Saturday, January 30, 2016

یاشاسین تورک جوان‌لاری! خطابه‌‌ی‌ تورکی نشریه‌ی فریاد اورمو (اورمیه) - ١٩٠٧ خطاب به جوانان تورک

یاشاسین تورک جوان‌لاری! 

خطابه‌‌ی‌ تورکی نشریه‌ی فریاد اورمو (اورمیه) -  ١٩٠٧ خطاب به جوانان تورک 

«شما تورک هستید. خونی که در رگ‌های شما جاری است خون تورک است. پدران شما که تورک بودند، با رفتارهای مردانه و شجاعانه‌شان خود را به جهان شناسانده و شان و شهرت ابدی برای قوم تورک کسب کرده‌اند» 

مئهران باهارلی

خلاصه:

در شماره‌ی نهم نشریه‌ی فریاد چاپ اورمو (اورمیه) - ١٩٠٧، یک سال پس از امضای فرمان مشروطیت و ١٨ سال پیش از تاسیس سلسله‌ی پهلوی، یک خطابه‌ی‌ تورکی خطاب به جوانان تورک منتشر شده است. این خطابه، "هویت ملی" مردم ما را "تورک" می‌نامد و می‌گوید: "شما تورک هستید و خون جاری در رگ‌های شما خون تورک است. پدران تورک شما با رفتارهای مردانه و شجاعانه‌شان خود را به جهان شناسانده و شان و شهرت ابدی برای قوم تورک کسب کرده‌اند". خطابه یگانه‌گی ملی خلق تورک در دو سوی ارس را یادآوری کرده؛ این دو را یک قوم، از یک تبار، هم‌دین و فرزندان یک خانواده می‌نامد و به جوانان تورک توصیه می‌کند برای احقاق حقوق زبانی، فرهنگی و سیاسی تورک، از تورکان قفقاز متابعت کرده خود را با آن هماهنگ سازند. در آخر می‌گوید که تورک‌ها نه‌می‌باید از جان‌نثاری در راه وطن و به خاطر ملت خود، سستی کرده و یا به‌ترسند. این خطابه‌ی تورکی منحصر به فرد، از جنبه‌های متعدد یک سند تاریخی فوق‌العاده مهم است. از جمله تاریخ تشکل شعور ملی تورک در ایران، تورک‌ایلی و غرب آن به مرکزیت اورمو (اورمیه)؛ روند ملت‌شونده‌گی خلق تورک؛ روابط زبانی، ادبی، فرهنگی و سیاسی تورکان تورک‌ایلی با عوثمان‌لی و قفقاز؛ نثر تورکی و تورکی‌نویسی؛ تاریخ مطبوعات تورک در تورک‌ایلی و ایران؛ تاثیرپذیری محیط ادبی و سیاسی تورک‌ایلی به ویژه غرب آن به مرکزیت اورمو (اورمیه) از محیط فرهنگی و ادبی و سیاسی عوثمان‌لی؛ و ... در دهه‌های آخر قرن نوزده و دهه‌های اول قرن بیستم نواحی غربی آزربایجان به مرکزیت اورمو - سالماس، کانون تشکل هویت ملی تورک و زادگاه تورک‌گرائی مودرن و دموکراتیک، و تورک‌گرائی سیاسی و تلاش برای بازیابی، بازشناسی و بازنمایی تاریخ و فرهنگ ملی تورک در میان نخبه‌گان، روشن‌فکران، دولت‌مردان، روحانیون و نظامیون تورک در غرب آزربایجان مخصوصا اورمو بسیار شایع و ریشه‌دار بود. این خطابه با شعار «زنده باد جوانان تورک» خاتمه می‌یابد. در آن ملیت مردم، «تورک» به معنی مودرن است و نامی از «ملت ایران» برده نه‌می‌شود. تاکید به تبار تورک و تاریخ تورک و «قوم تورک» در این نوشته دارای اهمیت دو چندان است. زیرا آن دوره، جنبش مشروطیت دارای ایدئولوژی نژادپرستی آریایی و پان‌ایرانیسم ضد تورک بود، تورک را نژادی پست می‌دید و در صدد ساقط کردن دولت تورک قاجار بود. در تضاد با غرب آزربایجان، در ادبیات سیاسی شرق و مرکز آزربایجان ملت صرفا به معنی «ملت ایران» بود و مفهوم «ملت تورک» انکار می‌شد. خطابه‌ها و اعلامیه‌های رهبران مشروطیت در تبریز همواره به فارسی بود، همیشه با نام «ملت ایران» آغاز می‌شد و با درود بر «ملت ایران» پایان می‌یافت. زبان این خطابه و دیگر متون تورکی نشریه‌ی فریاد، تورکی مشترک و بسیط است که در نیمه‌ی دوم قرن نوزده و دهه‌های اول قرن بیستم زبان ادبی و نوشتاری در سراسر تورک‌ایلی، قفقاز و ایران بود. تورکی مشترک و بسیط در اصل همان تورکی عوثمان‌لی - استانبولی (شاخه‌ی غربی اوغوز غربی) بود که بعضی از کلمات و عبارات فارسی و عربی آن با کلمات تورکی بومی و محلی لهجه‌ی تورکمانی (شاخه‌ی شرقی اوغوز غربی) جای‌گزین می‌شد. در این خطابه ابیات تورکی ادبا و ضرب‌المثل‌های عوثمان‌لی، به عنوان ادبیات خودی گنجانده شده است. در این خطابه آزربایجان به معنی صحیح آن، یعنی نام قسمتی از وطن خلق تورک به‌کار رفته است، نه به صوت "گلوسونیم" - نام زبان، "اتنونیم" - نام گروه ملی، و "پاترونیم" - نام وطن. یکی نمودن این سه مفهوم متفاوت و آزربایجان نامیدن تمامیت‌خواهانه‌ی هر سه‌ی آن‌ها، دسیسه‌ی ضد تورک و استعماری روسیه در دوره‌ی استالین برای ریشه‌کن کردن هویت ملی تورک از قفقاز و شمال غرب ایران بود.

Özet

1907 yılında — Meşrutiyet Fermanı'nın imzalanmasından bir yıl sonra ve Pehlevi Hanedanı'nın kuruluşundan 18 yıl önce — Urmu'da (Urmiye) yayımlanan *Feryad* gazetesinin dokuzuncu sayısında, Türk gençliğine hitaben Türkçe bir nutuk yayımlanmıştır. Bu nutuk, halkımızın milli kimliğini "Türk" olarak tanımlamakta ve şöyle demektedir: "Siz Türksünüz; damarlarınızda akan kan, Türk kanıdır. Türk atalarınız, yiğitçe ve cesurca davranışlarıyla kendilerini dünyaya tanıtmışlar; Türk milletine ebedi şeref ve şöhret kazandırmışlardır." Nutuk, Aras Nehri'nin her iki yakasında yaşayan Türk halkının ulusal birliğini vurgulamaktadır. Bu halkı; aynı soydan ve aynı dinden gelen, aynı aileye mensup, tek bir halk olarak nitelendirmektedir. Türk gençliğine; Türk halkının dilsel, kültürel ve siyasi haklarını elde edebilmek adına, Kafkas Türklerini örnek almalarını ve onlarla eşgüdüm içinde hareket etmelerini öğütlemektedir. Son olarak nutuk; Türklerin, vatanları ve milletleri uğruna canlarını feda etmekten ne gözlerinin korkması ne de bu konuda tereddüt etmeleri gerektiğini ifade etmektedir. Bu eşsiz Türkçe hitabet; merkezinde Urmu’nun (Urmiye) yer aldığı Türkili ve İran coğrafyasında Türk milli bilincinin oluşum tarihi; Türk halkının ulus inşası süreci; Türkili Türklerinin Osmanlı İmparatorluğu ve Kafkasya ile olan dilsel, edebi, kültürel ve siyasi ilişkileri; Türkçe nesrin gelişimi; Türkili ve İran’daki Türk basınının tarihi; ve Osmanlı kültürel, edebi ve siyasi ortamının Türkili üzerindeki — özellikle de bu bölgenin batı kesiminin merkezi konumundaki Urmu (Urmiye) üzerindeki — etkisi dâhil olmak üzere, pek çok açıdan son derece önemli bir tarihi belgedir. On dokuzuncu yüzyılın son ve yirminci yüzyılın ilk on yıllarında, merkezi Urmu - Salmas olan Azerbaycan’ın batı bölgeleri; Türk ulusal kimliğinin oluşumu açısından önemli bir merkez ve modern, demokratik Türkçülüğün doğuş yeri işlevi görmüştür. Siyasi Türkçülük — Türklerin tarihini ve ulusal kültürünü yeniden keşfetme, tanıma ve temsil etme çabalarıyla birlikte — Azerbaycan’ın batısındaki; özellikle de Urmu - Salmas bölgesindeki Türk seçkinleri, aydınları, devlet adamları, din adamları ve askerî şahsiyetleri arasında yaygın ve köklü bir biçimde yerleşmişti. Bu nutuk, “Yaşasın Türk gençliği” sloganıyla sona ermektedir. Nutukta, halkın milliyeti modern anlamıyla “Türk” olarak tanımlanmakta ve “İran milleti” terimine yer verilmemektedir. Bu nutukta Türk kökenine, Türklerin tarihine ve “Türk etnisitesine” yapılan vurgu özellikle dikkat çekicidir. Bunun nedeni; Meşrutiyet Hareketi’nin, Türklerin aşağı bir ırk olarak görüldüğü ve Kacar Türk devletinin devrilmesinin hedeflendiği, Aryan ırkçılığına ve Türk karşıtı Pan-İranizm ideolojisine sahip olmasıdır. O dönemde, Batı Azerbaycan’ın tersine, Doğu ve Orta Azerbaycan’ın siyasi literatüründe “millet” sözcüğü yalnızca “İran milleti”ni ifade etmekte; “Türk milleti” kavramı ise reddedilmekteydi. Tebriz’deki Meşrutiyetçi liderlerin konuşmaları ve bildirileri hep Farsça olup, daima “İran milleti” ifadesiyle başlamakta ve “İran milleti”ne yönelik bir selamlamayla son bulmaktaydı. Bu konuşmanın ve *Feryad* dergisindeki diğer Türkçe metinlerin dili; on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı ile yirminci yüzyılın ilk on yılları boyunca Türkili, Kafkasya ve İran'ın geri kalanında edebî ve yazı dili olarak kullanılan "Ortak ve Sade Türkçe"dir. Ortak ve Sade Türkçe, özünde, bazı Farsça ve Arapça kelime ve ifadelerin, Türkman lehçesinden (Batı Oğuzca’nın Doğu Kolu) alınan öz ve yerel Türkçe kelimelerle değiştirildiği Osmanlı - İstanbul Türkçesidir (Batı Oğuzca’nın Batı Kolu). Bu konuşma, Osmanlı - İstanbul edebiyatçılarının Türkçe atasözlerini ve dizelerini, kendi edebiyatının bir parçası olarak bünyesinde barındırmaktadır. Bu konuşmada Azerbaycan, gerçek anlamıyla — yani bir "glossonim" (dil adı), "etnonim" (ulusal grup adı) veya "patronim" (anavatan adı) olarak değil - sadece Türk halkının anavatanının bir parçası olarak kullanılmaktadır. Bu üç farklı kavramın birbirine karıştırılması ve hepsinin toptancı bir yaklaşımla "Azerbaycan" olarak adlandırılması; Stalinist Rusya'nın, Türk ulusal kimliğini Güney Kafkasya ve Kuzeybatı İran'dan silip atmayı hedefleyen, Türk karşıtı ve sömürgeci bir tertibiydi.

Abstract

In the ninth issue of the Feryad periodical, published in Urmu (Urmia) in 1907—one year after the signing of the Constitutional Decree and 18 years before the establishment of the Pahlavi dynasty—a speech in Turkish addressed to Turkish youth was published. This speech identifies the national identity of our people as "Turks" and states: "You are Turks, and the blood flowing in your veins is Turkish blood. Your Turkish forefathers have made themselves known to the world through their manly and courageous conduct and have earned eternal honor and fame for the Turkish people." The speech emphasizes the national unity of the Turkish people on both sides of the Aras River. It describes them as one people, sharing the same ancestry, the same religion, and belonging to the same family. It advises Turkish youth to follow the example of the Caucasus Turks and coordinate with them in order to achieve the linguistic, cultural, and political rights of the Turkish people. Finally, it states that Turks should neither be discouraged nor fear sacrificing their lives for the sake of their homeland and nation. This unique Turkish oration is an extremely important historical document in many respects, including the history of the formation of Turkish national consciousness in Iran and Turkili with Urmu (Urmia) as its center; the nation-building process of the Turkish people; the linguistic, literary, cultural, and political relations of the Turks of Turkili with the Ottoman Empire and the Caucasus; the development of Turkish prose; the history of the Turkish press in Turkili and Iran; and the influence of the Ottoman cultural, literary, and political environment on Turkili, particularly in the Urmu (Urmia) as the center of its western part. In the last decades of the nineteenth century and the first decades of the twentieth century, the western regions of Azerbaijan, centered on Urmu–Salmas, served as a major center for the formation of Turkish national identity and the birthplace of modern, democratic political Turkism. Political Turkism, along with efforts to recover, recognize, and represent the history and national culture of the Turks, was widespread and deeply rooted among the Turkish elites, intellectuals, statesmen, clergy, and military figures of western Azerbaijan, particularly in the Urmu–Salmas region. This speech ends with the slogan, “Long live the Turkish youth.” In the speech, the nationality of the people is identified as “Turk” in the modern sense, and the term “Iranian nation” is not mentioned. The emphasis on Turkish descent, the history of the Turks, and “Turkish ethnicity” in this speech is especially significant. This is because the Constitutional Movement had an Aryan racism and anti-Turkish pan-Iranism ideology, in which Turks were regarded as an inferior race and, sought to overthrow the Qajar Turkish state. At that time, contrary to Western Azerbaijan, in the political literature of East and Central Azerbaijan, the word "nation" referred simply to the "Iranian nation", and the concept of the "Turkish nation" was denied. The speeches and declarations of the Constitutionalist leaders in Tabriz always began with the phrase "Iranian nation" and ended with a greeting to the "Iranian nation". The language of this speech and other Turkish texts in the Feryad periodical is Common and Simple Turkish, which was the literary and written language throughout Turkili, the Caucasus, and rest of Iran in the second half of the nineteenth century and the first decades of the twentieth century. Common and Simple Turkish was originally the Ottoman-Istanbul Turkish (the western branch of the Western Oghuz), in which some Persian and Arabic words and expressions were replaced with native and local Turkish words fom the Turkmani dialect (the eastern branch of the Western Oghuz). This speech incorporates the Turkish proverbs and verses of Ottoman-Istanbul literary figures, as part of its own literature. In this speech, Azerbaijan is used in its true sense - that is, as part of the homeland of the Turkish people - and not as a "glossonym" (the name of the language), "ethnonym" (name of the national group), or "patronym" (name of the homeland). The conflation of these three distinct concepts, ad the labeling all of them as Azerbaijan in a totalizing way, was an anti-Turkish and colonialist plot of Stalinist Russia aimed at eradicating the Turkish national identity from the south Caucasus and northwestern Iran. 




Friday, January 29, 2016

پدیده‌ی کاظم‌زاده ایرانشهر تبریزی

پدیده‌ی کاظم‌زاده ایرانشهر تبریزی

 

مئهران باهارلی

(نوت: این مقاله تلفیق کامنت‌هایی است که در پاسخ کامنت‌های یک آزربایجان‌گرای تبریزی منسوب به جریان آزربایجان‌گرایی شارلاتانی (قاس. تور.) که با سائقه‌های محلی‌گرایی، هم‌شهری‌ خود کاظم‌زاده‌ی ایرانشهر را به عنوان شخصیت ملی آزربایجان تبلیغ می‌کرد نوشته شده است).

هر وقت از مانقورتیسم و تورکان دشمن هویت ملی تورک در ایران و تورک‌ایلی سخن می‌رود، عده‌ای نام‌هائی مانند کسروی و ارانی و سردار سپه - رضاشاه و تقی‌زاده و رضازاده شفق و ... را پیش می‌کشند. این تورک‌ها، مخصوصا نخبه‌گان تبریزی پان‌ایرانیست و نژادپرست آریایی نقشی بسیار منفی و تعیین کننده در جلوگیری از ایجاد شعور ملی تورک در ایران داشته‌اند. اما یک شخصیت وجود دارد که می‌باید وی را به عنوان مغز متفکر مانقورتیسم ضد تورک در آزربایجان و ایران شمرد: حسین کاظم‌زاده ایرانشهر تبریزی. وی شخصیتی معناً و روحاً، سرتاپا فارس شده بود که نقشی تاریخی در سد نمودن راه تشکل هویت و شعور ملی تورک در ایران و تورک‌ایلی بازی کرده است. تاثیر محوری و عمیق کاظم‌زاده ایرانشهر بر تشکل هویت ملی ایران، مفهوم ملت ایران، پرکردن محتوی این هویت ملی با فارسیت و دشمنی با عرب و تورک، مسموم نمودن اندیشه‌ی نسل‌های پی در پی متفکرین و روشن‌فکران تورک و فارس با نژادپرستی آریایی، به انحراف کشاندن مودرنیته در ایران، و .... بی‌مانند است.

کاظم‌زاده ایرانشهر، به نظر من فعلاً در صدر لیست تورکان از خود بیگانه‌ی ضد تورک و «گؤزقامانیسم - مانقورتیسم تبریزی»[1] در تاریخ معاصر ملت تورک جای دارد.

١- بر خلاف وارونه‌نمایی تاریخ نگاری آزربایجانی، در تاریخ معاصر ایران نه آریائی‌گرائی، نه باستان‌گرائی، نه تورک‌ستیزی و نه عرب‌ستیزی با سردار سپه – رضا شاه شروع نمی‌شود. مدارک و اسناد و نوشته‌های بی‌شمار گواهی می‌دهند که تورک‌ستیزی رسمی و دولتی در ایران اقلاً یک ربع قرن قبل از رضا خان و رژیم پهلوی، مدتی پیش از جنبش مشروطیت توسط انجمن‌های معارف تهران ١٨٩٨ و تبریز ١٩٠٠ و سپس اشغال تهران پایتخت دولت تورک قاجار و تسلط کامل فارس‌گرایان و تورک‌ستیزان بر دربار و دولت و مجلس در دوره‌ی مشروطیت و توسط جریانات و کسانی شروع شد که آزربایجان‌گرایان آن‌ها را جریانات و شخصیت‌های ملی خود و آزربایجان می‌شمارند. سردار سپه – رضا شاه و رژیم پهلوی فقط یکی از نتایج آریائی‌گرائی و روند تورک‌ستیزی قبلا ایجاد شده در ایران عمدتاً توسط گؤزقامانیسم - مانقورتیسم تبریزی، گؤزقامانیسم - مانقورتیسم قفقازی و گؤزقامانیسم - مانقورتیسم آزربایجانی هستند، نه علت آغازگر و سبب شروع کننده‌ی آن‌ها. هنگامی که مظفرالدین شاه در سال ١٩٠٠ برای رفع ممنوعیت تدریس به زبان تورکی در مدارس آزربایجان تقلا می‌کرد، مدت‌ها بود که تورک‌زدائی و تورک‌ستیزی و تلاش برای ممنوعیت زبان تورکی به عنوان یک مولفه‌ی آریائی‌گری، توسط انجمن‌های معارف تهران و تبریز به سیاستی رسمی – دولتی در ایران تبدیل شده بود. بدون درک این واقعیت‌های تاریخی، امکان چاره‌یابی و رفع آن‌ها هم وجود نخواهد داشت.











Wednesday, January 27, 2016

کوردوستان اوستانی‌نداکی تورک‌ایلی توپراق‌لاری‌ندان، مالوجه-مالیجا شه‌هه‌ری‌نده‌ن تورک‌جه آتاآناسؤزله‌ری - چین‌سؤزله‌ر

کوردوستان اوستانی‌نداکی تورک‌ایلی توپراق‌لاری‌ندان، مالوجه-مالیجا شه‌هه‌ری‌نده‌ن تورک‌جه آتاآناسؤزله‌ری - چین‌سؤزله‌ر

ضرب‌المثل‌های تورکی از شهر مالوجه – مالیجا، واقع در قسمت تورک‌ایلی استان کوردستان

مئهران باهارلی

 

KÜRDÜSTAN OSTANINDAKİ TÜRKİLİ TOPRAKLARINDAN, MALUCA KENTİNDEN TÜRKÇE ATAANASÖZLERİ – ÇINSÖZLER

TURKISH PROVERBS FROM MALUCA CITY, TÜRKİLİ REGION OF KORDESTAN PROVINCE

MÉHRAN BAHARLI

خلاصه:

تقسیمات اداری و مرزهای استان‌ها در ایران با پراکنده‌گی زبانی، قومی و ملی مردمان ساکن در داخل آن تطابق نه‌دارد. به عنوان مثال، منطقه‌ی ملی تورک در شمال غرب ایران، «تورک‌ایلی» بین ١٤ استان تقسیم و تجزیه شده است. تعدادی از این استان‌ها، از قرار دادن نواحی تورک‌نشین و غیر تورک‌نشین به طور مصنوعی در کنار هم ایجاد شده است. یکی از این استان‌ها، استان کوردستان است که مرکب از دو ناحیه‌ی کوردنشین و ناحیه‌ی تورک‌نشین است. قسمت کوردنشین استان کوردستان تقریباً دو سوم مساحت استان و جزئی از منطقه‌ی ملی کورد و یا «کوردستان»؛ قسمت تورک‌نشین استان کوردستان تقریباً یک سوم مساحت استان و جزئی از منطقه‌ی ملی تورک در شمال غرب و یا «تورک‌ایلی» است. در این نوشته، ضرب‌المثل‌هایی تورکی از روستای تورک مالوجه واقع در دهستان تالپیران (دلبران)، شهرستان قوروا (قروه)، در استان کوردستان را از وبلاگ مالوجا (سهراب معظمی نیکو) تقدیم کرده‌ام. این ناحیه‌ی تورک‌نشین، قسمتی از تورک‌ایلی است که در استان کوردستان قرار داده شده است.

اؤزه‌ت:

ایران‌داکی ایچ ایداری بؤلگه‌له‌رین ویا اوستان‌لارین سینیرلاری، خالقین دیلی، ائتنیک کؤکه‌نی و میلیت‌له‌ری ایله اویوم‌لو دئییل و بونلارلا اؤرتوشمه‌مه‌ک‌ده‌دیر. اؤرنه‌یین ایران‌ین قوزئی‌باتی‌سی‌نداکی تورک‌ایلی اولاراق بیلینه‌ن تورک اولوسال بؤلگه‌سی، ١٤ اوستانا بؤلوشموش‌دور. بو اوستان‌لارین نئچه‌سی تورک و تورک اولمایان بؤلگه‌له‌رین یاپای اولاراق بیر آرایا گه‌تیریلیپ بیرله‌شدیریلمه‌سی ایله اولوشموش‌دور. بو یاپای اوستان‌لاردان بیری ده کورد و تورک اولماق اوزه‌ره ایکی بؤلگه‌ده‌ن اولوشان کوردوستان اوستانی‌دیر. کوردوستان اوستانی‌نین کوردله‌رین یاشادیغی بؤلومو اوستان آلانی‌نین یاخلاشیق اوچ‌ده ایکی‌سی‌نی قاپساماق‌دا و کوردوستان اولوسال بؤلگه‌سی‌نین (کوردوستان‌ین) بیر پارچاسی‌دیر. کوردوستان اوستانی‌نین تورک بؤلومو اوستان یوزئیی‌نین یاخلاشیق اوچ‌ده بیری قه‌ده‌ردیر و تورک اولوسال بؤلگه‌سی‌نین (تورک‌ایلی‌نین) بیر پارچاسی‌دیر. بو یازیم‌دا تورک شه‌هه‌ری مالوجادان بیر سیرا تورک آتاآناسؤزله‌ری‌نی – چین‌سؤزله‌ری سوناجاغام. مالوجا، کوردوستان اوستانی‌نین قوروا ایلی‌نین تالپیران ایلچه‌سی‌نده یئر آلماق‌دادیر. بوتونویله تورک اولان بو بؤلگه کوردوستان اوستانی‌نداکی تورک‌ایلی توپراق‌لاری‌نین بیر پارچاسی‌دیر.

Özet

İran'daki iç idari bölgelerin veya ostanların sınırları, halkın dili, etnik kökeni ve milliyetiyle uyumlu değil ve bunlarla örtüşmemektedir. Örneğin İran'ın kuzeybatısındaki “Türkili” olarak bilinen “Türk Ulusal Bölgesi” 14 ostana bölünmüştür. Bu ostanların bir kısmı Türk ve Türk olmayan bölgelerin yapay olarak bir araya getirilip birleştirilmesiyle oluşmuştur. Bu yapay ostanlardan biri de Kürt ve Türk olmak üzere iki bölgeden oluşan Kürdüstan ostanıdır. Kürdüstan ostanının Kürtlerin yaşadığı kısmı, ostan alanının yaklaşık üçte ikisini kapsıyor ve “Kürdüstan Ulusal Bölgesi”nin (Kürdüstan’ın) bir parçasıdır. Kürdüstan ostanının Türk kısmı, ostan yüzeyinin yaklaşık üçte biri kadardır ve Türk Ulusal Bölgesi’nin (Türkili’nin) bir parçasıdır. Bu yazımda Türk kenti Maluca'dan bazı Türk ataanasözlerini - çınsözleri sunacağım. Maluca, Kürdüstan ostanının Korva ilinin Talpıran (Delbaran) ilçesinde yer almaktadır. Tümüyle Türk olan bu bölge Kürdüstan ostanındaki Türkili topraklarının bir parçasıdır.

Abstract

The borders of the internal administrative regions, i.e., Provinces or ostans in Iran do not align with the language, ethnicity and nationality of the people. For instance, the Turkish National Region, known as “Türkili”, in northwestern Iran is fragmented across 14 ostans. Some of these ostans are formed by artificially merging Turkish and non-Turkish regions. One of these artificial ostans, is the Kurdistan Province (ostan), which consists of two regions: Kurdish and Turkish. The Kurdish-inhabited part of the Kurdistan ostan covers approximately two-thirds of the ostan’s area and is part of the Kurdish National Region (Kordestan). The Turkish part of the Kurdistan ostan is approximately one-third of the ostan's surface area and is part of the Turkish National Region (Türkili). In this article, I will present some Turkish proverbs from the Turkish town of Maluca, which is located in the Talpiran (Delbaran) district of the Korva division in the Kurdistan Province (ostan). Totally Turkish populated, this region is part of Türkili in the Kurdistan Province (ostan).

Tuesday, January 26, 2016

حئیوان‌لارا ظولم ائده‌ن توپلوم، اینسان‌لارا ظولم ائده‌ن یؤنه‌تیم‌له‌ری یارادار

حئیوان‌لارا ظولوم ائده‌ن توپلوم، اینسان‌لارا ظولوم ائده‌ن یؤنه‌تیم‌له‌ر یارادار

 

مئهران باهارلی





١-هر چئشیت آجی چه‌کدیرمه‌ک، حئیوان و یا اینسانا، وحشی‌لیک‌دیر. بو آرادا:

-حئیوان‌لاری سیرک‌له‌رده، توریستیک یئرله‌رده، اوُرام‌لاردا (خییابان‌لاردا) .... اویناتماق،

-تفریح، ائیله‌نجه و ایدمان اوچون یاپیلان بوتون «آولاما» و شکارلار، اؤزه‌ل‌لیک‌له تورله‌ری یوخ اولماق‌دا اولان حئیوان‌لارین آولانماسی،

-هر چئشیت دینی اینانج و گه‌له‌نه‌ک اوچون، «نذر» و «قوربان» آدی آلتی‌ندا حئیوان‌لاری اؤلدورمه‌ک،

- کؤپه‌ک، اؤته‌گه‌ن (خوروز)، ... گیبی حئیوان‌لاری، بیر بیری‌نین جانی‌نا سالیپ دؤیوشدوره‌ره‌ک اؤلدورتمه‌ک،

- ایدمان، ائیله‌نجه و گؤسته‌ری آدی آلتی‌ندا، باربارلیغین زیروه‌سی اولان «بوغا گؤره‌شی» (گاوبازی، ....)، .... گیبی اییره‌نج‌لیک‌له‌ر،

-اه‌ت‌له‌ری یئمه‌ک اوچون قول‌لانیلان حئیوان‌لاری، اویوتمادان و حیس‌سیز ائتمه‌ده‌ن، هه‌له اینسان‌لارین گؤزو اؤنونده، سوپئرمارکئت‌له‌رده، سوقاق‌لاردا که‌سمه‌ک، پیشیرمه‌‌ک، دوغراماق،

-حئیوان‌لاری گئنیش و اؤلچوسوز بیچیم‌ده لابوراتووارلاردا اؤلومجول دئنه‌ی‌له‌رده قول‌لانماق

-اوخول‌ و بیلی‌یورت‌لاری‌ندا آناتومی و تشریح و ... درس‌له‌ری‌نده گه‌ره‌ک‌سیز یئره حیوان‌لاری اؤیره‌نجی‌له‌رین اه‌لی‌یله پارچالاییپ اؤلدورمه‌ک

-......

آشیری دره‌جه‌ده ایلکه‌ل، وحشی‌جه، آجیماسیز، ظالمانه و غئیرِ اینسانی داورانیش‌لاردیر. بو  چاغ‌دیشی اویقولامالارین هامی‌سی یاساق‌لانمالی و بئله وحشی‌لیک‌له‌ری یاپان‌لار یاسالارلا جزالاندیریلمالی‌دیرلار.

Monday, January 25, 2016

در تفاوت تاریخ حجاب و کشف حجاب بین دو ملت تورک و فارس

در تفاوت تاریخ حجاب و کشف حجاب

بین دو ملت تورک و فارس

 

مئهران باهارلی


تاریخ حجاب و تاریخ کشف حجاب بین دو ملت تورک و فارس در ایران دو تاریخ کاملا متفاوت است. در جامعه‌ی تورک کشف حجاب زنان - اگر بتوان به وجود هم‌چو مفهومی قائل شد - یک روند بطئی تاریخی، خودجوش، داوطلبانه و غیر دولتی از طرف خود زنان تورک؛ اما در تاریخ معاصر جامعه‌ی فارسی این روند یک روند مردانه، دولتی، جبری و از بالا به پائین بود. زنان فارس در کشف حجاب البته فاعلیتی نداشتند. اما در کشف حجاب تورکان ساکن در تورک‌ایلی و ایران، در اکثر موارد، کسی به جز زنان فاعل نبود.

در اصل، چادر برای زنان فارس پدیده‌ای خودی بود، زیرا ریشه‌ی زردشتی - پارسی داشت (نگاه کنید به نوشته‌ی: «رو گرفتن یک شیوه باستان ایرانی بوده» - احمد کسروی). اما چادر برای زنان تورک، نشان‌گر دوری از فرهنگ و تاریخ خود و استحاله در فرهنگ زردشتی - پارسی است. این واقعیت به صورت «تورکان زیباروی» در ادبیات فارسی هم منعکس شده است. نه آن که لزوما زنان تورک زیباروتر از زنان فارس (تاجیک) بودند. هر انسان و هر زنی زیبائی خاص خود را دارد. بلکه بدین سبب که زنان تورک بدون چادر و روبند در جامعه ظاهر می‌شدند و امکان رویت آن‌ها و کشف زیبائی‌شان فراهم بود. اما زنان فارس (تاجیک) در پشت چادر سنتی فرهنگ خود و روبند مخفی، و زیبائی طبیعی‌شان، مانند خودشان از انظار از جمله شعرا نهان بود.

Saturday, January 23, 2016

نامه‌ی تورکی‌ی تقی رفعت به محمدامین رسول‌زاده، و بعضی تلقی‌های نادرست رسول‌زاده

نامه‌ی تورکی‌ی تقی رفعت به محمدامین رسول‌زاده، و بعضی تلقی‌های نادرست رسول‌زاده 

مئهران باهارلی

خلاصه

روشن‌فکر، ادیب، سیاست‌مدار و دولت‌شخص تورک تقی رفعت، قبل از پیوستن به ماجرای پان‌ایرانیستی آزادی سِتان تبریز به رهبری شیخ محمد خیابانی در سال‌ پایانی جنگ جهانی‌ی اول، مخصوصا در دوره‌ی حاکمیت «دولت تورک اتحاد» و یا «تورک بیرلیک حاکمیتی» (٨ ژوئن ۱۹۱۸ - اول اوکتوبر ۱۹۱۸) به صدارت رهبر ملی تورک جمشید خان سوباتای‌لی افشار اورمویی – مجدالسلطنه (١٩٤٠ - ١٨٦٤) یک ملیت‌گرای تورک و از پیشگامان تورک‌گرائی‌ی دموکراتیک و ملی‌گرایی مودرن تورک در ایران و تورک‌ایلی بود. تقی رفعت دارای اشعار و مقالات و نمایش‌نامه‌ها و سخن‌رانی‌ها و ترجمه‌های متعددی به زبان‌های تورکی، فارسی و فرانسه است. بسیاری از این آثار مخصوصا آثار تورکی به لحاظ تاریخی فوق العاده مهم او حفظ، و یا جمع‌آوری و منتشر نه‌شده‌اند. مانند مقالات و اشعار تورکی او در نشریه‌ی «آزربایجان» اورگان «دولت تورک اتحاد» («تورک بیرلیک حاکمیتی»)، شامل شعری تورکی در ستایش فرمانده‌ی عوثمان‌لی خلیل پاشا که رفعت سرود و در مراسم استقبال از پاشا در تبریز خواند. یکی از نوشته‌های تورکی تقی رفعت که به دستمان رسیده، نامه‌ی سرگشاده‌ای منتشر شده در شماره‌ی ٦٨ روزنامه‌ی تجدد تبریز در ٢٣ ژانویه ١٩١٨ است. تقی رفعت، این نامه‌ی تورکی را در پاسخ یک مقاله‌ی محمدامین رسول‌زاده لیدر «تورک عدم مرکزیت فرقه‌سی مساوات» و سردبیر روزنامه‌ی «آچیق سؤز» نوشته است. این مکتوب تورکی منحصر به فرد از جهات تاریخی، سیاسی و نثر تورکی دارای اهمیت است. تقی رفعت در این نامه زبان تورک‌های ساکن در آزربایجان و ایران را «تورک‌جه» (تورکی) می‌نامد، و می‌گوید مردم دو آزربایجان در شمال و جنوب ارس، دارای زبان و فرهنگ و تبار یکسان هستند. در تاریخ‌نگاری‌ها و منابع ایرانی و آزربایجانی به ندرت به این نامه‌ی تورکی تقی رفعت اشاره می‌شود. هر جا هم که اشاره‌ای شده، همراه با وارونه‌نمائی و تحریف و دروغ‌پردازی، و دیدگاه‌های ایدئولوژیک شدیدا ضد تورک‌ است. در این مقاله نامه‌ی تورکی رفعت و دو اشاره به آن که از موضع آزربایجان‌گرایی ضد تورک انجام گرفته‌اند را بررسی کرده‌ام. یکی در روزنامه‌ی آزربایجان اورگان رسمی حکومت ملی آزربایجان، دیگری در کتاب ناهیدی آذر یک محقق تبریزی آزربایجان‌گرا. مقاله همچنین حاوی انتقادی بر تلقی رسول‌زاده از مفهوم آزری و تورک‌های ساکن در ایران است.

Özet

Türk aydını, yazar, siyasetçi ve devlet adamı Tağı Ref'et; özellikle, Türk ulusal lideri Cemşid Han Subataylı Afşar Urmuyi – Mecdü's-Seltene'nin (1864–1940) başkanlığındaki "Türk Birlik Devleti"nin (8 Haziran 1918 – 1 Ekim 1918) hüküm sürdüğü dönemde, bir Türk milliyetçisi ve İran ile Türkili coğrafyasında demokratik Türkçülüğün ve modern Türk milliyetçiliğinin öncülerinden biri idi. Bu süreç; Ref'et'in, I. Dünya Savaşı'nın son yılında, Tebriz'de Mehemmed Hiyabani'nin öncülüğündeki Pan-İranist Azadi Setan (Özgürlük alan) hareketine katılmasından önceki döneme denk gelmektedir. Tağı Ref'et'in Türkçe, Farsça ve Fransızca dillerinde çok sayıda şiiri, makalesi, tiyatro eseri, konuşması ve çevirisi bulunmaktaydı. Bu eserlerin pek çoğu —özellikle de tarihsel öneme sahip Türkçe yazıları— günümüze ulaşmamış veya derlenip yayımlanmamıştır. Örneğin "Türk Birlik Devleti"nin resmî yayın organı olan *Azerbaycan* gazetesinde yer alan Türkçe makaleleri ve şiirleri. Bunlar arasında, Ref'et'in, Osmanlı komutanı Halil Paşa övgüsünde kaleme alıp, Paşa’yı Tebriz'de karşılamak üzere düzenlenen törende okuduğu bir Türkçe şiir de yeralmaktadır. Tağı Ref'et'in günümüze ulaşan Türkçe yazılarından biri, 23 Ocak 1918 tarihinde Tebriz’de yayımlanan *Teceddüd* gazetesinin 68. sayısında neşredilen açık bir mektuptur. Ref'et, bu Türkçe mektubu; "Musâvât Türk Adem-i merkeziyet Fırkası"nın lideri ve *Açık Söz* gazetesinin başyazarı olan Memmed Emin Resulzade’nin bir makalesine cevaben kaleme almıştır. Tağı Ref'et'in bu eşsiz Türkçe mektubu, büyük bir tarihî, siyasî ve edebî öneme sahiptir. Bu mektupta Rafat; Azerbaycan ve İran'da yaşayan Türklerin dilinden "Türkçe" olarak söz etmekte ve Aras Nehri'nin kuzeyinde ve güneyinde yer alan iki Azerbaycan halkının aynı dili, kültürü ve kökeni paylaştığını belirtmektedir. İran ve Azerbaycan tarih yazımlarında ve kaynaklarında, Tağı Ref'et'in bu Türkçe mektubunddan nadiren söz edilir. Konu ele alındığında ise çarpıtma, olgusal hatalar ve aşırı Türk karşıtı ideolojik bir çerçeve eşliğinde gerçekleşir. Bu makalede, Ref'et'in Türkçe mektubunu inceliyor ve söz konusu mektuba iki atfı – bunlar Türk karşıtı Azerbaycancılık perspektifinden yapılmıştır -  analiz ediyorum: İlki, Azerbaycan Millî Hükûmeti’nin resmî yayın organı olan *Azerbaycan* gazetesinde yayımlanmış; diğeri ise Tebrizli Azerbaycancı yazar Nahidi Azar’ın bir kitabında yer almıştır. Makale ayrıca, Resulzade’nin “Azeri” kavramına ve İran’da yaşayan Türklere dair anlayışının bir eleştirisini de içermektedir.

Abstract

The Turkish intellectual, writer, politician, and statesman Taghi Rafat - Tağı Ref'et was a Turkish nationalist and a representative of democratic Turkism and modern Turkish nationalism in Iran and Türkili, particularly during the rule of the "’Turkish Unity State" or "Türk Birlik Devleti" (June 8, 1918 - October 1, 1918) under the presidency of the Turkish national leader Jamshid Khan Subatayli Afshar Urmuyi - Majdal-Saltaneh (1864 - 1940). This was before Rafat joined the Pan-Iranist movement of the Azadi Setan of Tebriz led by Mehemmed Khiyabani, during the final year of First World War. Taghi Rafat had numerous poems, articles, plays, speeches and translations in Turkish, Persian and French. Many of these works - especially his historically important Turkish writings - have not been preserved, or collected and published. This includes his Turkish articles and poems in Azerbaycan, the official Organ of the "Türk Birlik Devleti". Among them was a Turkish poem in praise of Halil Paşa, which Rafat composed and recited at the welcoming ceremony held to welcome the Ottoman commander to Tebriz, ...... One of Taghi Rafat’s Turkish writings that has come down to us is an open letter published in issue 68 of the Tajaddod newspaper on January 23, 1918 in Tebriz. Rafat wrote this Turkish letter in response to an article by Memmed Emin Resulzade, the leader of the "Equality Turkish Decentralization party" and editor-in-chief of the newspaper "Açıq Söz". Taghi Rafat's unique Turkish letter is of great historical, political, and literary significance. In this letter, Rafat refers to the language of the Turks living in Azerbaijan and Iran as "Turkish", and states that the people of the two Azerbaijans, north and south of the Aras River, share the same language, culture, and ancestry. In Iranian and Azerbaijani historiographies, and sources, this Turkish letter by Taghi Rafat is rarely mentioned. When it is discussed, it is accompanied by misrepresentation, distortion, factual inaccuracies, and extreme anti-Turkish ideological framework. In this article, I examine Rafat's Turkish letter and analyze two anti-Turkish Azerbaijanist references to it: One published in the Azerbaijan newspaper, the official organ of the Azerbaijan National Government, and the other in a book by Nahidi Azar, a Tabrizi Azerbaijanist author. The article also includes a critique of Resulzade's understanding of the concept of Azeri, and of Turks living in Iran.




Thursday, January 21, 2016

دهکده‌ی جهانی و روستای فارسی

دهکده‌ی جهانی و روستای فارسی

 

مئهران باهارلی

 

Saturday, August 16, 2003


سؤزوموز

برخی از دوستان و خواننده‌گان بین رفع ممنوعیت موجود از زبان و فرهنگ‌های اکثریت مردم ایران و رسمی و دولتی شدن آن‌ها از سویی، و روند جهانی شدن از سوی دیگر ضدیتی می‌بینند. به عبارت دیگر روند جهانی شدن را منوط به سلطه و حاکمیت انحصاری زبان، فرهنگ و ملت فارس بر کشور ایران می‌دانند. نوشته‌ی حاضر جمع‌بندی و بازنویسی نظرات چندی است که در این باره پیش‌تر در سؤزوموز خطاب به این دوستان و خواننده‌گان به مناسبت‌های گوناگون نوشته بودم و در آن‌ها اصرار بر حاکمیت انحصاری زبان و فرهنگ و ملت فارس بر مردم و ملل ایران و تلاش برای فارس‌سازی و یک‌رنگ‌سازی زبانی و فرهنگی آن‌ها را دشمنی با فرایند جهانی شدن و روند دموکراتیزاسیون ایران دانسته، هم‌چنین این سوال را مطرح کرده بودم: چه کسی گفته است که جهانی شدن و دهکده‌ی جهانی حکما و منحصرا با زبان و فرهنگ فارسی دست‌یافتنی است؟

چیزهایی در حال تغییراند

اتفاقاتی در دنیا روی می‌دهند، در منطقه و کشورهای اطراف چیزهایی در حال تغییراند. زیرا آنان که موظف به آموختن از تاریخ‌اند، درس‌های لازمه را فراگرفته‌اند. افزون بر آن فرایند جهانی شدن در اقتصاد و ارتباطات و انتگراسیون بین ملت‌ها، مرزهای مصنوعی خارج و داخل کشوری را بی‌معنی نموده است. در منطقه‌ی ما همه به آرامی و بی‌انقطاع، با بهت و حیرت، با آنچه که در جهان و همسایه‌گان روی می‌دهد و با حق و حقوق خود که دیرزمانی است از آن محروم نگاه داشته شده‌اند آگاه‌تر و آشناتر می‌شوند. خطوط قرمز سابق در حال پاک شدن‌اند. به جای کشیدن خطوط قرمز تازه‌ای که بی‌شک سریع‌تر از قبلی‌ها پاک خواهند شد، آیا بهتر نیست با اتخاذ سیاست‌های پراگماتیک‌تری به واقعیت چندملتی بودن کشور ایران و شرایط و الزامات جدید جهانی گردن نهاد؟

در مواجه با وضعیت جدید جهانی و منطقه‌ای می‌بایست در ایران نیز سیاست جدیدی در رابطه با ملت تورک و عموما سیاست نوئی در رابطه با مساله‌ی ملت‌های غیر فارس ایران بنیان گزارده شده، و در این میان به تبیین جای‌گاهی معقول و متناسب برای ملت فارس و زبان و فرهنگش در این سیستم آغاز، و تدابیری جدی و عاجل برای مهار کردن افزون‌خواهی‌های افراطیون منسوب به این عنصر ملى که در بسیاری از مراکز تصمیم‌گیری فرهنگی و آموزشی و تحقیقاتی کشور لانه کرده‌اند اتخاذ شود. از جمله می‌بایست چهارچوب حقوق خلق فارس به عنوان یکی از ملت‌های برابر‌حقوق تشکیل‌دهنده‌ی ایران و موقعیت متساوی زبان و فرهنگ و ملت فارس با دیگر زبان‌ها و ملت‌های ایران صریحا و بدون ابهام در قانون اساسی ذکر شود. 




Wednesday, January 20, 2016

الواح و مناجات تورکی‌ از عبدالبهاء (عباس افندی غُصْنِ اعظم)

الواح و مناجات تورکی‌ از عبدالبهاء (عباس افندی غُصْنِ اعظم) 

مئهران باهارلی

خلاصه

عبّاس افندی (۱۸۴۴ تهران – ۱۹۲۱ عکّا) معروف به عبدالبهاء، ‌فرزند ارشد بنیان‌گذار دین بهائی میرزا حسین‌علی نوری معروف به بهاءالله، جانشین او و سومین شخصیت محوری آن دین است. عبدالبهاء ٦٨ سال از عمر خود را در تبعید در قلم‌روی امپراتوری‌ی عوثمان‌لی گذراند. علاوه بر آن، تقریبا نیمی از گرونده‌گان به جریانات بابی و بهائی از تورک‌های تورک‌ایلی و دیگر نقاط ایران و قفقاز و خاورمیانه و تورکستان بودند. بدین سبب او، علاوه بر زبان مادری خود فارسی، با زبان‌های تورکی و عربی نیز آشنا گشت. از آثار بی‌شمار عبدالبهاء، تقریبا چهار پنجم آن‌ها به زبان فارسی، اکثریت مطلق بقیه به زبان عربی و تعداد بسیار اندکی به زبان تورکی است. در این مقاله هفت خطابه و مناجات تورکی از عبدالبهاء را به دو الفبای عربی و لاتینی تقدیم کرده‌ام. در این نوشته‌جات، عبدالبهاء فرقی بین تورکان عوثمان‌لی و آزربایجان (ایران، قفقاز) نه‌می‌گذارد، و به درستی همه را تورک و زبانشان را صرفا تورکی می‌نامد. نوشته‌جات تورکی عبدالبهاء به تورکی بسیط و مشترک رایج در عوثمان‌لی، آزربایجان، و ایران آن دوره است. اما در آن‌ها کلمات و عبارات فارسی، بسیار بیش‌تر از درجه‌ی معمول در تورکی عوثمان‌لی آن دوره وجود دارند. عبدالبهاء در نوشته‌های تورکی خود از اصطلاحات تخصصی مذهبی و عرفانی اسلام و قرآن و کلمات مهجور و نامانوس عربی هم به وفور استفاده می‌کند. هم‌چنین به لحاظ گرامری گاهی اوقات نوشته‌جات تورکی عبدالبهاء تحت تاثیر دستور زبان فارسی است. در مجموع نوشته‌جات تورکی عبدالبهاء، به زبانی ساده و خودمانی و یک تورکی متوسط نوشته شده‌اند و علی رغم اهمیت تاریخی‌شان، اهمیت فلسفی، سیاسی یا ادبی محدودی دارند.

Özet

Abdülbaha olarak bilinen Abbas Efendi (1844, Tahran – 1921, Akka); Bahai inancı’nın kurucusu Bahaullah’ın en büyük oğlu, onun halefi ve Bahai inancının üçüncü merkezi şahsiyetidir. Abdülbaha, hayatının 68 yılını sürgünde Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde geçirmiştir. Ayrıca Babi ve Bahai hareketlerine katılanların neredeyse yarısı; Türkili, İran'ın diğer bölgeleri, Kafkasya ve Orta Doğu'dan gelen Türklerdi. Sonuç olarak Abdülbaha, ana dili olan Farsçanın yanı sıra Türkçe ve Arapçaya da aşina hale geldi. Abdülbaha’nın çok sayıdaki eserlerinin yaklaşık beşte dördü Farsça, geri kalanların büyük kısmı Arapça, yalnızca çok azı Türkçe kaleme alınmıştır. Bu makalede, Abdülbaha’ya ait yedi Türkçe vaaz ve duayı hem Arap hem de Latin harfleriyle sundum. Bu metinlerde Abdülbaha, Osmanlı ile Azerbaycan (İran ve Kafkasya) Türkleri arasında herhangi bir ayrım yapmaz; aksine, onlardan tutarlı ve haklı bir biçimde topluca "Türk", dillerinden ise yalnızca "Türkçe" olarak söz eder. Abdülbaha'nın Türkçe yazıları, Osmanlı İmparatorluğu, Azerbaycan ve İran genelinde kullanılan ortak ve sadeleştirilmiş Türkçe biçimiyle kaleme alınmıştır. Bununla birlikte, bu yazılar, dönemin Osmanlı Türkçesinde alışılagelenden çok daha yüksek oranda Farsça sözcük ve ifade barındırır. Buna ek olarak Abdülbaha; İslam ve Kur'an'dan türetilmiş teknik dinî ve tasavvufi terminolojinin yanı sıra, günümüzde artık kullanılmayan çok sayıda arkaik Arapça kelime ve ifadeye de geniş ölçüde başvurur. Abdülbaha'nın Türkçe yazıları, dilbilgisi açısından da, zaman zaman Farsça sözdiziminin etkisini taşır. Genel olarak sade ve samimi bir üslupla kaleme alınmış bu Türkçe yazılar, tarihi önemlerine rağmen, edebi Türkçeye orta düzeyde bir hakimiyet sergilerler ve sınırlı ölçüde felsefi, siyasi veya edebi bir değere sahiptirler.

Astract

Abbas Efendi (1844, Tehran – 1921, Acre), known as ‘Abdu’l-Bahá, was the eldest son of Bahá’u’lláh, the founder of the Baha’i Faith, his successor, and the third central figure of the Bahá’í faith. ‘Abdu’l-Bahá spent 68 years of his life in exile within the Ottoman Empire. Furthermore, almost half of the converts to the Babi and Baha'i movements were Turks from Turkili and other regions of Iran, the Caucasus, and the Middle East. Consequently, in addition to his native Persian, ‘Abdu’l-Bahá became familiar with Turkish and Arabic. Of the numerous works of 'Abdu'l-Bahá, approximately four-fifths are in Persian, while most of the remainder are in Arabic, with only a few written in Turkish. In this article I have presented seven Turkish sermons and prayers by 'Abdu'l-Bahá in both Arabic and Latin scripts. In these texts, 'Abdu'l-Bahá makes no distinction between the Turks of the Ottomans and of the Azerbaijan (Iranian, Caucasian). Rather, he consistently and rightly refers to them collectively as Turk and their language simply as Turkish. The Turkish writings of 'Abdu'l-Bahá are composed in the common and simplified form of Turkish that was used throughout the Ottoman Empire, Azerbaijan, and Iran. However, they contain a considerably higher proportion of Persian words and expressions than was customary in contemporary Ottoman Turkish. In addition, 'Abdu'l-Bahá makes extensive use of technical religious and mystical terminology derived from Islam and the Qur’an, as well as numerous obsolete archaic Arabic words and expressions. Grammatically, 'Abdu'l-Bahá's Turkish writings are at times influenced by Persian syntax. Overall, they are written in a simple and informal style, and display a moderate command of literary Turkish. Despite their historical importance, these Turkish writings possess limited philosophical, political, or literary significance.