کریم خان زند و کاربرد تورکی در مناسبات دیپلوماتیک توسط او و به
عنوان یک زبان رسمی دوفاکتو و پرستیژ
مئهران باهارلی
KERİM HAN ZEND’İN TÜRKÇE’Yİ DİPLOMATİK İLİŞKİLERDE KULLANMASI VE ZEND DEVLETİ’NDE TÜRKÇE’NİN DE FACTO RESMÎ VE PRESTIJ DİLİ OLARAK KULLANIMI
KARIM KHAN ZAND’S USE OF TURKISH IN DIPLOMATIC RELATIONS AND THE USE OF TURKISH AS THE DE FACTO OFFICIAL AND PRESTIGE LANGUAGE IN THE ZAND STATE
Méhran Baharlı
خلاصه
در این مقاله روایتی از کتاب رستم التواریخ را آنالیز کردهام که در آن صحبت کردن کریم خان زند (تولد ١٧٠٥ - فوت ١٧٧٩، حاکمیت: ١٧٥١- ١٧٧٩) شخص اول دولت زندیه، به زبان تورکی در ملاقات با ایلچی عوثمانلی روایت میشود. روایت رستم التواریخ رسمی بودن دوفاکتو (عملی) و زبان پرستیژ تورکی در دورهی زندیه را نشان میدهد. رسمی بودن دوفاکتوی زبان تورکی در دورهی زندیه در منابع دیگر هم ذکر شده است. شاهزاده نادر میرزا قاجار (تولد ١٨٢٧ - فوت ١٨٨٦) در کتاب «تاریخ و جوغرافیی دارالسلطنهی تبریز» ذکر میکند که در دورهی کریم خان زند زبانهای «تورکی» و «جغتایی» و «عربی» در نگارش «رسائل و نامهها و فرامین عمده» از طرف دو موسسهی رسمی - دولتی، نهاد لشکری - نظامیی «نوکریی سلطان» - و نهاد دیوانی - کشوریی «استیفاءِ خاصه» به کار میرفت. دولت زندیه ادامهدهندهی سنن و عرف دولتهای تورک، موغول و تورکمان قبل از خود، از جمله سنت کاربرد تورکی به عنوان یک زبان رسمیی دوفاکتوی دولتی بود. دولتهای تورک - موغول حاکم بر اراضیی ایران امروزی، از همان ظهور اولینشان در قرون ٩-١٠ میلادی تا سقوط آخرینشان یعنی دولت تورک قاجاری در سال ۱٩۲٥، دولتهایی بدون زبان رسمیی دوژور (قانونی، حقوقی)، اما با چند زبان رسمیی دوفاکتو (عملی) بودند. زبان تورکی همواره یکی از این زبانهای رسمیی دوفاکتو بود. منابعی مانند رستم التواریخ و تاریخ و جوغرافیی دارالسلطنهی تبریز و ... نشان میدهند که زبان تورکی، در دورهی دولتهایی که به عنوان غیر تورک شناخته میشوند هم، مانند دولت زندیه – کریم خان زند (و بعدها در آغاز دورهی پهلوی – حاکمیت رضا شاه) به عنوان زبان رسمیی دوفاکتوی دولتهای حاکم بر ایران به کار میرفت. استفادهی کریم خان زند از زبان مشترک تورکی در یک دیدار دیپلوماتیک با ایلچی عوثمانلی و عدم استفادهی او از مترجم، رفتاری آگاهانه و دیپلوماتیک برای ارتقاء پرستیژ و موقعیت خود در نزد ایلچی عوثمانلی، تاکید بر اشتراکات فرهنگی دو دولت، ایجاد فضایی صمیمیتر و تسهیل ارتباط با همسایهی قدرتمند تورک بود. ارتباط تباریی طائفهی زند با تورکها دلیل دیگر آشنائیی کریم خان زند با زبان تورکی است. کریم خان زند بر زبان تورکی در حد استفاده از آن در روابط دیپلوماتیک مسلط بود. زبان مادریی کریم خان زند، فیلیی لکی بود و او خود را یک لک - لور میشمرد. تسلط وی بر زبان تورکی، ناشی از عوامل زیر است: یک زبان پرستیژ بودن تورکی، سنت زبان رسمیی دوفاکتو بودن زبان تورکی، ضرورت آشنائیی همهی مقامات دولتی با زبان تورکی، کاربرد زبان تورکی در آن دوره به عنوان یک زبان رابط از سوی غیر تورکها، و رگههای تباری تورکی – موغولی طائفهی زند. طائفهی زند یک طائفهی آمیخته با عناصر تورک و موغول، حتی با هستهی اولیهی تورک - موغول بود که بعدها لورزبان شده است.
Özet
Bu makalede, Zend Devleti'nin en üst düzey yöneticisi olan kral Kerim Han Zend'in (d. 1705 - ö. 1779; saltanatı 1751–1779) bir Osmanlı elçisiyle yaptığı görüşme sırasında Türkçe konuştuğunu aktaran *Rostam al-Tavarikh* adlı eserden bir bölümü inceliyorum. *Rostam al-Tavarikh*’teki bu anlatı, Zend döneminde Türkçenin sahip olduğu fiili resmi ve prestij dil statüslerini ortaya koymaktadır. Türkçenin bu dönemdeki fiili resmi statüsüne başka kaynaklarda da değinilmektedir. Prens Nadir Mirze Kacar (1827–1886), *Tebriz: Egemenlik Merkezinin Tarihi ve Coğrafyası* adlı eserinde, Kerim Han Zend döneminde; *Nökeri-y-e Sultan* adlı askeri kurum ile *İstifa-y-i Hasse* adlı sivil-idari kurum tarafından hazırlanan önemli risale, mektup ve fermanlarda Türkçe, Çağatayca ve Arapçanın kullanıldığını belirtir. Zend yönetimi, Türkçenin fiilen resmi devlet dili olarak kullanılması uygulaması da dahil olmak üzere, kendisinden önceki Türk ve Moğol seleflerinin gelenek ve göreneklerini sürdürmüştür. Günümüz İran topraklarında hüküm süren Türk-Moğol devletlerinin —bunların en erken örneklerinin ortaya çıktığı MS 9. ve 10. yüzyıllardan, sonuncusu olan Kacar devletinin 1925'teki çöküşüne kadar— “yasal - hukûken resmî (*de jure*) dil”i olmamıştır. Buna karşın birden fazla “fiilen (*de facto*) resmî dil”e sahip olmuşlardır. Türkçe, bu fiili (*de facto*) resmî dillerden biri olma vasfını sürekli korumuştur. *Rostemü't-Tevârih* ve *Târih ve Coğrâfiya-y-ı Dârü's-Saltana-y-ı Tebriz* gibi kaynaklar, Türkçenin Zend Hanedanı (Kerim Han Zend dönemi) ve daha sonraki erken Pehlevi dönemi (Rıza Şah'ın yönetimi) gibi Türk kökenli olarak sınıflandırılmayan devletlerin hüküm sürdüğü dönemlerde dahi bir resmî dil işlevi gördüğünü ortaya koymaktadır. Kerim Han Zend’in, Osmanlı elçisiyle yaptığı diplomatik bir görüşmede ortak dil olan Türkçeyi kullanması ve tercüman kullanmama kararı alması, bilinçli bir diplomatik hamleydi. Bu tutum; elçinin gözünde kendi prestijini ve itibarını artırmaya, iki devlet arasındaki kültürel ortaklıkları vurgulamaya, daha samimi bir atmosfer oluşturmaya ve güçlü bir Türk komşuyla iletişimi kolaylaştırmaya hizmet ediyordu. Zend boyunun Türk ve Moğol halklarıyla olan köken bağları, Kerim Han Zend’in Türkçeye egemen olmasına dair bir başka açıklama sunmaktadır. Kerim Han Zend, diplomatik ilişkilerde kullanabilecek düzeyde yeterli bir Türkçe bilgisine sahipti. Kerim Han Zend’in ana dili Feyli Leki idi ve kendisini de bir Lek-Lur olarak görüyordu. Türkçeye olan hâkimiyeti çeşitli ise faktörlere dayanıyordu: Türkçeye atfedilen prestij dil statüsü; Türkçenin *fiili* resmi dil olma geleneği; tüm devlet görevlilerinin bu dili bilme zorunluluğu; Türkçenin o dönemde Türk olmayanlar arasında bir ortak iletişim dili (*Lingua Franca*) olarak kullanılması ve Zend boyunun Türk-Moğol soy ve köken bağları. Zend boyu, aslında Türk-Moğol kökenli bir çekirdeğe sahip olan ve sonradan Lur dilini benimseyen; Türk ve Moğol unsurların harmanlandığı bir gruptur.
Abstract
In this article, I analyze a passage from the book *Rostam al-Tavarikh* that recounts Karim Khan Zand (born 1705, died 1779; reigned 1751–1779)—the supreme leader of the Zand state—speaking Turkish during a meeting with an Ottoman envoy. The account in *Rostam al-Tavarikh* demonstrates the *de facto* official status and prestige status of the Turkish language during the Zand era. The *de facto* official status of Turkish during this period is also noted in other sources. In his book *History and Geography of the Seat of Sovereignty, Tebriz*, Prince Nader Mirza Qajar (1827–1886) notes that during the reign of Karim Khan Zand, the Turkish, Chagatai, and Arabic languages were employed in the drafting of major treatises, letters, and decrees by two official state institutions: the military body known as *Nokari-y-e Soltan* and the civil-administrative body known as *Estifa-y-e Khasseh*. The Zand state continued the traditions and customs of its Turkish, and Mongol predecessors—including the practice of using Turkish as a de facto official state language. The Turco-Mongol states that ruled over the territories of present-day Iran—from the emergence of the earliest among them in the 9th and 10th centuries CE to the fall of the last, the Qajar state, in 1925—operated without an official *de jure* language, yet maintained multiple *de facto* official languages. The Turkish language was consistently one of these *de facto* official languages. Sources such as *Rostam al-Tavarikh* and *Tarikh va Joghrafiya-ye Dar al-Saltaneh-ye Tabriz* indicate that Turkish served as a *de facto* official language for the states ruling Iran—even during the eras of dynasties not classified as Turkish, such as the Zand dynasty (under Karim Khan Zand) and, later, the early Pahlavi period (under the rule of Reza Shah). Karim Khan Zand’s use of the shared Turkish language—and his decision to forgo an interpreter—during a diplomatic meeting with the Ottoman envoy was a deliberate diplomatic move. It served to enhance his own prestige and standing in the envoy's eyes, emphasize the cultural commonalities between the two states, foster a more cordial atmosphere, and facilitate communication with a powerful Turkish neighbor. The Zand tribe's ancestral ties to Turkic and Mongolic peoples provide another explanation for Karim Khan Zand’s familiarity with the Turkish language. Karim Khan Zand possessed sufficient command of the Turkish language to employ it in diplomatic relations. Karim Khan Zand’s native language was Feyli Laki, and he considered himself a Lak-Lur. His command of the Turkish language stemmed from several factors: the prestige language of Turkish; the tradition of Turkish serving as the *de facto* official language; the requirement for all government officials to be familiar with Turkish; its use as a Lingua Franca among non-Turks during that era; and the Turkic-Mongol origins and ancestral ties within the Zand tribe. The Zand tribe was a group heavily blended with Turkic and Mongol elements—possessing, in fact, a core of Turkic-Mongol origin—that later adopted the Lur language.

















































