Wednesday, March 6, 2019

کریم‌ خان زند و کاربرد تورکی در مناسبات دیپلوماتیک توسط او و به عنوان یک زبان رسمی دوفاکتو و پرستیژ

کریم‌ خان زند و کاربرد تورکی در مناسبات دیپلوماتیک توسط او و به عنوان یک زبان رسمی دوفاکتو و پرستیژ 

مئهران باهارلی 

 

KERİM HAN ZEND’İN TÜRKÇE’Yİ DİPLOMATİK İLİŞKİLERDE KULLANMASI VE ZEND DEVLETİ’NDE TÜRKÇE’NİN DE FACTO RESMÎ VE PRESTIJ DİLİ OLARAK KULLANIMI 

KARIM KHAN ZAND’S USE OF TURKISH IN DIPLOMATIC RELATIONS AND THE USE OF TURKISH AS THE DE FACTO OFFICIAL AND PRESTIGE LANGUAGE IN THE ZAND STATE

Méhran Baharlı

خلاصه

در این مقاله روایتی از کتاب رستم التواریخ را آنالیز کرده‌ام که در آن صحبت کردن کریم ‌خان زند (تولد ١٧٠٥ - فوت ١٧٧٩، حاکمیت: ١٧٥١- ١٧٧٩) شخص اول دولت زندیه، به زبان تورکی در ملاقات با ایلچی عوثمان‌لی روایت می‌شود. روایت رستم‌ التواریخ رسمی بودن دوفاکتو (عملی) و زبان پرستیژ تورکی در دوره‌ی زندیه را نشان می‌دهد. رسمی بودن دوفاکتوی زبان تورکی در دوره‌ی زندیه در منابع دیگر هم ذکر شده است. شاه‌زاده نادر میرزا قاجار (تولد ١٨٢٧ - فوت ١٨٨٦) در کتاب «تاریخ و جوغرافی‌ی دارالسلطنه‌ی تبریز» ذکر می‌کند که در دوره‌ی کریم‌ خان زند زبان‌های «تورکی» و «جغتایی» و «عربی» در نگارش «رسائل و نامه‌ها و فرامین عمده» از طرف دو موسسه‌ی رسمی - دولتی، نهاد لشکری - نظامی‌ی «نوکری‌ی سلطان» - و نهاد دیوانی - کشوری‌ی «استیفاءِ خاصه» به کار می‌رفت. دولت زندیه ادامه‌دهنده‌ی سنن و عرف دولت‌های تورک، موغول و تورکمان قبل از خود، از جمله سنت کاربرد تورکی به عنوان یک زبان رسمی‌ی دوفاکتوی دولتی بود. دولت‌های تورک - موغول حاکم بر اراضی‌ی ایران امروزی، از همان ظهور اولینشان در قرون ٩-١٠ میلادی تا سقوط آخرینشان یعنی دولت تورک قاجاری در سال ۱٩۲٥، دولت‌هایی بدون زبان رسمی‌ی دوژور (قانونی، حقوقی)، اما با چند زبان رسمی‌ی دوفاکتو (عملی) بودند. زبان تورکی همواره یکی از این زبان‌های رسمی‌ی دوفاکتو بود. منابعی مانند رستم التواریخ و تاریخ و جوغرافی‌ی دارالسلطنه‌ی تبریز و ... نشان می‌دهند که زبان تورکی، در دوره‌ی دولت‌هایی که به عنوان غیر تورک شناخته می‌شوند هم، مانند دولت زندیه – کریم ‌خان زند (و بعدها در آغاز دوره‌ی پهلوی – حاکمیت رضا شاه) به عنوان زبان رسمی‌ی دوفاکتوی دولت‌های حاکم بر ایران به کار می‌رفت. استفاده‌ی کریم خان زند از زبان مشترک تورکی در یک دیدار دیپلوماتیک با ایلچی عوثمان‌لی و عدم استفاده‌ی او از مترجم، رفتاری آگاهانه و دیپلوماتیک برای ارتقاء پرستیژ و موقعیت خود در نزد ایلچی عوثمان‌لی، تاکید بر اشتراکات فرهنگی دو دولت، ایجاد فضایی صمیمی‌تر و تسهیل ارتباط با همسایه‌ی قدرتمند تورک بود. ارتباط تباری‌ی طائفه‌ی زند با تورک‌ها دلیل دیگر آشنائی‌ی کریم‌ خان زند با زبان تورکی است. کریم‌ خان زند بر زبان تورکی در حد استفاده از آن در روابط دیپلوماتیک مسلط بود. زبان مادری‌ی کریم‌ خان زند، فیلی‌ی لکی بود و او خود را یک لک - لور می‌شمرد. تسلط وی بر زبان تورکی، ناشی از عوامل زیر است: یک زبان پرستیژ بودن تورکی، سنت زبان رسمی‌ی دوفاکتو بودن زبان تورکی، ضرورت آشنائی‌ی همه‌ی مقامات دولتی با زبان تورکی، کاربرد زبان تورکی در آن دوره به عنوان یک زبان رابط از سوی غیر تورک‌ها، و رگه‌های تباری تورکی – موغولی طائفه‌ی زند. طائفه‌ی زند یک طائفه‌ی آمیخته با عناصر تورک و موغول، حتی با هسته‌ی اولیه‌ی تورک - موغول بود که بعدها لورزبان شده است.

Özet

Bu makalede, Zend Devleti'nin en üst düzey yöneticisi olan kral Kerim Han Zend'in (d. 1705 - ö. 1779; saltanatı 1751–1779) bir Osmanlı elçisiyle yaptığı görüşme sırasında Türkçe konuştuğunu aktaran *Rostam al-Tavarikh* adlı eserden bir bölümü inceliyorum. *Rostam al-Tavarikh*’teki bu anlatı, Zend döneminde Türkçenin sahip olduğu fiili resmi ve prestij dil statüslerini ortaya koymaktadır. Türkçenin bu dönemdeki fiili resmi statüsüne başka kaynaklarda da değinilmektedir. Prens Nadir Mirze Kacar (1827–1886), *Tebriz: Egemenlik Merkezinin Tarihi ve Coğrafyası* adlı eserinde, Kerim Han Zend döneminde; *Nökeri-y-e Sultan* adlı askeri kurum ile *İstifa-y-i Hasse* adlı sivil-idari kurum tarafından hazırlanan önemli risale, mektup ve fermanlarda Türkçe, Çağatayca ve Arapçanın kullanıldığını belirtir. Zend yönetimi, Türkçenin fiilen resmi devlet dili olarak kullanılması uygulaması da dahil olmak üzere, kendisinden önceki Türk ve Moğol seleflerinin gelenek ve göreneklerini sürdürmüştür. Günümüz İran topraklarında hüküm süren Türk-Moğol devletlerinin —bunların en erken örneklerinin ortaya çıktığı MS 9. ve 10. yüzyıllardan, sonuncusu olan Kacar devletinin 1925'teki çöküşüne kadar— “yasal - hukûken resmî (*de jure*) dil”i olmamıştır.  Buna karşın birden fazla “fiilen (*de facto*) resmî dil”e sahip olmuşlardır. Türkçe, bu fiili (*de facto*) resmî dillerden biri olma vasfını sürekli korumuştur. *Rostemü't-Tevârih* ve *Târih ve Coğrâfiya-y-ı Dârü's-Saltana-y-ı Tebriz* gibi kaynaklar, Türkçenin Zend Hanedanı (Kerim Han Zend dönemi) ve daha sonraki erken Pehlevi dönemi (Rıza Şah'ın yönetimi) gibi Türk kökenli olarak sınıflandırılmayan devletlerin hüküm sürdüğü dönemlerde dahi bir resmî dil işlevi gördüğünü ortaya koymaktadır. Kerim Han Zend’in, Osmanlı elçisiyle yaptığı diplomatik bir görüşmede ortak dil olan Türkçeyi kullanması ve tercüman kullanmama kararı alması, bilinçli bir diplomatik hamleydi. Bu tutum; elçinin gözünde kendi prestijini ve itibarını artırmaya, iki devlet arasındaki kültürel ortaklıkları vurgulamaya, daha samimi bir atmosfer oluşturmaya ve güçlü bir Türk komşuyla iletişimi kolaylaştırmaya hizmet ediyordu. Zend boyunun Türk ve Moğol halklarıyla olan köken bağları, Kerim Han Zend’in Türkçeye egemen olmasına dair bir başka açıklama sunmaktadır. Kerim Han Zend, diplomatik ilişkilerde kullanabilecek düzeyde yeterli bir Türkçe bilgisine sahipti. Kerim Han Zend’in ana dili Feyli Leki idi ve kendisini de bir Lek-Lur olarak görüyordu. Türkçeye olan hâkimiyeti çeşitli ise faktörlere dayanıyordu: Türkçeye atfedilen prestij dil statüsü; Türkçenin *fiili* resmi dil olma geleneği; tüm devlet görevlilerinin bu dili bilme zorunluluğu; Türkçenin o dönemde Türk olmayanlar arasında bir ortak iletişim dili (*Lingua Franca*) olarak kullanılması ve Zend boyunun Türk-Moğol soy ve köken bağları. Zend boyu, aslında Türk-Moğol kökenli bir çekirdeğe sahip olan ve sonradan Lur dilini benimseyen; Türk ve Moğol unsurların harmanlandığı bir gruptur.

Abstract

In this article, I analyze a passage from the book *Rostam al-Tavarikh* that recounts Karim Khan Zand (born 1705, died 1779; reigned 1751–1779)—the supreme leader of the Zand state—speaking Turkish during a meeting with an Ottoman envoy. The account in *Rostam al-Tavarikh* demonstrates the *de facto* official status and prestige status of the Turkish language during the Zand era. The *de facto* official status of Turkish during this period is also noted in other sources. In his book *History and Geography of the Seat of Sovereignty, Tebriz*, Prince Nader Mirza Qajar (1827–1886) notes that during the reign of Karim Khan Zand, the Turkish, Chagatai, and Arabic languages ​​were employed in the drafting of major treatises, letters, and decrees by two official state institutions: the military body known as *Nokari-y-e Soltan* and the civil-administrative body known as *Estifa-y-e Khasseh*. The Zand state continued the traditions and customs of its Turkish, and Mongol predecessors—including the practice of using Turkish as a de facto official state language. The Turco-Mongol states that ruled over the territories of present-day Iran—from the emergence of the earliest among them in the 9th and 10th centuries CE to the fall of the last, the Qajar state, in 1925—operated without an official *de jure* language, yet maintained multiple *de facto* official languages. The Turkish language was consistently one of these *de facto* official languages. Sources such as *Rostam al-Tavarikh* and *Tarikh va Joghrafiya-ye Dar al-Saltaneh-ye Tabriz* indicate that Turkish served as a *de facto* official language for the states ruling Iran—even during the eras of dynasties not classified as Turkish, such as the Zand dynasty (under Karim Khan Zand) and, later, the early Pahlavi period (under the rule of Reza Shah). Karim Khan Zand’s use of the shared Turkish language—and his decision to forgo an interpreter—during a diplomatic meeting with the Ottoman envoy was a deliberate diplomatic move. It served to enhance his own prestige and standing in the envoy's eyes, emphasize the cultural commonalities between the two states, foster a more cordial atmosphere, and facilitate communication with a powerful Turkish neighbor. The Zand tribe's ancestral ties to Turkic and Mongolic peoples provide another explanation for Karim Khan Zand’s familiarity with the Turkish language. Karim Khan Zand possessed sufficient command of the Turkish language to employ it in diplomatic relations. Karim Khan Zand’s native language was Feyli Laki, and he considered himself a Lak-Lur. His command of the Turkish language stemmed from several factors: the prestige language of Turkish; the tradition of Turkish serving as the *de facto* official language; the requirement for all government officials to be familiar with Turkish; its use as a Lingua Franca among non-Turks during that era; and the Turkic-Mongol origins and ancestral ties within the Zand tribe. The Zand tribe was a group heavily blended with Turkic and Mongol elements—possessing, in fact, a core of Turkic-Mongol origin—that later adopted the Lur language.

Sunday, March 3, 2019

سطحیت، عامیانه‌گی، بیگانه‌گی با عقلانیت، بریده‌گی از واقعیت‌ها، شعارزده‌گی، ...آفت‌هایی مهلک در اندیشه و مشی سیاسی آزربایجان‌گرایان

سطحیت، عامیانه‌گی، بیگانه‌گی با عقلانیت، بریده‌گی از واقعیت‌ها، شعارزده‌گی، ...آفت‌هایی مهلک در اندیشه و مشی سیاسی آزربایجان‌گرایان

 

Tuesday, November 20, 2012

 

مئهران باهارلی


آقای نادئر نادیر ن.پ.ت؛ با تشکر از نقدتان. لازم است چند نقطه یادآوری شود:

 

١- در باره‌ی شناخته شدن رسمی و حقوقی‌ی وجود و هویت خلق تورک در ایران.

شناخته شدن رسمی و حقوقی‌ی یک ملت در یک کشور، مساله‌ای جدا از مرزهای سیاسی‌ی مستقل و پرچم و یا دولت ملی‌ی وی است. این مسائل یکی نیستند و بنابراین می‌باید جداگانه مدیریت و متحقق شوند. چنانچه علی رغم ایجاد دولت منطقه‌ای‌ی کوردستان در عراق، باز هم کوردها بر گنجانده شدن رسمی هویت مستقل کورد در قانون اساسی‌ی این کشور اصرار کردند و موفق به گنجاندن آن هم شدند. در تورکیه هم کوردها اکنون خواستار گنجاندن و شناخته شدن رسمی‌ی هویت کورد در قانون اساسی‌ی تورکیه‌اند، در حالیکه کوردهای این کشور در حال حاضر دارای پرچم و دولت و مرز ملی‌ی شناخته‌ی شده‌ی خود نیستند. چرا که این‌ها حقوق متفاوتی‌اند و هرکدام می‌باید جداگانه بدست آورده شوند. بدست آوردن هر یک نیز به معنی‌ی عدم احتیاج به دیگری نیست. حتی اگر کوردها - مانند نمونه‌ی عراق - دارای مرز و پرچم و دولت ملی‌ی مستقل خود باشند، بنا به خواست و استراتژی آن‌ها می‌بایست هویت مستقل کورد در قانون اساسی‌ی این کشور هم و به لحاظ حقوقی – قانون اساسی به رسمیت شناخته شود.

زیر ا به رسمیت شناخته شدن قانونی‌ی هویت و حقوق ملی یک ملت در قانون اساسی کشوری چندملتی، یکی از ضمانت‌های همان مرز و پرچم و دولت ملی است که شما از آن صحبت می‌کنید. شناخته نشدن هویت خلق تورک در قانون اساسی‌ی ایران – به همراه عوامل دیگر - بود که باعث گشت در سال‌های جنگ جهانی اول دولت تورک اتحاد - بیرلیک به صدارت رهبر ملی تورک جمشیدخان سوباتایلی افشار اورومی - مجدالسلطنه پس از خروج اوردوی نجات‌بخش عثمانلی، همچنین در سال‌های جنگ جهانی دوم دولت حکومت ملی‌ی آزربایجان پس از خروج ارتش اشغال‌گر شوروی، علی رغم داشتن مرز و پرچم و دولت منطقه‌ای و امضاء کردن توافقاتی با دولت مرکزی، به ساده‌گی و در یک چشم به هم زدن سقوط کند. زیرا هویت ملی‌ی خلق تورک در قانون اساسی کشور به رسمیت شناخته نشده بود و به لحاظ قوانین داخلی از پشتوانه‌ی حقوقی و ضمانت قانونی برخوردار نبود.

می‌پرسید «رسمی شدن هویت و وجود ملت در زیر پرچم بیگانه چه معنائی می‌تواند داشته باشد؟». قبول رسمی‌ی هویت و وجود یک ملت از طرف دولت مرکزی، معانی‌ی متعددی دارد که فوقا به برخی از آن‌ها اشاره کردم. این‌ها و دیگر معانی‌ی آن را می‌توان با مطالعه‌ی خواست‌های کوردها در ترکیه و عراق و سوریه بهتر متوجه شد.

اینکه فرموده‌اید «خواست شناخته شدن رسمی‌ی هویت و وجود خلق تورک در قانون اساسی از اساس غلط است»، خود فرمایشی از اساس غلط است. مخاطب هر حرکت ملی، در گام اول اوتوریته‌ی رسمی است که می‌باید آن ملت را به رسمیت بشناسد؛ و مجادله‌ی ملی در هر جای جهان نیز در عمل و مقدمتا با مطرح کردن و به پیش راندن همین خواست آغاز می‌شود. پس از قبول و یا رد این خواست از سوی همان اوتوریته‌ است که مجادله‌ی ملی برای گام برداشتن در مسیرهای مقتضی، دلیل و مشروعیت و حقانیت بدست می‌آورد.

اینکه فرموده‌اید «این خواست ملت تورک آزربایجان نیست»، نادرست است. اساسا بدین سبب که ملت ما «تورک» نام دارد و نه «ملت تورک آزربایجان». در ایران ملتی به اسم ملت آزربایجان و یا ملت تورک آزربایجان وجود ندارد. این اصطلاحات بافنده‌گی‌های نیروهای استعماری و ماشه‌های مانقورت و گؤزماقان آن‌ها است. خواست‌های مطرح شده مربوط به همه‌ی خلق تورک ماست و نه صرفا بخشی از آن که در آزربایجان ساکن است. تلاش برای تجزیه‌ی ملت تورک ساکن در ایران به ملت آزربایجان و یا ملت تورک آزربایجان و ملتک‌های تورک غیر آزربایجان با ماسک آزربایجان‌پرستی و ... یک دسیسه‌ی پان‌ایرانیستی - انگلیسی – روسی - داشناکی است. آزربایجان‌گرایان باید از این خیانت ملی دست برداشته و به خوش خدمتی به پان‌ایرانیسم پایان دهند.

اینکه فرموده‌اید «خواست شناخته شدن رسمی‌ی هویت و وجود خلق تورک در ایران ائتلاف با پان‌ایرانیست و پان‌فارس است»، ادعایی کلا بی‌اساس و نامربوط، بلکه مهمل است. مطرح کردن خواست رسمیت زبان تورکی در ایران، حتی قبول شدن آن از سوی دولت ایران و یا تحمیل آن به دولت ایران، به معنی‌ی ائتلاف و... با کسی نیست. ائتلاف بین نیروهای سیاسی یک چیز است، مطرح کردن خواست‌های ملی‌ی راهبردی چیزی دیگر. وانگاه مگر اکنون که پ‌ک‌ک و دیگر گروه‌های کورد خواست شناخته شدن هویت کوردی را از دولت تورکیه مطالبه می‌کنند، می‌خواهند با دولت تورکیه و یا با پان‌تورکیست‌ها ائتلاف کنند؟ و یا خواست تورک‌های قبرس برای شناخته شدن رسمی‌ی خود از طرف دولت روم قبرس، به معنی ائتلاف آن‌ها با بخش روم و افراطیون پان‌هلنی است؟ این چه سفسطه و مغلطه‌ی خنکی است که آزربایجان‌گرایان بدان متوسل می‌شوند؟

Thursday, February 28, 2019

تورخان گنجه‌‌ای‌‌نین اورتاق تورکجه‌‌ده جواد هئیت‌‌ه یازدیغی بیتی‌‌جیک

تورخان گنجه‌‌ای‌‌نین اورتاق تورک‌جه‌‌ده جواد هئیت‌‌ه یازدیغی بیتی‌‌جیک

مئهران باهارلی


تورخان گنجه‌ای‌ (1925 تبریز- 2005 لوندرا) ایران‌دان تورک‌ولوژی آلانیندا یوکسه‌ک ائییتیم آلمیش ایلک شخصیت ‌‌و تبریزلی تورکولوق‌لار جرگه‌سینه[1] منسوب بیر بیلیم‌اینسانی‌دیر. رسمی گؤره‌وی فارس‌جا-تاجیک‌جه-ایرانیک‌ولوژی ایله ایلگیلی اولماسینا قارشین، تورخان گنجه‌ای‌نین چئشیت‌لی دیل‌له‌رده یازدیغی اثرله‌رین یاخلاشیق هامی‌سی، تورک دیل و لهجه‌له‌ری ایله ایلگی‌لی‌دیر.

تورخان گنجه‌ای‌‌نین تورک‌جه‌سی‌یله تانیش اولماق اوچون، اونون وارلیق درگیسی قوروجوسو دوکتور جواد هئیت‌ه یازدیغی قیسا بیر بیتینی آشاغی‌دا سونموشام.


Saturday, February 23, 2019

کاربرد زبان تورکی در رسائل و نامجات و فرامین رسمی‌ی دولت زندیه

کاربرد زبان تورکی در رسائل و نامجات و فرامین رسمی‌ی دولت زندیه

مئهران باهارلی

شاهزاده نادرمیرزا قاجار[1] (١٨٨٦-١٨٢٧) در کتاب خود بنام «تاریخ و جغرافی‌ی دارالسلطنه‌ی تبریز» به هنگام سخن از جد خود میرزا رضی و پدر او میرزا محمّد شفیع، ذکر می‌کند که در دوره‌ی کریم‌خان زند (١٧٧٩-١٧٠٥)، زبانهای «تورکی» و «جغتایی» در نگارش «رسائل و نامه‌ها و فرامین عمده» از طرف دو منصب و نهاد رسمی-دولتی‌ی «نوکری‌ی سلطان» و «استیفاءِ خاصه» بکار می‌رفت.

در زیر بند مذکور از نوشته‌ی شاهزاده نادرمیرزا قاجار را نقل کرده و سپس توضیحاتی چند را داده‌ام.

شاهزاده نادرمیرزا قاجار: «میرزا رضی [جد بنده] : اما شرحِ حالِ میرزا رضی اجمالًا این است که بعد از وفاتِ مرحوم پدرش [میرزا محمّد شفیع مستوفی‌یِ آزربایجان، مدفون در مقبره‌یِ سرخابِ تبریز]، مایل و راحلِ سلکِ «نوکری‌یِ سلاطین» شده، در دولتِ کریم‌خان زند به منصبِ «استیفایِ خاصّه» نائل آمد. رسائل و نامجات و فرامینِ عمده، اعم از عربی و تورکی و جغتایی به عهده‌یِ ایشان محوّل بود.....». (صص ٢٤٤-٢٤٣)


Monday, February 18, 2019

تورکجه‌‌ده، فارسجا تمشک-توت و چئشیت‌له‌ری‌نین آدلاری

گؤرکول (ادبی) و اؤلچون (معیار) تورکجه‌‌ده، فارسجا تمشک-توت و چئشیت‌له‌ری‌نین آدلاری:
Görkül (edebi) ve ölçün (mé’yar) Türkcede Tut ve çéşitlerinin adları

آغ تۇت AĞ TUT: توت سفید - Mulberry
آغاج چیله‌یی AĞAC ÇİLEYİ: تمشک - Raspberry  
آلێچ ALIÇ، یئمیشان YÉMİŞAN: زالزالک - Hawberry
ایت (قۇش) ‌بورنو İTBURNU: میوه‌ی گل نسترن - Rosehip
بؤیۆرتله‌ن (بؤیۆتکه‌ن) BÖYÜRTLEN: توت سیاه، شاه توت - Blackberry
پاتلانقێجPATLANQIC : اقطی - Elderberry
چیله‌ک ÇİLEK: توت فرنگی - Strawberry
قارامێق QARAMIQ (اۇرمۇدا قره‌مێغ): زغال اخته - Blueberry  
قۇش (قۇرت) اۆزۆمۆ QUŞ (QURT) ÜZÜMÜ: خار توت، انگور فرنگی - Gooseberry
قێزێل‌جێقQIZILCIQ ، قاراقات QARAQAT: قره قاط - Cranberry
...

١-بو گیبی یئمیش‌له‌رین تورکجه‌ده گئنه‌ل آدی «گیلهGİLE »دیر. یئمیش‌له‌رین اتلی و سولو بؤلومو، اتلی و سولو قابیق‌سیز حبّه بیچیملی یئمیش آنلامیندا اولان گیله کلیمه‌سی، چیله‌ک کلیمه‌سی ایله کؤکه‌نده‌ش‌دیر. بو کلیمه‌نین تورکجه‌ده ایلکین بیچيمی «چیگه‌له‌ک» ایدی. سونرا اوندان «چییه‌له‌ک»-«چیله‌ک» و «چیله‌ک»‌ده‌ن ده «گیله‌ک»-«گیله» بیچيمله‌ری اورتایا چیخمیش‌دیر. «گیلانارGilanar » (آلبالو) یئمیشی ده «گیله نار» بیرله‌شمه‌سینده‌ن اورتایا چیخمیش‌دیر. («هؤکمه آوار»ین «هؤکماوار» اولدوغو گیبی).

٢-فارسجا «تَمِشْک» کلیمه‌سی‌نین تورکجه‌ده وار اولدوقلاری ایله‌ری سوروله‌ن «تۆمشۆک» و یا «تۇمۇشقا» کلیمه‌له‌رینده‌ن کؤکه‌ن آلدیغی ایددیعا ائدیلمیشدیر.  




Sunday, February 17, 2019

علی احسان پاشا: تمام بدبختی‌های آزربایجان نتیجه‌ی سیاست دولت مرکزی‌ی ایران و ماموران آن است.

علی احسان پاشا: تمام بدبختی‌های آزربایجان نتیجه‌ی سیاست دولت مرکزی‌ی ایران و ماموران آن است.

مئهران باهارلی


در این نوشته دو مطلب منسوب به علی احسان سابیس پاشا (Ali İhsan Sâbis Paşa)، ژنرال عثمانلی و منجی شمال غرب و غرب ایران در سال‌های جنگ جهانی اول را، از کتاب خاطرات عبدالله بهرامی [1] آورده‌ام.

در نخستین مطلب، به ادعای بهرامی، علی احسان پاشا در یکی از ضیافت‌های متعددی که پس از آزادسازی تبریز توسط اوردوی متحد تورک بومی-عثمانلی از طرف نیروهای ملی تورک و مقامات محلی تبریز –بهرامی آن‌ها را «بی وطنان و وطن‌فروشان» می‌نامد- به افتخار وی ترتیب داده می‌شد  و در آن‌ها روسای ادارات شامل والی شرکت می‌کرد چنین گفته است: «تمام بدبختی‌ها و مصیبت‌هایی که به آزربایجان وارد شده است، نتیجه‌ی سیاست دولت مرکزی‌ی ایران و مداخله‌ی مامورین اعزامی‌ی آن‌ها در تبریز می‌باشد. ما باید در مرحله‌ی اول شرّ این مفسدین را از این ایالت کوتاه نموده، تا بتوانیم جلوی تخطّی‌ی قوشون روس و انگلیس را بگیریم. این وظیفه با خود شما و با ساکنین این ایالت است. و قوشون ما برای کمک و پیش‌روی‌ی چنین مقصودی به اینجا وارد شده. و پس از اینکه شما مسلّط بر اوضاع گردیدید، ما این ایالت را ترک خواهیم کرد و به دست خود شما خواهیم سپرد. من از این فارسی‌زبان‌های دروغ‌گو و متملّق سخت متنفّر هستم». به ادعای بهرامی، این نطق از طرف صاحبان مجلس و سایر «وطن‌فروشان» با دست‌زدن‌های متوالی خاتمه یافت.

در دومین مطلب، بنا به ادعای بهرامی یک صاحب‌منصب عثمانلی -عضو کومیسیونی که به امر ولی‌عهد محمدحسن میرزا و علی احسان پاشا برای جلب طوائف و عشایر تورک ناحیه‌ی قراچه‌داغ به جهاد اکبر اعلام شده از سوی خلیفه‌ی عثمانلی و پیوستن‌شان به اوردوی اسلام-عثمانلی به آن ناحیه فرستاده شده بود [2]- در خطاب به سران ایلات تورک در اهر چنین گفته است: «ما به زودی به طرف تهران حرکت کرده[3] و انگلیس‌ها و انگلیس‌پرست‌ها را از سرحدات بیرون نموده و یک حکومت اسلامی‌ی دوست ملّت عثمانی تشکیل خواهیم داد. شما باید با سواران خود به ما همراهی نمایید، تا در این نیّت مقدّس کامیاب شویم. ملّت فارس‌نژاد، یک ملّت پوسیده و ضعیفی است که دیگر لایق زمامداری مملکت نمی‌باشند. به عکس آزربایجانی‌ها و ما تورک‌ها از یک قبیله هستیم. از سرحدّات چین و تاتارستان و قفقازیه برادران ما منتظر فرمان حاضرباش بوده. اینک علی‌احسان‌ پاشا تصمیم گرفته است آن‌ها را از انتظار و پریشانی خلاص سازد».

در زیر نخست چند نکته در باره‌ی این دو ادعای بهرامی را ذکر و سپس متن کامل مطالب مذکور را داده‌ام.