ما تورک و افشاریم!
از نامهی دانشآموزان اورمو
(اورمیه) به انجمن ملّی تبریز- ۱٩٠٧
مئهران باهارلی
خلاصه
در شمارهی یازده نشریهی فریاد چاپ
اورمو (اورمیه)، آزربایجان، تورکایلی، به تاریخ ٢١ مای ١٩٠٧ یک خطابهی سیاسی
تورکی و یک تلگراف فارسی از دانشآموزان مدرسهی معرفت اورمو (اورمیه) به
انجمن ایالتی آزربایجان تبریز درج شده است. در هر دوی این اسناد به یادگار مانده از دورهی
مشروطیت، بارها و صراحتا هویت قومی و ملی «تورک» و منسوبیت طایفهای «افشار» تورکان
اورمو (اورمیه) ذکر و تاکید شده است. در خطابهی تورکی با غرور و افتخار گفته میشود
قوم تورک دارای ودیعهی فطری جلادت و دلیری ممتاز است. این خطابهی تورکی با
شعارهای یاشاسین افشار (زنده باد افشار) و یاشاسین اورمییه حمیّتی (زنده باد حیثیت
و شرف اورمو) پایان مییابد. در آن دوره در غرب آزربایجان مخصوصا در اورمو (اورمیه)،
همآهنگ و همسو با آناتولی و امپراتوری عوثمانلی، هویت ملی مودرن «تورک» تشکل یافته
بود. تورکان منطقه بر هویت قومی - ملی تورک و هویت طائفهای افشار خویش کاملا واقف
بودند و مخصوصا به تورکیت افتخار میکردند. در حالی که
در مرکز و شرق آزربایجان مخصوصا در تبریز، وضعیت کاملا متفاوتی برقرار بود. در این
منطقه هویت ملی مودرن «تورک» فورم نهگرفته بود، و غالب نخبهگان و روشنفکران و سیاسیون
و تحصیلکردهگان به هویت ملی تورک اعتقادی نهداشتند. به جای آن هویتهای دینی اسلامی، مذهبی شیعی و ملی ایرانی و
زبانی فارسی، هویتهای اصلی و مقبول و دارای پرستیژ بودند. اکثر مشروطهطلبان و سران انجمن تبریز تورکستیز
و تورکهراس، و به شدت مدافع هویت ملی نوظهور ایرانی بودند. آنها تورکیت را خوار
و منفور و بیگانه و مهاجم میشمردند. با این پسزمینه بود که هدف اساسی مشروطهطلبان،
ساقط کردن دولت تورک قاجار بود. به همین سبب است که جوانان تورک اورمو (اورمیه)
خود را موظف دانستهاند که در خطابه و تلگراف خود، واقعیت تورک بودن را به سران انجمن
ایالتی تبریز یادآوری کنند. در خطابه و تلگراف دانشآموزان اورمو (اورمیه)، گفته میشود
هر وجب خاک ایران با خون اجداد تورکان سرشته شده است. بنا به گزارش روزنامه، خطابههای سیاسی دانشآموزان
مدارس «معرفت»، «کمالیه»، «قدسیه» و «جلالیه»ی اورمو (اورمیه) همه به زبان تورکی بودند.
این تثبیتها نشان میدهند که در ربع اول قرن بیستم، زبان تورکی در غرب آزربایجان
مخصوصا در اورمو (اورمیه) صرفا در شعر و مزاح استفاده نهمیشد. بلکه زبان اصلی، یک
زبان زنده و توانا و رابط بود که برای بیان امور روزمره و مسائل حیاتی اجتماعی و سیاسی
مردم تورک به کار میرفت. استفاده از آن نیز محدود به عرصهی شفاهی نهبود، بلکه عرصهی
مکتوب و نوشتاری را هم شامل میشد.
Özet
Türkili,
Azerbaycan'ın Urmu (Urmiye) şehrinde 21 Mayıs 1907 tarihinde yayımlanan
*Feryad* gazetesinin on birinci sayısında, Türkçe bir siyasi söylev ve Urmu
(Urmiye) Me’rifet Okulu öğrencilerinin Tebriz’deki
Azerbaycan Eyalet Encümeni’ne gönderdikleri Farsça bir telgrafa yer
verilmiştir. Meşrutiyet
Dönemi’nden günümüze ulaşan bu belgelerin her ikisinde de, "Türk"
etnik ve milli kimliği ile Urmu (Urmiye) Türklerinin "Avşar" boyuna
mensubiyeti, defalarca ve açık bir şekilde dile getirilip vurgulanmıştır. Türkçe
söylev, Türk halkının doğuştan gelen bir yiğitlik ve cesaret özelliğine sahip
olduğunu gururla vurguluyor. Söylev; "Yaşasın Afşar" ve "Yaşasın
Urmu'nun (Urmiye) onuru ve şerefi" sloganlarıyla sona eriyor. O dönemde
Batı Azerbaycan'da, özellikle de Urmu'da (Urmiye), Anadolu ve Osmanlı
İmparatorluğu ile uyum içinde modern bir Türk ulusal kimliği ortaya çıkmıştı.
Bölgedeki Türkler, Türk etnik kökenlerinin ve Afşar boyuna mensubiyetlerinin
gayet iyi farkındaydılar ve Türklükleriyle bilhassa gurur duyuyorlardı. Buna karşılık, Orta ve Doğu Azerbaycan'da,
özellikle de Tebriz'de durum oldukça farklıydı; burada henüz modern bir
"Türk" ulusal kimliği şekillenmemişti. Elitlerin, aydınların,
siyasetçilerin ve eğitimli bireylerin büyük bir kısmı kendilerini Türk ulusal
kimliğiyle tanımlamıyor ve özdeşleştirmiyordu. Bunun yerine; İslami dini
kimlik, Şii mezhepsel kimlik, İran ulusal kimliği ve Fars dili temelli dilsel kimlik,
kolektif kimliklerin baskın, kabul görmüş ve saygın biçimlerini oluşturuyordu. Meşruteçilerin
ve Tebriz’deki Azerbaycan Eyalet Encümeni’i liderlerinin çoğu Türk karşıtı ve
Türk düşmanıydı; ayrıca, o dönemde filizlenmekte olan Türk karşıtı İran ulusal
kimliğini güçlü bir şekilde destekliyorlardı. Türklüğü; hor görülen, nefret
edilen, yabancı ve istilacı bir olgu olarak görüyorlardı. Bu ortamda,
Meşrutiyet yanlılarının temel ve nihai amacı Kacar Türk Devleti'ni devirmekti.
İşte bu bağlamda, Urmu'nun (Urmiye) Genç Türkleri, yaptıkları söylev ve Tebriz’deki
Azerbaycan Eyalet Encümeni liderlerine gönderdikleri telgraflarda, Türk kimliği
gerçeğini onlara hatırlatmayı bir görev sayıyorlardı. Urmu (Urmiye)
öğrencilerinin konuşmalarında ve telgraflarında, İran toprağının her karışının
Türk ataların kanıyla kutsandığı ifade edilmektedir. Gazeteye
göre, Urmu'daki "Me'rifet", "Kemaliye", "Kudsiye"
ve "Celaliye" okullarının öğrencilerinin yaptığı siyasi söylevler
Türkçe idi. Bu
kanıtlar, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Batı Azerbaycan'da —özellikle de
Urmu'da (Urmiye)— Türkçenin yalnızca şiir ve mizahla sınırlı kalmadığını ortaya
koymaktadır. Aksine Türkçe; hem gündelik işlerin hem de Türk halkının önemli
sosyal ve siyasi meselelerinin ifade edilmesinde kullanılan, canlı ve güçlü bir
dilin yanı sıra bir *lingua franca* (ortak iletişim dili) işlevi görmekteydi. Ayrıca
Türkçenin kullanımı sözlü iletişimle sınırlı değil, yazılı alana da kapsıyordu.
Abstract
In the eleventh issue of the Feryad newspaper
published in Urmu (Urmiye) city, Azerbaijan,
Turkili, on May 21, 1907, a Turkish political speech and a Persian telegram
from the students of the Urmu (Urmiye) Me’rifet School to the Azerbaijan Provincial
Association of Tebriz were included. In both of these documents, which are
relics of the Constitutional Period, the ethnic and national identity of the
“Turk” and the “Afshar” clan affiliation of the Urmu (Urmiye) Turks are
repeatedly and explicitly mentioned and emphasized. The
Turkish speech proudly asserts that the Turkish people possess an innate disposition
toward bravery and courage. The Turkish speech ends with the slogans Long live
Afshar and Long live the dignity and honor of the Urmu (Urmiye). At
that time, in western Azerbaijan, particularly in Urmu (Urmiye), a modern Turkish
national identity had emerged in harmony with Anatolia and Ottoman Empire. The
Turks of the region were fully aware of their Turkish ethnic and Afshar tribal affiliation,
and they took particular pride in their Turkishness. In contrast, in central
and eastern Azerbaijan, especially in Tebriz, the situation was quite
different. A modern "Turkish" national identity had not yet taken
shape. Most the elites,
intellectuals, politicians, and educated individuals did not identify with a
Turkish national identity. Instead, Islamic religious, Shiite sectarian,
Iranian national, and Persian linguistic identities constituted the dominant,
accepted, and prestigious form of collective identities. Most constitutionalists
and leaders of the Tebriz Association were anti-Turkish and Turkophobic, and they
strongly promoted the emerging Anti Turkish Iranian national identity. They
viewed Turkishness as a despised, hated, alien and invader phenomenon. Against
this background, the fundamental and ultimate objective of the
constitutionalists was to overthrow the Qajar Turk State. It was in this
context that the young Turks of Urmu (Urmia) considered it their duty to remind
the leaders of the Tebriz Provincial Association of the reality of their Turkish
identity in their speeches and telegrams. In
the speeches and telegrams students of Urmu (Urmiye), it is asserted that every
inch of Iranian soil had been sanctified by the blood of Turkish ancestors. According
to the newspaper, the political speeches of students of the "Me'rifet",
"Kemaliye", "Qudsiye" and "Celaliye" schools of Urmu
(Urmiye) were in Turkish. This evidence demonstrates that, in the first quarter of the twentieth century, Turkish in
Western Azerbaijan, particularly in Urmu (Urmiye), was not confined to poetry
and humor. Rather, it functioned as the main vibrant and powerful language, as
well as a lingua franca, employed in the expression of both everyday affairs and
significant social and political concerns of the Turkish people. Its use was
not restricted to the oral communication but also extended to written discourse.
.png)










