شاه اسماعیل دوم، پادشاه سُنّی خاندان صفوی
و نواندیش دینی تورک
مئهران باهارلی
خلاصه
شاه
اسماعیل دوّم، سوّمین شاه دولت تورک - تورکمان قیزیلباشیه، احتمالاً در سالهای طولانی حبس در قلعهی
قهقههی پیشگین، به مذهب حنفی تسنن گراییده بود. علی رغم این، او حیاتی سکولار
داشت و در زندهگی شخصی خود اصول و قواعد شرع را رعایت نهمیکرد. دورهی حاکمیت
شاه اسماعیل دوم، دورهی غلبهی جبههی تورکمان – تورک بر جبههی غیر تورکمان – غیر
تورک (مرکب از تاجیکها، ارمنیها، گورجیها، تالشها، ....) در ساختار و دربار
دولت قیزیلباش است. شاه اسماعیل دوّم که هر دو مذهب شیعهی امامی و علوی را بدعت
در دین اسلام مىشمرد، در عرصهی اعتقادی و دینی یک سری از اقدامات و
اصلاحات را به اجرا گذاشت که در تضاد کامل با اهداف و برنامههای موسّس سلسلهی قیزیلباشیه
شاه اسماعیل اول، پدر او شیخ حیدر و پسر او شاه تهماسب اول بود. اقدامات و اصلاحات
رادیکال و تاریخی شاه اسماعیل
دوّم موازنهی
محوری سیاست مذهبی که اجداد او نهادینه کرده بودند را تماماً برهم زد.
سیاست
مذهبی شیخ حیدر، شاه اسماعیل اول و شاه تهماسب اول عبارت بود از: دشمنی با اهل
سنّت، ماشهگی برای دولتهای استعمارگر، امپریالیستی و صلیبی اوروپایی، دشمنی با جهان
اسلام و دنیای تورکیک، برادرکشی بین تورکها، بنیادگرایی شیعهی امامی فارسی – عربی،
دشمنی با تورکمانیت و انکار تورکمان بودن تبارشان، سرکوب تورکمانهای علوی غیر قیزیلباش، مسلط کردن روحانیون شیعی فارس – عرب
بر دولت، ارتقاء موقعیت غیر تورکمانها مخصوصا تاجیکها و ارمنیها در مقامات
کلیدی دولت، .... در حالی که اقدامات و اصلاحات شاه اسماعیل دوم موارد آتی را شامل
میشد: اعتدال دینی و مخالفت با تنگاندیشی و تعصب مذهبی، مسامحه نسبت
به عقاید مذهب سنّی، حمایت از اهل تسنّن به منظور تصحیح عدم توازن ایجاد شده بر علیه
اهل سنت تحت حاکمیت شاه اسماعیل اول و شاه تهماسب اول، مخالفت با غلو در مورد مقدسات و افراطیگری شیعهی
امامی متشرعه - فارسی و علویسم قیزیلباشی متصوفه – تورکی، تلاش برای کاهش ظواهر آن
دو مذهب در جامعه، از بین بردن بدعتهای دینی و زشتکاریهایی که شیخ حیدر، شاه
اسماعیل اول و شاه تهماسب اول رواج داده بودند، کاهش قدرت و نفوذ طبقهی روحانیون
شیعی امامی فارس و رهبران حرکت قیزیلباش، دور کردن آنها از دستگاههای دولتی و قدرت سیاسی
و مصادر
تصمیمگیری و جلوگیری از دخالتشان در امور کشوری، مخالفت با اصول
و احکام اساسی شیعهی امامی فارسی – عربی مانند ولایت امام علی، تلاش برای از بین
بردن شیعهی امامی فارسی و رواج دوبارهی تسنّن، جلوگیری از برادرکشی بین تورک، ارتقاء
موقعیت سیاسی تورکمانها، ... .
شاه اسماعیل دوم شدیداً با بی احترامی
به مقدسات اهل سنت و لعنت فرستادن به مقدسان مذهبی آنان مانند خلفای ثلاثه
(ابوبکر، عمر و عثمان) و عایشه همسر پیغامبر که توسط جدش شاه اسماعیل اول رایج
گشته بود، مخالف بود. او فرمانی صادر کرد که طبق آن هر کس که به این عمل دست زند
به قتل بهرسد.
او به شدت با تبرائیان به مقابله پرداخت،
معاش آنها را قطع و از فعالیتهایشان جلوگیری کرد. تبرائیان دستهجات تروریست
دولتی در زمان شاه اسماعیل اول و تهماسب اول بودند که در ملاء عام به کسانی که سه خلیفهی
نخست مسلمانان را لعن و نفرین نهمیکردند حمله میکردند و حتی را به قتل میرساندند.
شاه اسماعیل دوم روحانیون شیعی که در مقابل اصلاحات و سیاستهای جدید مذهبیاش مقاومت
میکردند را مورد تحقیر، تعقیب و آزار قرار داد؛ بسیاری را خانهنشین، زندانی و یا
تبعید کرد و تعدادی را به قتل رسانید. آنان را از دربار طرد و مستمری ایشان را قطع
کرد؛ دستور داد کتابهای مربوط به مذهب شیعه و احادیث امامان شیعه را از مساجد و
اماکن جمعآوری کنند. او عبارت « أشهَدُ أَنّ عَلیاً ولی َّالله » را از سکهها
حذف کرد.
سیاستها
و اصلاحات مذهبی تابوشکنانه و زیرو رو کنندهی شاه اسماعیل دوم، وی را علاوه بر یک
مصلح، به یک آزاداندیش دینی و پیشگام در نواندیشی اسلامی تورک هم تبدیل کرده است.
دویست سال بعد نادر شاه افشار، اقدامات و اصلاحات و سیاستهای مذهبی شاه اسماعیل
دوم را اخذ کرد و با افزودن مواردی جدید به آنها به عنوان دوکترین رسمی دولت تورک
افشاری قبول و به طور گستردهتر، اصولیتر، نهادینهتر، و در سطحی عالیتر ادامه
داد. در تاریخنگاری تورک و تورکایلی شاه اسماعیل دوم و نادر شاه افشار، به سبب پایان
دادن به صفویسم ضد تورک و برادرکشی میان تورکها و ارتقاء تورکیت، شخصیتهایی ملی
به شمار میروند. بر خلاف شاه اسماعیل اول و شاه تهماسب اول و شاه عباس اول که ماشهی
دولتهای صلیبی و امپریالیستی اوروپایی ضد تورک بودند و در نتیجه شخصیتهایی غیر
ملی هستند.
Özet
Türkman-Türk
Kızılbaş devletinin üçüncü şahı olan Şah İsmail II, muhtemelen Pişgin'deki
Kahkaha Kalesi'nde geçirdiği uzun hapislik yılları sırasında Sünni İslam'ın
Hanefi mezhebine geçmiştir. Buna rağmen Şah İsmail II seküler bir yaşam tarzı
benimsemiş ve kişisel hayatında şeriatın ilke ve kurallarına riayet etmemiştir.
Şah İsmail II'nin saltanatı, Kızılbaş devletinin siyasi yapısı ve sarayındaki
Türkman-Türk kanadının; Tacikler, Ermeniler, Gürcüler, Talışlar ve
diğerlerinden oluşan Türkman ve Türk olmayan kesime karşı üstünlük sağladığı
bir dönemi temsil eder. Hem İmami Şii hem de Alevi mezheplerini İslam'dan
sapmış sapkınlıklar olarak gören Şah İsmail II; Kızılbaş akımının kurucuları ve
başlıca mimarları olan Şah İsmail I, onun babası Şeyh Haydar ve onun selefi Şah
Tahmasb I'in amaç ve politikalarıyla taban tabana zıt bir dizi dini tedbir ve
reformu hayata geçirdi. Bu radikal ve tarihi öneme sahip olan tedbir ve
reformlar, atalarının oluşturup kurumsallaştırdığı temel dini politika ve
düzeni kökten sarstı.
Şeyh Haydar, Şah İsmail I ve Şah Tahmasb I'in dini ve ideolojik
politikaları; Sünnilere yönelik düşmanlık; Avrupalı Haçlı, sömürgeci ve
emperyal güçlerle müttefik olma ve onlar adına bir piyon ve vekil güç işlevi
görme; hem İslam dünyasına hem de Türkik dünyasına düşmanlık; Türkler arasında
kardeş kavgası çatışmalarının körüklenmesi; Fars-Arap kökenli İmami Şii
köktendinciliğinin teşvik edilmesi; Türkman kimliğine yönelik
düşmanlık, kendi Türkman kökenlerinin inkârı; Kızılbaş olmayan Alevi Türkmanların
baskı altına alınması; devlet işlerinde Fars ve Arap kökenli Şii din
adamlarının ağırlığı; ve başta Tacikler ile Ermeniler olmak üzere Türkman
olmayan grupların hükümet ve saray yönetiminde nüfuzlu konumlara getirilmesi ile karakterize edilebilir. Buna karşılık, Şah İsmail II tarafından getirilen
tedbirler ve reformlar şunları içeriyor: dini ılımlılık ile mezhepsel dar
görüşlülük ve bağnazlığa karşı duruş; Sünni inançlara hoşgörü; Şah İsmail I ve
Şah Tahmasb I'in Sünnilere yönelik politikalarının yarattığı dengesizliği
giderme çabasıyla onlara destek verilmesi; hem Fars-Arap İmamiyye Şiiliği'nin
hem de Türk Kızılbaş Aleviliği'nin aşırılıklarına ve onların kutsal
şahsiyetlerini aşırı yüceltilmesine karşı çıkılması; bu iki inançın kamusal
alandaki tezahürlerinin ve uygulamalarının azaltılmasına yönelik girişimler;
Şeyh Haydar, Şah İsmail I ve Şah Tahmasb I dönemlerinde teşvik edilmiş olan
dini sapkınlıkların ve çirkinliklerin ortadan kaldırılması; Fars
İmami Şii ruhani sınıfının ve Kızılbaş hareketi liderlerinin devlet
kurumlarından, siyasi otoriteden ve kilit karar alma mevkilerinden
uzaklaştırılarak güç ve nüfuzlarının azaltılması; devlet işlerine
müdahalelerinin önlenmesi; İmam Ali'nin velayeti gibi Fars-Arap İmami
Şiiliğinin temel ilke ve esas doktrinlerine karşı çıkılması; Fars İmami Şii
mezhebinin ortadan kaldırılması ve Sünniliğin yeniden tesis edilmesi yönünde
çabalar; Türkler arasındaki kardeş kavgalarının önlenmesi ve Türkmanların
siyasi statüsünün güçlendirilmesi.
Şah
İsmail II; büyükbabası Şah İsmail I döneminde yaygınlaştırılıp
kurumsallaştırılan, Sünni kutsal şahsiyetlerin aşağılanması ve başta ilk üç
halife (Ebû Bekir, Ömer ve Osman) ile Hz. Muhammed'in eşi Âişe olmak üzere
saygı duyulan Sünni şahsiyetlere ritüel olarak lanet okunması uygulamalarına
şiddetle karşı çıkmış, bu tür eylemlerde bulunanlar için ölüm cezası öngören
bir ferman yayınlamıştır. Ayrıca, Tabarra'ilere karşı sert önlemler almış, onların gelirlerini
ellerinden alıp faaliyetlerini yasaklamıştır. Tabarra'iler, Şah İsmail I ve Şah
Tahmasb I dönemlerinde devlet destekli terör gruplarıydı. Bu gruplar, ilk üç
halifeye lanet okumayı reddeden herkese saldırır ve hatta zaman zaman
öldürürlerdi. Şah İsmail II, özellikle yeni
dini reformlarına ve politikalarına direnen Şii din adamlarını aşağılıyor,
taciz ediyor ve baskı yapıyordu. Bu doğrultuda çok sayıda Şii din adamını
saraydan uzaklaştırdı ve maaşlarını kesti. Bazı Şii din adamlarını gözetim
altında tuttu, hapse attırdı veya sürgüne gönderdi; kimi durumlarda ise idam
ettirdi. Camilerden ve diğer kamu kurumlarından, Şii inancına ve Şii İmamların
geleneklerine (hadislerine) dair kitapların toplatılıp el konulması talimatını
verdi. Ayrıca, madeni paralar üzerindeki İmam Ali'nin velayetine (*wilāya*)
atıfta bulunan ibarelerin kaldırılmasını emretti.
Şah
İsmail II'nin tabuları yıkan ve çığır açan dini politika ve reformları, onu
yalnızca bir reformcu olarak değil, aynı zamanda dini bir liberal ve Türk-İslam
düşüncesinde yeniliğin öncüsü olarak konumlandırmıştır. Yaklaşık iki yüzyıl
sonra Nadir Şah Avşar, Şah İsmail II'nin dini reform ve politikalarının
birçoğunu benimsemiş; bunlara kendi girişimlerini de ekleyerek Türk Avşar
devletinin resmi doktrinine dahil etmiş, onları daha geniş, daha sistematik,
daha kurumsallaşmış ve daha kapsamlı bir ölçekte hayata geçirmiştir. Türk ve Türkili tarih
yazımında Şah İsmail II ve Nadir Şah Avşar; Türk karşıtı Safevilik ideolojisi
ve doktrinine son verme, Türkler arasındaki kardeş kıyımına bir son getirme ve
Türkçülüğü yüceltme çabaları nedeniyle milli şahsiyetler olarak kabul
edilirler. Bu isimler; Türk karşıtı Haçlı ve emperyalist Avrupa güçlerinin
piyonu veya vekil gücü olarak hareket eden ve bu nedenle milli hain olarak
görülen Şah İsmail I, Şah Tahmasb I, ve Şah Abbas I ile keskin bir zıtlık
oluştururlar.
Abstract
Shah Ismail II, the third shah of the Turkman-Turk Qizilbash state, probably converted to the Hanafi sect
of Sunni Islam during his long years of imprisonment in the Qahqaha fortress of
Pishgin. Despite this, he led a secular lifestyle and did not observe the
principles and rules of the Sharia in his personal life. The reign of Shah
Ismail II represents a period I which the Turkman-Turk faction gained dominance
over the non-Turkoman, non-Turk front (composed of Tajiks, Armenians,
Georgians, Talysh, and others) whitin the political structure and court of the Qizilbash
state.
Shah
Ismail II, who regarded both the Imami Shi’i and Alevi sects as heretical
deviations from Islam, implemented a series of radical and far-reaching
religious measures and reforms that stood in complete contradiction to the aims
and policies of the founders and principal architects of the Qizilbash dynasty,
namely Shah Ismail I, his father Sheikh Haidar, and his predecessor Shah
Tahmasp I. These measures and reforms fundamentaly distupted the pivotal religious
policy that his ancestors had established and institutionalized.
The
religious and ideological policy of Sheikh Haidar, Shah Ismail I, and Shah
Tahmasp I was characterized by hostility towards Sunnis, alignment and
functioning as pawn and proxy force for European crusader, colonial, and imperial
powers; antagonism toward both the broader Islamic world and the Turkic world; encouragement
of fratricidal conflict among the Turks; promotion of Persian-Arab Imami Shi’i
fundamentalism; hostility toward Turkman identity and the denial of their own Turkman
ancestry, suppression of non-Qizilbash Alevi Turkmans; the predominance of Persian-Arab
Shi’i clerics in the affairs of the state; and elevation of non-Turkman groups,
especially Tajiks and Armenians, to influential positions within the government
and royal administration.
By contrast, the measures and reforms introduced by
Shah Ismail II included religious moderation and opposition to sectarrian
narrow-mindedness and fanaticism; tolerance toward Sunni beliefs; support for
Sunnis in an effort to redress the imbalance created by the policies of Shah
Ismail I and Shah Tahmasp I against them; opposition to the exaggeration of
sacred figures and the extremism of both Persian-Arab Imami Shi’ism and the
Sufi-Turkish Qizilbash Alevism; attempts to reduce the public manifestations and
practices of those two religions; the elimination of religious heresies and
abominations that had been promoted under Sheikh Haidar, Shah Ismail I, and
Shah Tahmasp I; the reduction of the power and influence of the Persian Imami
Shi’i clerical establishment and the leaders of the Qizilbash movement by
removing them from government institutions, political authority, and key
decision-making positions; the prevention of their interference in state
affairs; opposition to the fundamental principles and core doctrines of
Persian-Arab Imami Shi’ism, such as the doctrine of guardianship (wilāya) of
Imam Ali; efforts to eliminate Persian Imami Shi’i sect and restore Sunnism; the
prevention of fratricidal conflicts among the Turks; and strengthening of the political status of Turkmans.
Shah
Ismail II strongly opposed the desecration of Sunni sacred figures and ritual cursing
of revered Sunni personalities, such as the first three caliphs Abu Bakr, Umar,
and Uthman, as well as Aisha, the wife of the Prophet Muhammed, practices that had
been popularized and institutionalized under the rule of his grandfather Shah
Ismail I. He issued an edict decreeing the death penalty for anyone who engaged
in such acts. He also took severe measures against the Tabarra'is, depriving
them of their incomes and prohibiting their activities. The Tabarra'is were
state sponsored terrorist groups during the reigns of Shah Ismail I and Tahmasp
I. They would intimate, assault, and sometimes kill anyone in the public who refused
to ritually curse the first three caliphs. Shah Ismail II humiliated, harassed, and persecuted
Shi’i clerics who resisted his new religious reforms and policies. He placed
some under confinement, imprisoned or exiled, or in some cases executed others.
He expelled a number of Shi’I clerics from the royal court and terminated their
pensions. He ordered the confiscation and collection from the mosques and other
public institutions of books relating to the Shi’i religion and the traditions
(hadiths) of the Shi’i Imams. He ordered the removal from the coinage of inscriptions referring to the guardianship (wilāya) of Imam Ali.
The
taboo-breaking and groundbreaking religious policies and reforms of Shah Ismail
II established him, not only as a reformer but also a religious liberal and a
pioneer of innovation in Turkish Islamic thought. Nearly two centuries later,
Nader Shah Afshar adopted many of the religious measures, reforms, and policies
of Shah Ismail II and, while introducing additional initiatives of his own, incorporated
them into the official doctrine of the Turkish Afshar state. Under Nader Shah, these policies were
implemented on a broader, more systematic, more institutionalized, and more comprehensive
scale. In Turkish and Turkili
historiographies, Shah Ismail II and Nader Shah Afshar are regared as national
figures because of their efforts to end anti-Turkish Safavism ideology and doctrine,
to bring and end to fratricide among the Turks, and to promote Turkism. They
stand in sharp contrast to Shah Ismail I, Shah Tahmasp I, and Shah Abbas I, who
are portrayed as having served as the pawns or proxy forces of anti-Turkish
crusader, and imperial European powers and are consequently regarded as national
traitors.
.png)