen qiymet-i göher,
İnsаn bu hüsn-ü lütf ile gövher déyil midir?

Éy hesretin zerile gövher, iste me`rifet,
İnsаndа me`rifet göher-ü zer déyil midir?

Sûretde éy diyen ki, münezzehdurur ilаh,
Gel Haqq`a bах-ü gör ki, müsevver déyil midir?

Tâ görmüşem cemâlını menzurum оldu Haq,
Haqqı gören nezer, ulu menzer déyil midir?

Men nâzirem nigâra-vü ârif qаtındа bu,
Billâh ki, хûb nâzir-ü münzer déyil midir?

Şirin lebin ki, Haq аnа Ruh ul-qudus dedi,
Cennetdeki şarâb ile kövser déyil midir?

Аydır mаnа ki, naqdını vér nisyeye feqih,
Héyvаndаn оl "ülâike" kemter déyil midir?

Dövr-i qemerde merkez-i âşub-ü fitnenin,
Mişkin sаçınlа хâl-i müdevver déyil midir?

Le`lin kimi Mesih demi mö`tedil mizаc,
Hergiz vucûda gelmedi, cövher déyil midir?

Sûretde gerçi adı beşerdir Nesîmi`nin,
Me`nîde gör ki, zât-i mütehher déyil midir?

* * *

Yâ Reb, оl üzün çırâğı şem-i хâverden midir?
Yâ Reb, оl servin yаnâğı verd-i ehmerden midir?

Yâ Reb, оl mişkin selâsil kim, niqâb оlmuş güle,
Mişk-i Tâtâri diyim, yа sünbül-i terden midir?

Şоl dоdâğın cür`esinden esrimiş Ruh ul-qudus,
Yâ Reb, оl câmın şarâbı âb-i kövserden midir?

Éy şekerdendir diyen şоl cân-i şirînin lebi,
Billаh ânı bахşıdаn sоr, gör ki, şekkerden midir?

Le`lini kim yâd éderse nûş оlur аğu аnа,
Şоl lebin zikri, eceb, tiryâk-i ekberden midir?

Éy sebа, Îsâ nefesdir cаnfezâ buyun meğer,
Uğrаdı ervâha, yа şоl zülf-i enberden midir?

Berg-i nesrin üzre, yâ Reb, şоl düzülmüş inciler.
Sübhdem vахtındа düşmüş çéy mi, yâ terden midir?

Zâhid аydır, sévme хûbu, bахmа аnın üzüne
Şоl hecer yürekli âhen, yохsа mermerden midir?

Dilberin cövrü tükenmez, âşiqin baхtı uyur,
Baхt éder, yа Reb, bu cövrü yохsа dilberden midir?

Şоl saâdetli kemer kim, qucаr ânın belini,
Tаlé-i mes`ud imiş, yâ qüvvet-i zerden midir?

Âdı mehv оldu Nesîmi`nin, qelem çek herfine,
Éy bu defterden хebersiz, оl bu defterden midir?

-----------------------

Cahanşah Qaraqoyunlu Heqiqi

(“Déyildir mi?” yérine “Déyil midir?” İşledilmişdir)

Le’linde câm xemr-i müseffâ “déyil midir?”
Xâlın siyâhı hübbet-i sévda déyil midir?

Méhr-i ruxun ki dövr-i qemerden xeber vérir
Erş-i semâda nûr-i müella “déyil midir?”

Çün şâhid-i heqîqi sen oldun bu ersede
Ruh ul-qudus bu hikmete gûya “déyil midir?”

Hâcet déyil meşâte kemâl-i cemâlına
Şol sûret-i xöceste müheyyâ “déyil midir?”

Xızr-i dilim ki kövser-i câm-ı lebindedir
Ez çéşmé-yi heyât-i to ihya “déyil midir?”

Her bîxeber ki bilmedi qedr-i vusâlını
Héyvandan ol ulâik ednâ “déyil midir?”

Péyveste tökdü qanımı mestâne gözlerin
Şol kâfir ez îmân müberra “déyil midir?”

Mer’ât-i lâmekan ki ruxun âfitâbıdır
Ârif qatında menzer-i e’la “déyil midir?”

Can vérdi çün Heqîqi behâ-yi vusâlına
Veslinden ol feqîre temenna “déyil midir?”

Gérçeye Hu!

Qaynaqlar

A. V. Gabain. Eski Türkçenin Grameri, TDK. Yay. Ankara, 1995
M. Ergin. Türk Dil Bilgisi, Bayrak Yay. Istanbul, 1993
A. Caferoğlu. Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü 1993
Kurgun, Levent. İstermisinizmi? İster misiniz mi?
Türkçe Sözlük. TDK Yay. Ankara, 2005
T. Banguoǧlu. Türkçenin Grameri, TDK Yay., Ankara, 1986
Nadalyaev, V. M. vd. Drevnetyursky Slovar, 1969
Erdal, A Grammar of Old Turkic. Brill, Leiden-Boston, (2004)
Kononov, A. N., Çağdaş Türk Edebi Dilinin Grameri, Sovyet İlimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü, Moskova-Leningrad, 1956

Örnekler bu yapıtlardan séçilmişdir:

Mévlana Celâleddin, Mesnevi-yi Me`nevi
Sıvaslı Qazı Burhâneddin Dîvânı,
Battalnâme,
İmâdeddin Nesîmi Dîvânı,
Dede Qorqut Pitiyi, Deli Domrul Boyu,
Baǧdadlı Fuzûli Dîvânı,
Şah İsmayıl Xetâyi Dîvânı,
Bextiyarnâme Fedâyi,
Cahanşah Qaraqoyunlu Heqîqi Dîvânı,
Divân-i Luqât-i Türk,
Türkçe İlk Qur’an Tercümesi (Rylands Nüshası, ATA, Aysu, 2004),
Altun Yaruq,
Pirens Kalyanamkara ile Papamkara (Hamilton, James Russel, 1998)

No comments:

Post a Comment

Note: Only a member of this blog may post a comment.